Lût’un (a.s) ikazlarına kulak asmayan, fıtratı bozan arzularını gayr-i insânî yollarla tatmine yönelen ve şehvetlerini ilah edinen bir toplum, Kur’an’da boşuna anlatılmaz. Onlar, sadece geçmişte yaşamış bir kavim değil; ibret alınsın diye önümüze konmuş canlı bir uyarıdır.
Sodom ve Gomore’nin ticaret yolları üzerinde duran harabeleri, sadece arkeolojik bir kalıntı değildir. O yıkıntılar, Allah’a ve elçisine isyan eden herkes için sessiz ama sarsıcı bir hitaptır. Özellikle de Kureyş gibi, kendilerini dokunulmaz sananlara…
Hiç kimse, yaptıklarının yanına kâr kalacağını zannetmemelidir.
Daha güvenli yaşamak için evlerini dağların yamaçlarındaki kayaları oyarak inşa eden Hicr halkı da aynı yanılgıya düşmüştü. Zenginlikleriyle övünen, ticari güçlerine güvenen Eyke halkı da…
Tedbir aldılar, sağlam yapılar kurdular, servet biriktirdiler. Ama Allah’ın elçilerine karşı geldiklerinde, ne tedbirleri işe yaradı ne de zenginlikleri onları kurtarabildi.
Kur’an’ın anlattığı bu kıssalar, “önlem almayın” demek için değil; önlemi Allah’a karşı gelmeden almak gerektiğini öğretmek içindir.
- Dünya hayatı başıboş yaratılmamıştır.
- Peygamberler rastgele gönderilmemiş,
- Ayetler boşuna indirilmemiştir.
İnsan, keyfine ve şehvetine göre yaşayıp sonra da kendi hayal ettiği bir akıbeti yaşayacağını sanamaz.
İlâhî adalet nettir ve değişmez:
- “Herkes ancak kazandığına rehindir.”
Bu yüzden kurtuluş; arzulara teslim olmakta değil,
- İbret almakta,
- Hesabı hatırlamakta
- Ve istikameti vahye göre belirlemektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Lût kavminin kıssası sadece belirli bir günahı mı anlatır?
- Hayır. Fıtratı bozmayı, şehveti ölçüsüzleştirmeyi ve uyarılara karşı kibri anlatır.
Kur’an neden eski kavimlerin helâkini tekrar tekrar anlatır?
- Aynı hatalar tekrar edilmesin, tarih ibret olsun diye.
“Herkes kazandığına rehindir” neyi ifade eder?
- Kimsenin başkasının günahını ya da kurtuluşunu yüklenmeyeceğini; herkesin kendi tercihinin sonucunu yaşayacağını.
Bu kıssalar günümüz insanına ne söylüyor?
- Günahın moderni olmaz, helâkin tarihi eskimez; ilâhî adalet her çağda geçerlidir.

