Furkan Suresi Mekki’dir ve 77 ayettir. Adını birinci ayette ki, hak ile batılı birbirinden ayırt eden anlamına gelen furkan kelimesinden almıştır. Kur’an’a gore 25. suredir.
Yüce Allah, insanlığa bir uyarıcı ve yol gösterici olarak; hak ile batılı, doğru ile eğriyi, Sırat-ı Müstakim ile sapıklığı kesin olarak ayırt eden Kur’an’ı indirmiştir. Buna rağmen, Mekke müşrikleri, mülkün sahibi olan Allah’ı bırakıp, kendileri yaratılmış olan, hiçbir şeyi yaratamayan, kimseye zarar ya da fayda verme gücüne sahip olmayan ve kendilerinden daha aciz varlıklara (putlara) tapmaya devam etmekteydiler.
Müşrikler, Kur’an’ın ilahi kaynağını kabul etmemek için farklı bahaneler öne sürdüler:
- Başlangıçta Kur’an’ın Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından yazıldığını iddia ettiler.
- Hz. Peygamber’in ümmî (okuma yazma bilmeyen) olduğunu hatırlayınca, bu sefer de Kur’an’ı ana dili Arapça olmayan Romalı bir köle gibi dışarıdan birinden öğrendiği iftirasını attılar.
Müşrikler, kendileri gibi yiyip içen, çarşı ve pazarda alışveriş yapan, olağanüstü güçleri olmayan bir insanın peygamber olamayacağını ileri sürerek Hz. Muhammed’in (s.a.v) peygamberliğini inkar ediyorlardı. Oysa onların asıl inkar etmek istedikleri şey, kıyamet, tekrar diriltilme, hesap ve ceza günüydü.
Lakin onların ahireti inkar etmeleri, elbette onları sorumluluktan ve kendilerini bekleyen vahim akıbetten kurtaracak değildir.
Kıyamet günü, müşrikler için çok çetin bir gün olacaktır. O gün, yeryüzünde taptıkları varlıklar (putlar, ilahlar) kendileriyle yüzleştirildiğinde, o varlıklar kendilerine tapıldığını inkâr edecekler. Sapıklıklarının asıl sebebi olarak ise şunları göstereceklerdir:
“Melekleri bize getir” veya “Biz, Allah’ı görmedikçe sana inanmayız” gibi hadlerini aşan sözler. Oysa gök yarıldığı zaman melekler indirilecek ve kafir, Şeytan’a uyduğu için duyduğu öfkeden ötürü ellerini ısıracak ve “N’olaydı, ben de Resul ile olaydım” diyerek pişmanlığını itiraf edecektir. Bu sırada Hz. Peygamber (s.a.v.) de kavminin kendisini ve Kur’an’ı dışladığını söyleyerek Kureyş’i Allah’a şikayet edecektir.
Kur’an’ın Tedricen (Aşamalı) İndirilmesi
Kur’an’ın diğer ilahi kitaplar gibi toptan indirilmemesinin (yaklaşık yirmi üç yılda bölümler halinde indirilmesinin) büyük hikmetleri vardır. Bu durum, Kur’an’ın ilahi olmadığını göstermez. Aksine, şu amaçlara hizmet eder:
- Kur’an’ın dura dura okunup özümsenerek hayata geçirilmesini sağlamak.
- Sorulacak sorulara ve ortaya çıkacak sorunlara anında cevap vermek.
- Hz. Peygamber’in kalbini sağlam tutmak ve O’na sürekli destek olmak.
Müşriklerin bu inkârcı tavrı yeni değildir. Firavun, ondan önce Nuh, Lut, Ad ve Semûd kavimleri de peygamberlerini alaya almış ve Allah’ın davetine icabet etmemişlerdi. Lut Gölü havzasını, Sodom ve Gomore harabelerini görenlerin bu olaylardan ibret almaları gerekmez miydi?
Fakat pek çoğu düşünme özürlü olan bu gafiller:
- Allah, bula bula bunu mu bize elçi gönderdi? veya
- İyi ki onun sözüne uyup da atalarımızın dininden ayrılmamışız diyerek hem Allah’ın elçisini hem de ayetlerini aşağıladılar.
Hevasının (nefsi arzularının) tutsağı olmuş, hakikati işitmeyen ve aklı hayra şerre ermeyen kimse, hayvan gibidir; artık onun iman etmesi beklenmez. Aslında bunlar, toptan helak edilip yerlerine yenilerinin getirilmesini hak eden bir topluluktur. Fakat Allah Teala, artık insanlardan geçmişteki gibi toplu helak uygulamalarını kaldırmıştır.
