İhlas, kan ve işkembedeki besinlerden süzülerek çıkan sal ve temiz bir süt gibidir.
Allah Teala üzerimizdeki nimetini onunla tamamlar. Bize düşen de, aynı O’nun yaptığı gibi, heva ve hevesin hakim olduğu nefsimizden halis ve pak ameller çıkarabilmektir. Sütün içinde bir kan veya işkembe artığı görduğümüzde ondan nasıl tiksinir ve içmezsek, Hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah Teala da bizim amellerimizde bir riya, şehvet ve heva bulaştığını gördüğünde onları asla kabul etmeyecektir.
O’nun, kudretiyle bizler için hayvanlar ve diğer canlılardan binek ve yiyecek edinmemezi sağladıysa, biz de yalnız O’na şükretmeli ve amellerimizi O’na halis kılmalıyız. O’nun nimetlerini yedikten sonra kazandığımız kuvvetle, salih ameller işlemeliyiz.
Kim, Allah Teala’nın onun için yarattığı nimetleri bilmezlik eder, emrettiği gibi dininde ihlasa yönelmezse, elbette ki gazab-ı ilahiye maruz ve azab-ı ilahiye müstehak olur. Çünkü böyle davranmakla, O’nun nimetlerine nankörlük etmiş, emirlerine baş kaldırmış olur
Kaynak: Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı (Kutü’l-Kulub) / C:I / bkz: 281
