Ey Gaflete Düşen İnsan!
Ey gaflete ve unutmaya dalmış olan, yaratılmışlığın ve mahluk olmanın gerekleri ile meşgul olan, türlü türlü asilikler ve günahlar işleyen insanlar!
Tekrar diriltip diriltemeyeceğimiz konusunda bir tereddüt, bir şüphe içindeyseniz, bilin ki hiçbir madde ve zaman yok iken yarattığımız gibi tekrar yaratmak bizim yapabileceğimiz bir iştir. Siz şüphe etmeyin.
Yaratılışın Aşamaları
Biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan, sonra uzuvları yarı belirlenmiş ve yarı belirlenmemiş mudgadan yarattık. Biz sizin vücudunuzu önce kuru bir topraktan yaratık. Sizinle onun arasında asla bir benzerlik bulunmamaktadır. Zira o nutfenin ve meninin esasıdır ve meni de topraktan oluşan gıdalardan meydana gelmektedir.
Sonra rahim içine serpilen nutfe de gıdaların özelliklerini taşımaktadır. Sonra rahim içine serpilen meniye şekil verdik ve sizi donmuş kan pıhtısı haline getirdik. Sonra bedenlerinizin uzuvlarını tayin ettik bu donmuş kandan et oluşturduk.
Bir kısmını bütün cüzleri düzgün ve tam cenin yarattık ki hiçbir aybı ve kusuru yoktur. Yaratılış fıtratını bilmeye, hidayeti ve doğru yolu ayırt etmeye kabiliyetli ve donatılı olarak yaratık. Bazılarını da eksik yarattık, mükemmellik derecesinden uzak yarattık. Bütün bu değişiklikler bizim kemal-i kudretimizin ve irademizin delilidir. Tedbirlerimizin ve hikmetlerimizin sağlamlığırı ifade eder.
Ana Rahminden Hayata, Hayattan Ölüm Sonrasına
Biz böyle yarattık. Size kudretimizi göstermek için böyle yaptık. Sonra o ceninlerden dilediğimizi müddetleri doluncaya kadar ana rahminde tutarız. Bütün yaratılmışlarla ilgili olarak ne kadar güçlü olduğumuzu size göstermek için böyle yaptık. Takdir edip yaratılmalarını gerçekleştirdiklerimizin hepsi doğru ve kusursuz yaratılmışlardır.
Sonra o yavruyu istediğimiz şekilde sabitleriz. Yani erkek veya dişi olmalarını takdir ederiz, ona göre şekilden şekle sokarız ve pek çok aşamadan geçiririz. Onun en mükemmel hale gelebilmesi için istediğimiz ve bildiğimiz müddeti doluncaya kadar bekletiriz.
Sonra sizi bir bebek olarak dünyaya çıkarırız. Yavru doğru zamana erişince, bedeninin azaları tamamlanınca ve bizim istediğimizin gerektirdiği olgunluğa kavuşunca ona ruhumuzdan üfürürüz. Çünkü ona üfürmemizde onun yaratılması ve dünyaya gelmesinin gevesine matuf bir sebep vardır.
Sonunda sizleri annelerinizin karnın dan korumaya ve emzirmeye muhtaç bir bebek olarak dışarı çıkama Sonra gücünüze kavuşmanız için sizi büyütürüz. Sizi çeşit çeşit beslemek suretiyle, türlü türlü gıdalarla büyütürüz, karakterinizi ve hissiyatınızı derece derece geliştiririz ki olgunluğa erişiniz, bedensel olarak kuvvetli hale geliniz, ortaya koymak için yaratıldığınız marifet ve hakikat meyvelerini veriniz
Bazılarınız vefat eder. Kendilerini buna muvaffak ettiklerimizin içinden bazıları bu güçlü çağına girmeden veya geldikten sonra ölürler Sizden bazılarımız bildiklerini de bilemez oluncaya kadar, ömrünün en düşkün çağına kadar yaşatılır. Erzel-i ömür düşkünlük ve ihtiyarlık yaşıdır ki akıl noksanlığı şeklinde, beden ve ruh yapısında zaafiyet şeklinde görülebilir.
Hatta bildiği şeylerle bile ilgisi kalmaz. Öyle olur ki çok iyi bildiği şeyleri sanki onun ilgi alanına hiç girmemiş gibi bilemez olur. Unutkanlık ortaya çıkar, hafıza kaybı ortaya çıkar ve idrak kaybolur. Bütün bunlar bizim kudret-i kamilemizi ortaya koymamız, tam ve her şeyi içine alan irademizi göstermemiz içindir. Bizim mükemmel gücümüze, yaptığımızın sağlamlığına ve bir hikmetinin bulunmasına şaşırma. Buna benzer olayları görmüyor musun?
Sen yer yüzünü kupkuru halde görürsün. Sen yeryüzünü kupkuru ve verimsiz bir halde, nemden ve rutubetten uzak, yeşillikten uzak, sanki bir kül gibi görüyorsun
Biz üzerine su indirdiğimiz zaman o topraklar kıpırdar, kabarır ve her çeşit bitkinin en güzelini ortaya çıkarır (Hac Süresi 5)
Biz o topraklanın canlılığını irade edip istediğimiz zaman yani içinde hayat özelliği bulunan suyu indirdiğimiz zaman o topraklar özlemle hareket eder. Bu hareketle beraber kabarır ve içindeki kuruluktan kurtulur ve havaya ulaşmak için yükselir, kendisine bahsedilmiş olan olgunluğa erişir.
Bu dereceye yükseldikten sonra da bizim kendisine verdiğiniz miktarlarla, yerden bitebilecek her sınıf ve çeşitten en güzel, en acayip bitkiler ortaya çıkar. Bu, akıl ve idrak sahipleri için, yok olanın tekrar var edilmesi ve ahret inancıyla ilgili her şeyin en açık delillerinden ve dayanaklarındandır.
Bu anlatılanlar ispat ediyor ki o Allah haktir. O Allah ölüleri diriltir ve o Allah her şeye kadirdir (Hac Süresi 6)
Mahlukatın nasıl yaratıldığını anlamayan akıllar için, reddetme hayalleri kuran zayıf kimseler için bu anlatılanlar göstermektedir ki azamet ve Kibriya kisvesiyle yücelmiş olan Allah sabittir, hakikattir, hak ve gerçek olma sadece ona mahsustur, ondan başka hiçbir şey var değildir, hak olarak ibadete layık olan Allah’tan başka hiçbir tanrı yoktur.
Her şeye gücü yeten olması, hayat sahibi olması, her şeyi yapabilen olması ve yaşatan olması özellikleriyle o Allah kendi iradesi ve isteğiyle ölüleri diriltir. Yine o Allah zatıyla, isim ve sıfatlarıyla her şeye kadirdir. Kudreti altında bulunan her şeyi, ilm-i huzurisi içinde kalan her şeyi ve yegane iradesiyle istediği her şeyi yapmaya en iyi gücü yetendir. Yaptıklarında en küçük bir hata, en küçük bir eksiklik veya en küçük bir tereddüt ve sallanma yoktur.
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: III / bkz: 388-390
