İslam fıkhında lian, evlilikte iftira ve zina iddialarını çözümleyen özel bir hükümdür. Lian süreci hem kadının mehir hakkını hem de çocuğun ve miras paylarının belirlenmesini kapsar.
Lian Eden Kadının Mehir ve Miras Hükümleri
Hadis-i şerifte, lian yapılan kadının mehir hakkı kendisine ait olduğu belirtilmiştir. Oğlu, annesine nispetle çağrılır ve lianın mirası, Allah’ın belirlediği ölçülere göre çocuğa ve annesine varis olarak uygulanır.
Alimler, çocuk ile anne tarafından farz sahibi ehil kimseler arasında mirasın gerçekleştiği hususunda ittifak etmişlerdir. Anne, erkek ve kız kardeşleri ile anneden ninesine göre pay alır. Çocuğun annesine ve diğer farz sahiplerine payları verildikten sonra geriye kalan miktar, red yoluyla annenin olur.
– Allah’ın belirlediği farz payı; çocuk, çocuğun oğlu veya iki erkek/kız kardeşi yoksa üçte birdir. – Bunlardan biri varsa pay altıda bire düşer. – Farz sahiplerinden artan miktar, İmam Malik ve Şafii’ye göre beytü’l-mala kalır. – Ahmed b. Hanbel’e göre kadın tek başına olursa asabe yoluyla malın tamamını alır. – İmam Ebu Hanife’ye göre kadın tek olursa malın üçte birini farz, kalanını red yoluyla alır.
Adam kadına “Karnındaki benden değil” derse, Hanefilere göre lian yoktur. Çünkü ceninin doğmadan önce hükmü yoktur. Hadise göre lian, hamilelikten değil iftiradan kaynaklanmıştır.
Fakihler, çocuğun kendisine ait olmadığı iddiasının süresi konusunda farklı görüşler belirtmiştir:
- Ebu Hanife (r.a): Belirli bir süre yoktur, doğumdan önce veya sonra ifade edilebilir.
- Ebu Yusuf ve Muhammed: Süre, nifas süresi olan kırk günle sınırlıdır.
- Hanefiler: Çocuk doğar doğmaz veya bir iki gün içinde söylemesi gerekir.
- İmam Şafii: İddia, doğum akabinde hemen yapılmalıdır; gecikirse geçersizdir.
Nafi’in İbn Ömer (r.anh)’dan rivayet ettiği hadise göre, Rasulüllah (s.a.v) bir adam ile karısı arasında lian yaptırmıştır. Böylece çocuk, adamın çocuğu olmaktan çıkmış ve annesine nispet edilmiştir. Ardından Rasulüllah (s.a.v) tarafları ayırmıştır.
Lian, hem kadının mehir hakkını korur hem de çocuğun ve miras paylarının doğru belirlenmesini sağlar. İslam hukuku, adaleti ve hakkaniyeti temin etmek için bu özel hükümleri koymuştur.
