Nikah Akdinde Şahitlik Müessesesi
İslam hukukunda nikah, sadece iki kişinin duygusal bir birlikteliği değil; toplumun temel taşı olan ailenin kurulmasını sağlayan, taraflara karşılıklı hak ve sorumluluklar yükleyen ciddi bir akittir. Hanefi mezhebine göre bu akdin geçerli (sahih) sayılabilmesi için en temel şartlardan biri aleni olması, yani şahitlerin huzurunda gerçekleştirilmesidir. Şahitsiz bir birliktelik, iffeti koruyan bir kalkan değil, belirsizliğe kapı açan bir hatadır.
Nikahın gizli kapılar ardında değil, şahitler huzurunda yapılması gerektiğine dair güçlü deliller mevcuttur. Hz. Aişe (r.anha) validemizden rivayet edilen; “Veli ve iki adil şahit olmadan nikah olmaz” hadis-i şerifi, bu meselenin temel dayanağıdır. İbn Abbas (r.anh) ise şahitsiz nikahlananları “fahişeler” olarak nitelendirerek, şahitliğin zinanın önündeki en büyük engel olduğunu vurgulamıştır.
Hanefi fakihlerine göre nikahın sahih olması için şahitlerin şu vasıflarda olması gerekir:
- En az iki erkek Müslüman veya bir erkek ile iki kadın Müslüman.
- Şahitlerin akil, baliğ (ergin) ve Müslüman olmaları şarttır.
- Şahitlerin nikah akdi (icap ve kabul) esnasında aynı mecliste bulunmaları ve tarafların beyanlarını bizzat işitmeleri gerekir.
İslam fıkhı, toplumsal işleyişi kolaylaştırmak adına bazı esneklikler de tanımıştır. Hanefilere göre, büyük günah işleyen (fasık) veya ahlaki durumu tam olarak bilinmeyen kişilerin şahitliğiyle de nikah akdedilebilir. Bunun sebebi, insanların iç dünyasını ve “gerçek adaletini” tespit etmenin zorluğudur. Görünürdeki iyilik hali, akdin tescili için yeterli görülmüştür. Ayrıca ama (görme engelli) bireyler de işitme yetileriyle şahitlik yapabilirler.
Gizli Nikah Kavramı ve Hz. Ömer’in (r.anh) İkazı
Nikahın gizli olması iki farklı şekilde anlaşılabilir. Fıkıh literatüründe bir nikah, gerekli sayıda şahitle (iki erkek veya bir erkek iki kadın) kıyılmışsa, bu artık aleni bir nikah hükmündedir; taraflar bunu başkalarına ilan etmeseler bile akit geçerlidir.
Ancak Hz. Ömer (r.anh), yeterli şahit olmadan sadece bir erkek ve bir kadının şahitliğiyle yapılan nikahı reddetmiş ve bunu “zina tehlikesi barındıran gizli bir evlilik” olarak tanımlamıştır. Buradaki ölçü şudur: Şahit sayısı tamam ise nikah sahihtir; şahit yoksa veya yetersizse, o birliktelik gayrimeşrudur.
Dini İstismar ve Gizli Dost Tuzağı
Makalenin başında belirtilen şartlar, helal bir yuva kurmak isteyenler içindir. Günümüzde evli olduğu halde eşinden gizli ikinci bir hayat sürmek, zinayı örtbas etmek veya dini nikah maskesi altında gayrimeşru ilişkileri meşrulaştırmaya çalışmak büyük bir vebaldir.
Not: Şahsi ihtiraslar ve nefsani arzular için nikah akdini bir kılıf olarak kullanmak, dini kendi emellerine alet etmektir. Şahitli nikahın amacı, mülkiyeti ve nesli korumak, tarafların haklarını teminat altına almaktır; günahı gizlemek değildir.
Nikah, tarafların birbirine ve Allah’a verdiği bir sözdür. Şahitler, bu sözün toplum nezdindeki mühürleridir. Hanefi mezhebinin bu hassas ölçüleri, ailenin onurunu ve kadının hukukunu korumak için vazgeçilmez birer güvencedir.
