1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Hanefi Mezhebine Göre; İhramın Yasakları Nelerdir?


1- Cinsel ilişkiye girmek, cinsel ilişkiden söz etmek, öpmek, şehvetle dokunmak gibi cinsel ilişkiyi tetikleyecek davranışlarda bulunmak. Sözleşme düzeyinde kalacak nikah akdi yapmak caizdir. Ancak zifafa girmek harandır. İhramlı iken nikah yapılabileceğinin delili şu rivayettir:

İbn Abbas’tan Hz. Peygamber (s.a.v) ihramlı iken Meymune validemiz ile evlendiği nakledilmiştir. İhramlı kimsenin nikahlanmasını engelleyecek bir sebep yoktur. Cinsel dürtüleri harekete geçirecek davranışlardan ve sözlerden sakınmanın haram olmasının delili ise şu ayettir: “Hac esnasında kadına yaklaşmak, günah sayılan davranışlara yönelmek, kavga etmek yoktur (Bakara Süresi 197)”

2- Herhangi bir haram fiili işleyerek Allah’a itaatten çıkmak. Gerçi haram fiilleri hac dışında da işlemek yasaktır. Ancak bunlar, hacda daha güçlü haram kılınmıştır.

3- Hac arkadaşları ve ilişki içinde olduğu diğer insanlarla tartışmak. Ancak kişi tartışmadan hakkını arayabilir veya zalim birini adaletin yerine gelmesi için yetkili mercilere şikayet edebilir.

4- Karada yaşayan hayvanları avlamak. Eti yenen ve yenmeyen hayvanları avlamak haramdır. Denizde yaşayan hayvanları avlamak ise bütün alimlerin ittifakı ile helaldir. Bunun delili ise şu ayettir:

“Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanmanız için) deniz avı yapmak ve onu yemek size helal kılındı. İhramlı olduğunuz müddetçe kara avı size haram kılındı. Huzuruna toplanacağınız Allah’tan korkun (Maide Süresi 96)”

İhramlı kimse ihramsız birinin Hill bölgesinde avladığı hayvanın etini yiyebilir. Hayvanın ihramsız kimse için avlanması ile ihramlı kimselere ikram etmek için avlanması arasında bir fark yoktur. Ancak ihramsız kimse ihramlı birinin emri, işareti, avlanacak hayvanı göstermesi veya yardımı ile avlanmışsa bu durumda ihramlı birinin avlanan hayvanın etinden yemesi haramdır.

Ebu Katade (r.anh) şöyle dedi: Hz. Peygamber (s.a.v) ile birlikte Medine’ye üç günlük mesafede Kaha denilen yerde idik. Kimimiz ihramsız kimimiz ihramlı idik. Arkadaşlarımın bir şeye baktıklarını gördüm. Bir de baktım ki bir vahşi eşek sürüsü! Arkadaşlarımdan yardım istedim. Onlar: “Bu konuda sana hiçbir şekilde yardım edemeyiz, biz ihramlıyız” dediler. Bunun üzerine sürüden bir eşeğe hamle yaptım, bir taşın ardından yaklaşıp avladım. Avımı alıp arkadaşlarıma getirdim. Bazıları “yiyiniz”, bazıları da “yemeyiniz” dediler. Biraz ilerimizde bulunan Hz. Peygamber’e (s.a.v) vardım ve bunu sordum. Hz. Peygamber(s.a.v): “Yiyiniz, helaldir” buyurdu.

İhramlı kimse, kendi avlamadığı veya kendisinin emri, işareti ve yardımı olmadan avlanan hayvanların etinden yiyebilir. Çünkü Ebu Katade ava çıktığı zaman sadece kendisi için avlanma niyetinde değildi. Aksine o, hem kendisi hem de arkadaşları için avlanma niyetini taşıyordu. Hz. Peygamber (s.a.v) de onun avladığı hayvanın herkes tarafından yenmesine izin vermiştir. Ebu Katade’nin arkadaşları için avlanma niyetine bakarak ihramlı kimselerin avdan yemelerini haram kılmamıştır.

5- Dikişli elbise giymek. İhramlı kimsenin dikişli elbise giymesi haramdır. Bunun delili ise şu rivayettir: Abdullah İbn Ömer’den (r.anh) nakledildiğine göre adamın biri “Ey Allah’ın Resulü! İhramlı bir kimse hangi elbiseleri giyebilir?” diye sormuştu. Resulüllah (s.a.v): “Gömlekleri, başa geçirilen takkeleri, şalvarları, şapkalı giysileri ve mestleri giyemez. Fakat iki ayakkabı bulamayan kimse mest giysin ve topuklardan aşağısını kessin. Siz ihramlılar, zaferan ve vers adı verilen bitki ile boyanmış olan elbise giymeyin” buyurmuştur.

  • Vers: Yemen’de yetişen sarı bir bitkinin adıdır

Bu konudaki bir başka delil ise şu rivayettir: Abdullah b. Ömer (r.anh) şöyle dedi: Bir adam kalkarak şöyle dedi: Ey Allah’ın Resulü! İhramlı iken hangi elbiseyi giymemizi emredersin? Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “İhramlı kişi gömlek, şalvar, sarık, burnus giyemez. Nalinleri (sandaletleri) yoksa mestlerini giyip ayak bileğindeki çıkıntılardan alt tarafını kessin. Zaferan ve vers ile boyanmış elbise giymeyin. İhramlı kadın yüzüne peçe takmasın, ellerine eldiven giymesin” Hz. Peygamber’in (s.a.v) “giymez” buyurması “giymesin” anlamına gelir. Buradaki haberi cümle inşai cumle anlamındadır

Dikişli elbise giymek erkekler için haramdır. Kadınlar ise dikişli elbise giyebilir. Bu konuda onlar, erkeklerden farklıdır. Ancak üzerinde zaferan ve vers’in izi bulunan elbise giyme konusunda kadın ve erkek eşittir.

İhramlı erkeğin her türlü dikişli elbise giymesi, başını ve ayaklarını örtmesi haramdır. Kadınların ise peçe ve eldiven kullanmaları haram kabul edilmiştir. Çoğunluğa göre kadınlar ihramlı iken peçe kullanamaz. Ancak Hanefilere göre peçe yüze temas etmiyorsa kullanılabilir. Ancak başın üzerinden öyle aşağı doğru yüzü örtmesi için bırakılan peçe her an yüze temas edebilir. Bu durum da dinen yasaklanan bir durumun gerçekleşmesi anlamına gelir.

Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v) “İhramlı kadın yüzüne peçe takmasın” buyurmuştur. Ancak yabancıların yanında kadının (yüzüne temas etmeden) peçe kullanması vaciptir. Eğer kadının peçesi yoksa bu durumda yabancı olan kimselerin ona bakmamaları vacip olur. Hanefiler bir açıdan hadis ile amel etmişlerdir, bir açıdan da fitneden emin olmaya çalışmışlardır.

6- İhrama giren erkeğin başını ve yüzünü örtmesi haramdır. Başın örtünmemesi konusunda alimlerin ittifakı vardır. Çünkü bu konuda şöyle bir rivayet vardır: İbn Abbas (r.anh) şöyle dedi: Bir deve ihramlı bir adamın boynunu kırarak onu öldürdü. Adamın cenazesi Resulüllah (s.a.v)’e getirildi. Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Onu yıkayın, kefenleyin, başını örtmeyin, güzel koku sürmeyin. Çünkü o, telbiye getirerek diriltilecektir”

Başını veya yüzünü bilerek veya unutarak gün boyu örten ihramlı bir erkeğin fidye ödemesi gerekir. Söz konusu fidye de kurban kesmektir. Eğer bir günden daha az zamanda örtmüşse bu durumda sadaka vermesi gerekir.

Tıraş Olmak. İhrama giren kimsenin başını tıraş etmesi ve vücudunun bazı bölgelerindeki kılları temizlemesi haramdır. Ancak bir mazereti varsa bu durumda tıraş olur ve fidye öder. Eğer mazereti olmadan tıraş olur veya vücudunun herhangi bir bölgesinden kıl koparırsa kurban kesmesi gerekir. Bu konuda herhangi bir alternatifi yoktur.

Resulüllah (s.a.v), Ka’b İbn Ucre’ye: “Herhalde bitler sana eziyet veriyor” dedi. Ka’b: Evet Ey Allah’ın Resulü! diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulüllah (s.a.v): “Saçlarını kazıt. Üç gün oruç tut veya altmış fakiri doyur, yahut bir koyun kes” buyurdu.

Hz. Peygamber (s.a.v) Ka’b İbn Ucre’ye bir zaruret halinden dolayı tıraş olması için izin vermiştir. Herhangi bir zaruret bulunmadan tıraş olan ihramlı kimsenin kurban kesmesi gerekir. İhramlı kimsenin bu hükmü bilip bilmemesi veya bilerek ya da unutarak tıraş olması bu hükmü değiştirmez. Alternatif hükümlerden birini seçme hakkı sadece zaruret halinde tıraş olan kimseler için söz konusudur. Fakiri doyurmak, yarım sa’ buğday, arpa ve hurma ile mümkündür. Ancak evla olan, yarım sa buğday vermektir. Kişi fidye olarak tutması gereken orucu dilediği yerde tutabilir, vermesi gereken sadakayı da dilediği yerde verebilir. Ancak kesmesi gereken kurbanı mutlaka harem bölgesinde kesmesi gerekir

Alimlere göre başı tıraş etmek ile vücudun herhangi bir bölgesinden kılları temizlemek aynı hükme tabidir. Sadece Davud ez-Zahiri bu konuda farklı düşünmüştür. Bir de kendisinden nakledilen bir görüşe göre İmam Malik, baş dışında vücudun bir yerinden koparılan kıllar için fidye gerekmediğini söylemiştir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v) Ka’b’a sadece başını tıraş etmesini emretmiştir.

Ebu Hanife’ye göre ihramlı biri, ihramsız birini tıraş ederse sadaka vermesi gerekir. Diğer imamlara göre ise bu durumda ne tıraş olana ne de tıraş edene bir fidye gerekir.

7- İhramdan sonra koku sürünmek. İhrama girdikten sonra koku sürünmek haramdır. Eğer sürülen koku zaferan ve haluk ise yıkanması gerekir. Eğer koku elbiseye sürülmüş ise elbisenin üç kez yıkanması gerekir. Bunun delili ise şu rivayettir: “Ya’la, Ömer’e (r.anh), ‘Resulülah’a vahiy geldiği sırada bana göster demişti. Hz. Peygamber Cirane‘de iken yanında bir grup insan vardı. Bu sırada bir adam geldi ve;

Ey Allah’ın Resulü! Koku sürünüp umre ihramına giren kimse hakkında ne buyurursunuz? diye sordu. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v) bir sure sustu. Daha sonra kendisine vahiy geldi. Ömer hemen Ya’la’ya işarette bulundu ve Ya’la geldi. Resul-i Ekrem’in üzerinde bir örtü vardı. Ya’la, başını Resulüllah’ın örtüsünün içine soktu. O sırada Hz. Peygamber’in yüzü kırmızılaşmıştı ve nefesi (uykudaki bir kimsenin çıkardığı ses gibi) hırlıyordu. Bir süre sonra bu durum ortadan kalktı.

Daha sonra Efendimiz, “Umre ile ilgili soru soran kimse nerede?” diye sordu. Bunun üzerine o soru soran adamı çağırıp Resulüllah’ın yanına getirdiler. Hz. Peygamber: “Üzerindeki kokuyu üç kez yıka, üzerindeki cübbeyi çıkar ve umreni, hacda yaptığın gibi yap” buyurdu. Ata’ya, “Hz. Peygamber, üç kez yıkamayı emrederken (kokudan) arındırmayı mı kastetti” dedim. O da “evet” diye cevap verdi.

Kişi ihrama girmeden önce istediği şekilde koku sürünebilir. Dilerse misk sürünür, dilerse başka bir koku. Çünkü ihramdan önce koku sürünmenin bir sakıncası yoktur, koku sürene de bir ceza konmamıştır. İhramdan önce sürülen kokunun ihramdan sonra etkisinin devam etmesinin bir engeli yoktur.

İhrama giren kimsenin kötü kokulu yağ/krem vb. kullanması her halükarda caiz değildir. Eğer biri böyle bir şey yapmışsa mutlaka fidye ödemesi gerekir. Eğer kişi tedavi amacıyla bunu yapmışsa bu durumda fidye ödemesi gerekmez.

8- Koku veren bir şeyi yemek ve içmek veya koku ile karıştırılmış bir şeyi yemek veya içmek. İhramlı kimse bizzat kendisi koku olan veya bir başka şeyle karıştırılmış kokuyu yiyemez, içemez. Ancak koku yemeğin içinde kaybolmuş, herhangi bir şekilde tadı ve kokusu kalmamışsa bunun yenmesinde bir sakınca yoktur. İhramlı kimse zeytinyağı ve katı yağları yiyebilir. Elini kokusuz sabun ile yıkayabilir. Güzel kokulu sabunları kullanması caiz değildir.

İhrama giren kimse bir tel saçını dahi dökmemek kaydıyla başını ve bedenini yıkayabilir. İmam Muhammed, İmam Malik’in şöyle dediğini nakletmiştir “İhramlı kimse Mekke’ye girerken ve Arafat’ta vakfeye çıkarken guslettiği zaman vücudunu ovmaz. Başına sadece su döker. Başından aşağı bol bol su döker. Başını suya daldırmaz.

Nafi şöyle demiştir: “İbn Ömer (r.anh) Harem’e en yakın olan bölgeye girdiği zaman telbiye getirmeyi bırakır ve Zü Tuva adlı yerde gecelerdi. Daha sonra sabah namazını orada kılar ve gusül abdesti alırdı. Ve Hz. Peygamber’in (s.a.v) de böyle yaptığını söylerdi.”

Abdullah İbn Abbas ve Misver İbn Mahreme (r.anh) Ebva’da görüş ayrılığına düştüler: Abdullah İbn Abbas “İhramlı kişi başını yıkayabilir” dedi. Misver “İhramlı kişi başını yıkayamaz” dedi. (Hadisi rivayet eden Abdullah İbn Huneyn dedi ki): İbn Abbas beni bu konuyu sormak üzere Ebu Eyyüb el-Ensari’ye gönderdi.

Onu kuyu başında iki direk arasına gerilmiş perde gerisinde yıkanırken buldum. Selam verdim. “Kimsin?” diye sordu. Ben: “Abdullah İbn Huneyn’im. Beni Abdullah İbn Abbas, Resulüllah’ın ihramlı iken başını nasıl yıkadığını sormak için gönderdi” dedim. Bunun üzerine Ebu Eyyüb elini perdenin üzerine bastırdı, başı göründü. Kendisine su döken birine “dök” dedi. Adam onun başına su döktü. Sonra Ebu Eyyüb iki elini başının üzerinde öne ve arkaya hareket ettirdi. Sonra “Hz. Peygamber’in (s.a.v) böyle yaptığını gördüm.” dedi. Bir başka rivayette Misver, İbn Abbas’a şöyle demiştir: “Artık seninle asla tartışmayacağım”

İhramlı biri ağaç gölgesinde oturabilir, çadır ve evde kalabilir, bunların gölgesinde oturabilir, bez ve şemsiye ile güneşten korunabilir, ancak bez ve şemsiyenin kafasına ve yüzüne temas etmemesi gerekir. Ümmü’l-Husayn’ın şöyle söylediği nakledilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.v) ile birlikte veda haccında ben de hac görevimi yerine getirdim. Şeytan taşladığı zaman Hz. Peygamber’i (s.a.v) görmüştüm. O, şeytan taşladıktan sonra bineği ile oradan ayrılmıştı. Yanında Bilal ve Usame vardı. Biri bineğini sürüyor, diğeri elbisesini Hz. Peygamber’in (s.a.v) başının üstüne kaldırıp onu güneşten koruyordu.”

Cabir’den nakledilen ve Hz. Peygamber’in (s.a.v) haccını anlatan uzun hadisin içinde şöyle bir bilgi yer almaktadır: “Nihayet Hz. Peygamber (s.a.v) Arafat’a geldi. Nemira’da kendisi için bir çadır kurulduğunu gördü. Sonra Allah Resulü s(s.a.v) o çadıra indi”

İhramlı kimse akrep, fare, karga, çaylak, saldırgan köpek, yılan, kurt ve saldırgan her türlü hayvanı öldürebilir. İmam Malik bunlara ilave olarak insanlara saldıran ve insan yiyen aslan, kaplan, leopar gibi yırtıcı hayvanların da öldürülebileceğini söylemiştir. O, bu konuda İbn Ömer’den naklettiği şu rivayete dayanmıştır. “Şu beş hayvanı öldürmek, ihramlı biri için günah değildir. Karga, çaylak, akrep, fare ve saldırgan köpek”

1- Herhangi bir mazeret olmadan tıraş olmak ve vücudun herhangi bir yerinden kıl koparmak.

2- Herhangi bir mazeret olmadan tırnakları kesmek. Kırılan tırnağı koparmakta bir sakınca yoktur. Ancak kişinin eli ile tırnağını koparması durumunda kurban kesmesi gerekir.

3- Erkeklerin başını kapatması, yüzünü örtmesi, dikişli elbise ve iç çamaşır giymesi.

4- Rida’nın bağlanması, düğme kullanması ve ilik yeri açılması, iğne, iplik ve çatal iğne kullanılması, izarı çatal iğne ile tutturmak. Çünkü çatal iğne kullanmak dikmek hükmündedir. İzarı bağlamak caizdir. Çünkü kişi avret yerini örtmek için buna mecburdur. Kişi yiyeceğini veya parasını taşıdığı kemerini beline bağlaya- bilir. İhramlı iken palto vs. giyemez. Ancak omzuna atabilir. Bu durumda fidye gerekmez. İhramlı kimse yüzük takabilir ve saat kullanabilir.

5- İhramlı kimse koku kullanamaz. Güzel koku kullanan kimsenin fidye vermesi lazım. İhramlı kimse güzel kokan kokuları koklayamaz ve güzel kokan şeyleri üzerine süremez. Bunun haram olduğu konusunda ihtilaf yoktur. İhramlı kimse, içinde koku olan şeyi yiyemez. Bir çaba göstererek güzel kokan bitki, meyve vb. şeyleri koklayamaz. Eğer burnuna bu tür şeylerin kokusu gelirse bunda bir sakınca yoktur. Bu durumda fidye ödemesine gerek yoktur.

6- Avlanmak. Karada yaşayan hayvanları öldürmek ve avlamak haramdır.

7- Normal olan yerden cinsel ilişkiye girmek.

8- Normal olmayan yoldan cinsel ilişkiye girmek.

Kaynak: Esad Muhammed Said es-Sağirci / Delilleriyle Hanefi Fıkhı / bkz: 387-392

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir