1. Anasayfa
  2. BİLGİBANK

Hayır ve Şerrin Kalpteki Kaynağı


İnsan, sevdiği ve arzuladığı bir şeyi ancak daha çok sevdiği ve arzuladığı başka bir şey için terk eder. Aynı şekilde, sevmediği hatta nefret ettiği bir fiili yapmasının sebebi de; ya daha büyük bir muhabbetle istediği bir şeye ulaşmak, ya da yaptığı şeye duyduğu nefretten daha kuvvetli bir nefretle kaçtığı başka bir şeyden kurtulmaktır.

Bu gerçek, insan davranışlarının temelinde sevgi ve nefret terazisinin bulunduğunu gösterir. Tercih dediğimiz şey, aslında bu iki duygunun hangisinin ağır bastığının ilanıdır.

Aklın en temel özelliği;

  • Sevilen iki şeyden daha üstün olanı,
  • Sevilmeyen iki şeyden daha hafif olanı

tercih edebilmesidir. Bu yetkinlik, sevgi ve nefret duygularının yerli yerinde ve dengeli oluşuna bağlıdır. Daha önce de ifade edildiği üzere, bu denge ancak iki temel unsurla mümkündür:

  • Algılama gücü
  • Kalp cesareti

İnsan bu dengeden geri kaldığında iki temel problem ortaya çıkar:

Algılama Zayıflığı: Kişi, sevilen ve nefret edilen şeylerin hakiki mertebelerini olduğu gibi idrak edemez. Küçüğü büyük, geçiciyi kalıcı, zararlıyı faydalı zanneder.

Kalp ve Nefis Zaafiyeti: Bazen de algı doğru olduğu hâlde, insan kalbini ve iradesini daha yüce olana yöneltecek cesareti bulamaz. Bu durumda problem bilgide değil, nefiste ve kalpte ortaya çıkar.

Algısı sağlıklı, benliği güçlü ve kalbi cesur olan kişi; Daha üstün olan sevgiyi, daha aşağı olan nefreti tercih etmekte tereddüt etmez. İşte böyle kimseler, saadetin sebeplerine muvaffak kılınırlar.

Şehvet, Akıl ve İman Mücadelesi

  • Bazı insanlarda şehvet gücü, akıl ve iman gücünden daha baskındır. Bu durumda güçlü olan, zayıf olanı bastırır.
  • Bazı insanlarda ise akıl ve iman, şehvetten daha kuvvetlidir. İşte bu kimseler, nefsin çağrısına rağmen doğruyu tercih edebilenlerdir.

Bir doktor, hastasını zararlı şeylerden korumaya çalışırken; hastanın nefsi, iştahı ve şehveti o zararlı şeylere yönelir. Hasta, arzusunu aklının önüne geçirir. Doktorlar bu hali kişiliksizlik ve namertlik olarak nitelerler. Manevî yönden kalp hastalarının durumu da böyledir. Zararlı olduğu bilinen halde, güçlü iştah ve arzular sebebiyle hastalıklarını artıran şeylere yönelirler.

İnsan, her an kalbin terazisinde tartılır. Sevgi ve nefretin yönü değişmedikçe, fiiller de değişmez. Gerçek ıslah, fiillerden önce kalpteki yönelişin düzeltilmesiyle başlar. Kalbini yüce olana alıştıran, aşağı olana cesaretle sırt çevirir. İşte bu, iradenin kemali ve kulluğun olgunluğudur.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir