1. Anasayfa
  2. BİLGİBANK

Helakın İzleri Ortadayken Hala mı İnkar?

Helâk olmuş kavimler ortadayken, Firavun’un sonu biliniyorken ve tarih enkazlarla doluyken hâlâ inkârda ısrar edenler, felâketi çağırdıklarının farkında bile değil.


Allah’ı ve ahiret gününü inkâr eden kimse, etrafına ibret gözüyle bakmayı öğrenmelidir. Tarihî kalıntılar, yeryüzüne serpiştirilmiş sessiz uyarıcılardır. Kazılardan çıkan taşlar, yıkılmış şehirler ve yok olmuş medeniyetler; insanın gücüne değil, acziyetine şahitlik eder.

Bu kalıntılar rastgele yıkımların değil, ilâhî sünnetin izlerini taşır. Nuh, Hûd, Sâlih, Lût ve Şuayb (a.s.) gibi peygamberlere karşı çıkan kavimlerin başına gelenler, sadece geçmişte yaşanmış olaylar değildir; her çağın inkârcısına yöneltilmiş açık bir ikazdır. Hakikate sırt çevirmenin, uyarıları küçümsemenin ve zulümde ısrar etmenin bedeli hep ağır olmuştur.

Firavun ve benzeri zorba liderlerin peşine takılan toplumların akıbeti de bunun en çarpıcı örneklerindendir. Güçlerine güvenen, ilahlık taslayan ve kendilerini dokunulmaz zannedenler; bir anda helâkin pençesine düşmüş, geriye yalnızca ibretlik bir enkaz bırakmışlardır. Denizin ortasında edilen pişmanlık, saltanat yıkıldıktan sonra söylenen iman sözleri hiçbir fayda sağlamamıştır.

Tarih, açıkça göstermektedir ki; hakikati inkâr edenler için zaman bir kurtuluş değil, sadece mühlet olmuştur. Son pişmanlık ise, hesap kapısı kapandıktan sonra edilen boş bir feryattan ibarettir. Akıllı insan, başkalarının düştüğü çukura bakar ve oradan ders alır.

Tarihî kalıntılar gerçekten ibret midir?

  • Evet. Kur’an, yeryüzünde gezilip önceki kavimlerin akıbetine bakılmasını emreder. Bu kalıntılar, ilâhî adaletin dünyadaki izleridir.

Helâk edilen kavimler neden özellikle anılır?

  • Çünkü onlar peygamberlere karşı gelmiş, uyarılara rağmen inkâr ve zulümde ısrar etmiş toplumlardır. Akıbetleri birer uyarıdır.

Firavun’un son anda iman etmesi neden kabul edilmedi?

  • Çünkü bu iman, ölümle yüz yüze gelince yapılan bir itiraftı. İman, hayat devam ederken yapılan bir tercihtir.

Bu kıssalar sadece geçmişe mi aittir?

  • Hayır. İlâhî sünnet değişmez. Aynı sebepler, aynı sonuçları doğurur.

Bugünün insanı bu kıssalardan nasıl ders almalı?

  • Güce, servete ve otoriteye güvenmemeli; hakikati ertelememeli ve pişmanlığı sona bırakmamalıdır.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir