Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. Göklerde mevcut olan eser ve yüce müessir güçleri, yeryüzünde tesir altında bulunan alçak varlıkları ve havada meydana gelen oluş ve bozuluşları boş, anlamsız, ortaya çıkarılışında ve zuhura gelişinde ders ve ibret alınmayacak şeyler olarak takdir etmedik. Tam tersine, yarattığımız şeyleri delil ve burhan ehline Hakkı ispat etmek, keşf ve yakin erbabına kesin ve gerçek olan Hakk’ın birliğini göstermek için yarattık.
Ey ibret alan mükellef akıl sahipleri! Biliniz ki, taayyün ve teşekkül etmiş varlıkların yok olması ve sönmesi için vaat edilen O saat kesin olarak Mutlaka gelecektir ve kıyamette herkes bu tayyünat/oluşma ve tatavvurat/dönüşme aleminde kazandıklarına göre hesaba çekilecektir. Herkes yaptıklarına göre hesaba çekileceğine ve onlardan sorulacağına göre,
Ey Resullerin kamili Şimdilik onlara güzel muamele et (Hicr Süresi 85), yani sana eziyet ve işkence edenlerden intikam almaktan vazgeç -çünkü insan tabiatı bundan hoşlanır ve onlara karşı yumuşak ve lütufkar ol. Seni çeşitli lütuf ve keremleriyle terbiye eden ve farklı üstün ve kermal sıfatlarla onlar arasından çıkarıp seçen Rabbin şüphesiz onları ve yaptıklarını Hakkıyla yaratan ve yapıklarının iyi ve bozuk olanının arasını hakkıyla ayırt etmek suretiyle Pek iyi bilendir (Hicr Süresi 86); bu ilmi ve bilgisinin gereğine uygun şekilde onlara karşılığını verir.
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: III / bkz: 26
