İnsan çoğu zaman nimeti, sahip olduğu mal, mülk, sağlık ve imkânlarla ölçer. Oysa gerçek nimet, her zaman görünen şeylerde saklı değildir. Bazen en büyük zenginlik, dışarıdan bakıldığında eksik gibi görünen bir hayatın içinde gizlidir.
Rivayet edilir ki, İsa bir gün bir ağacın altında dua eden birine rastlar. Dikkatlice baktığında, bu kişinin yürüyemeyen bir kötürüm olduğunu fark eder. Gözleri görmez, bedeni hastalıklarla yıpranmıştır. Fakat buna rağmen o kişi ellerini semaya kaldırmış, büyük bir sevinç ve coşkuyla dua etmektedir:
“Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!”
Bu sözler karşısında hayrete düşen İsa, adama yaklaşır ve sorar: “Senin ayağın yürümüyor, gözün görmüyor, bedenin de hasta… Buna rağmen hangi nimetten söz ediyorsun ki, çoğu zenginlere verilmediğini söylüyorsun?”
Adam, görmeyen gözleriyle sesin geldiği yöne döner ve şu ibretlik cevabı verir: “Ey efendi!;
- Allah bana öyle bir kalp vermiş ki; onunla O’nu tanıyorum.
- Öyle bir dil vermiş ki, onunla O’na şükrediyorum.
Oysa nice zenginler vardır ki, dünyaları vardır ama kalplerinde O’nu tanıma sevinci, dillerinde şükür yoktur.”
İşte bu cevap, gerçek nimetin ne olduğunu açıkça ortaya koyar. İnsan, sahip olduğu şeylerin çokluğuyla değil; onları nasıl değerlendirdiği ve kalbinin neyle dolu olduğu ile zengindir.
Kalbin Zenginliği: Asıl Nimet
Günümüzde insanlar çoğu zaman kendilerini başkalarıyla kıyaslayarak mutsuz olur. Daha fazla mala, daha iyi imkânlara sahip olmayı gerçek mutluluk zanneder. Oysa bu kıssa, bize çok farklı bir hakikati hatırlatır: Asıl nimet, Allah’ı tanıyan bir kalp ve şükreden bir dildir.
İmam Gazali’nin şu sözü bu gerçeği ne güzel ifade eder:
- “Kalbi zengin olanın, dünyası eksik olsa da huzuru tamdır.”
Kötürüm, kör ve hasta bir insanın, nice zenginlerden daha mutlu olabilmesi, işte bu yüzdendir. Çünkü o, sahip olduğu en büyük nimetin farkındadır. Bu farkındalık ise insanı şükre götürür, şükür de huzuru beraberinde getirir.
Sadi Şirazi’nin şu sözü de bu hakikati pekiştirir:
- “Şükreden kalp, en büyük servetten daha değerlidir.”
Bugün insanın en büyük eksikliği, sahip olduklarını değil; sahip olmadıklarını düşünmesidir. Bu da onu sürekli bir tatminsizlik ve huzursuzluk içinde bırakır. Oysa gerçek zenginlik, elindekinin kıymetini bilmek ve onu şükürle karşılamaktır.
insanı mutlu eden şey, sahip olduğu nimetlerin çokluğu değil, o nimetlerin farkında olmasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Gerçek nimet nedir?
- Gerçek nimet, Allah’ı tanıyan bir kalbe ve şükreden bir dile sahip olmaktır.
Maddi zenginlik neden yeterli değildir?
- Çünkü maddi zenginlik huzur vermez. Kalp huzuru, şükür ve manevi farkındalıkla oluşur.
Şükretmek insanı nasıl etkiler?
- Şükür, insanın sahip olduklarının değerini anlamasını sağlar ve iç huzurunu artırır.
İnsan neden kendini fakir hisseder?
- Çünkü çoğu zaman sahip olduklarına değil, eksik gördüklerine odaklanır.

