İbrahim Suresi 7 ve 8. ayet Meali: Hani rabbiniz, ‘Eğer şükrederseniz size (nimetimi) daha çok vereceğim, nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım pek şiddetlidir!’ diye bildirmişti. Yine Musa, “Siz ve bütün yeryüzündekiler nankörlük etseniz dahi bilin ki Allah kimseye muhtaç değildir, övgüye lâyıktır” demişti.
İbrahim Suresinin Ana Tema: Şükür ve Nankörlük
Bu ifadeler, Hz. Musa’nın kavmine yönelttiği son derece köklü ve evrensel bir ilkeyi ortaya koymaktadır. İlke şudur: İnsanın Allah ile kurduğu ilişki, şükür veya nankörlük ekseninde şekillenir ve bunun sonucu doğrudan insanın kendisine döner.
Hz. Musa, kavmine Allah’tan gelen kesin bir bildirimi hatırlatmaktadır: Şükür, nimetin artmasına vesiledir; nankörlük ise azabı davet eder. Ancak bu bildirim, yüzeysel bir “ödül–ceza” ilişkisi değildir. Burada asıl öğretilen hakikat, nimetin devamının insanın ahlaki ve imani tutumuna bağlı olduğudur. Şükür, nimeti tanımakla kalmaz; onu Allah’ın rızasına uygun kullanmayı da içerir. Nankörlük ise yalnızca inkâr değil, nimeti sahibinden kopararak hevaya tabi kılmaktır.
Sekizinci ayetle birlikte mesaj daha da derinleşir: İnsanların topluca nankörlük etmesi bile Allah’ın zatında hiçbir eksiklik meydana getirmez. Çünkü Allah, mutlak anlamda ganîdir; varlığı için kullarına muhtaç değildir. Aynı şekilde O, kullarının övgüsüyle değer kazanan bir ilah değil; zatı itibariyle hamid, yani her türlü övgünün gerçek ve yegane sahibidir.
Bu vurgu, kulluğun mahiyetini açıkça ortaya koyar: İtaat de, şükür de, iman da Allah’ın ihtiyacı için değil, insanın kurtuluşu içindir. Şükreden insan, aslında kendi hayatını bereketlendirir; nankörlük eden ise kendi aleyhine bir yolu tercih eder.
Hz. Musa’nın bu sözleri, yalnızca İsrailoğulları’na değil, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa yöneltilmiş bir uyarıdır. Nimeti veren Allah’tır; nimetin artması da eksilmesi de insanın yönelişiyle ilgilidir. Allah ise her hâlükârda yücedir, övülmüştür ve hiçbir şeye muhtaç değildir.
