1. Anasayfa
  2. Uncategorized

İhrama Girme (Mikat) Yerleri


  • Medine halkı için Zü’l-Huleyfe’yi,
  • Şam ehli için Cuhfe’yi.
  • Necd ehli için Karnu’l-menazil’i,
  • Yemen ehli için de Yelemlem’i belirledi ve şöyle buyurdu:

Buralar, bu bölgelerde yaşayan insanlar ile bu bölge üzerinde hacca gelecek kimseler için ihrama girme yeridir. Mekke ehli ise Mekke’de ihrama girer.”

İmam Müslim, Cabir kanalıyla Hz. Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

Hz. Aişe’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) Iraklılar için Zatu’l-Irk’ı ihrama girme yeri olarak belirlemiştir. Bu rivayetin senedi sahihtir, kendisi de delil olmaya uygundur. Ayrıca Tirmizi’nin naklettiğı ve hasen olduğunu açıkladığı rivayetle çelişmez.

İbn Abbas’tan nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) doğudan gelenler için “Akik”i ihrama girme yeri olarak belirlemiştir. Akik ile Zatu’l-Irk birbirine bitişiktir.

Bu konuda İbn Abbas, Hz. Peygamber’ in (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Mikat yerlerini ancak ihramlı olarak geçiniz”

Beyhaki de Hz. Peygamber’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir. “Sizden biri ihramlı olmadan Mekke’ye girmesin. Bu rivayet, Hz. Peygamber (s.a.v)’in fetih sırasında Mekke’ye ihramsız olarak başında siyah sarık bulunduğu bir halde girdiğini anlatan rivayet ile çelişmez. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v) fethin gerçekleştiği sene Mekke’ye başında bir miğfer varken girmişti. Mekke’de savaşmak, sadece Hz. Peygamber’e (s.a.v) özgü bir durumdu.

Nitekim Buhari’de şöyle bir rivayet vardır: “Mekke’yi Allah haram bölge kılmıştır, onu insanlar haram kılmamıştır. Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kişinin orada kan akıtması helal olmaz. Mekke’nin bitkisi koparılmaz. Şayet Allah Resulünün orada savaş yaptığını ileri sürerek kendisine ruhsat çıkarmak isteyen birisi olursa ona şöyle deyiniz: Allah, yalnızca Resulüne izin verdi, size izin vermedi.

Ebu Hanife şöyle demiştir: “Mekke’ye ihramsız giren kimsenin Mekke’den çıkıp mutlaka umre veya hac için ihrama girmesi gerekir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v) Huneyn’den gelirken ihrama girdiği sırada şöyle buyurmuştur:

“Bu umre, Mekke’ye ihramsız girdiğimiz için…”Hz. Peygamber burada Mekke’ye ihramsız girmek ile Mekke’nin fethedildiği yıl bu şehre girmesini kastetmiştir.”

İmam Muhammed “Muvatta”da bunu belirtmiştir. Haccac b. İlat’ın yaptıklarına, Mekke’ye ihramsız girmesine ve insanların malını toplamasına da yanarak Hz. Peygamber’in (s.a.v) ona Mekke’ye ihramlı girmesini emretmediğini ileri sürenlere şu şekilde cevap verilir: Haccac, müslüman olduğunu henüz açıklamamıştı. Mekke’ye müslüman olduğunu ilan ederek girmemişti. Aksine Mekke ehlinin güvencesi ile oraya girmişti. Ebu Katade’nin olayı da böyledir. O da ne hacı olmak ne de Mekke’ye gitmek niyetinde idi. O, av için yola çıkmıştı. Mekke’ye ise Hz. Peygamber (s.a.v) Usfan’da kaldıktan sonra yönelmişti.

Hacca veya umreye giden kimse, ihram yasaklarını çiğnemekten emin olursa mikat yerinden önce ihrama girebilir. Abdullah b. Seleme el-Muradi’den şöyle nakledilmiştir: Hz. Ali’ye ‘Haccı da, umreyi de Allah rızası için tamamlayın, ayeti soruldu. O da şu şekilde cevap verdi: “Ailenin kaldığı evde ihrama girmekle hac ve umre tamam olur.”

Hakim “Müstedrek’te şöyle demiştir: “Bu ilmin peşinde olanlar bilmeli ki, vahyin inişine şahit olmuş sahabinin tefsiri, İmam Buhari ve Müslim’e göre müsned hadistir. Dolayısıyla Hz. Ömer ve Hz. Ali’nin ‘Haccı da, umreyi de Allah rızası için tamamlayın. ayetini, kişinin evinde ihrama girmesi ile açıklaması hükmen merfü’dur.

Allah Teala’nın kendilerine de hac ve umreyi tamamlamalarını emretmesine rağmen Hz. Peygamber (s.a.v) ve ashabının evlerinde ihrama girmemeleri, onların Allah’ın emrini terk ettikleri anlamına gelmez. Zaten böyle bir şey mümkün olamaz.

Hac ve umrenin farz ve vaciplerle tamamlanması kesin bir emirdir. Hac ve umrenin müstehap ve menduplarla yapılması ise menduptur Hac ve umre için kişinin evinde ihrama girmesi birinci manada değildir. Bilakis ikinci manadadır.

İşin özü şudur ki, Hz. Peygamber (s.a.v) ve ashabı bir başka mendup ile çeliştiği için mendup olan bu ameli terk etmişlerdir. Söz konusu mendup amel de kendilerine tabi olacak insanlara duydukları merhamettir. Hadislerle amel etmek, hadisleri görmezden gelmekten daha evladır.

Nitekim bizim bu açıklamamızı Ümmü Seleme’den nakledilen şu hadis desteklemektedir: “Kim hac ve umre için Mescid-i Aksa’da ihrama girip Mescid-i Haram’a doğru yola koyulursa Allah Teala onun gelmiş geçmiş günahlarını bağışlar veya onun cennete girmesi vacip olur. İmam Malik’in rivayetine göre de Abdullah b. Ömer, İliya’da ihrama girmiştir

İbn Abbas’tan nakledilen mîkat hadisinin sonunda şöyle geçmektedir. “Mikat yerlerinden içeride olan kimseler ise bulundukları yerde ihrama girerler. Mekkeliler de Mekke’de ihrama girer.”

Mekke ehli, umre yapmak isterse Hill bölgesine gidip burada ihrama girerler. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v) Abdurrahman’a, Tenim’e gitmesini emretmiştir. Çünkü burası Harem ile Hill bölgesinin bitiştiği en yakın yerdi.

Buhari’nin Abdurrahman b. Ebu Bekir’den naklettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) ona Hz. Aişe’yi terkisine alıp Tenîm’e gitmesini ve burada ihrama girip ona umre yaptırmasını emretmiştir”

Umre yaparak ihramdan çıkan herkes, Mekke halkı gibi olur. Bundan sonra onun hac ve umre için mikat yeri, Mekkelilerin mikat yeri olur.

Kaynak: Esad Muhammed Said es-Sağirci / Delilleriyle Hanefi Fıkhı (el-Fıkhu’l Hanefiyyu ve Edilletuhu) / bkz: 380-383

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir