1. Anasayfa
  2. KUTSAL KİTAPLARA İNANMAK

İlahi Kelamın Serüveni: Sahifelerden Kur’an-ı Kerim’e Kadar


Gökten Yere Uzanan Nur: Sahifeler ve İlahi Kitaplar

İnsanlık, yaratıldığı günden beri başıboş bırakılmamıştır. Rabbimiz, merhametinin bir tecellisi olarak insanlara doğru yolu göstermek üzere suhuflar ve kitaplar indirmiştir. Bu mukaddes metinler, ruhun karanlıklardan aydınlığa çıkması için gönderilen ilahi birer kandildir. Hz. Ali (r.a.) buyurur ki: “Allah’ın kitabı, içinde nur olan ve hidayete götüren bir iptir; ona sarılan helak olmaz.”

Sahifeler (Suhuf): İlk Nurun Parıltıları

Suhuf, dar çevrelerdeki küçük toplulukların ihtiyaçlarına cevap veren, birkaç sayfadan oluşan küçük risalelerdir. Kur’an-ı Kerim, Hz. İbrahim ve diğer peygamberlere verilen bu “ilk sayfalar”dan (Suhuf-i Üla) bahseder.

Rivayetlere göre bu manevi miras şu şekilde taksim edilmiştir:

  • Hz. Adem (a.s.): 10 Sahife
  • Hz. Şit (a.s.): 50 Sahife
  • Hz. İdris (a.s.): 30 Sahife
  • Hz. İbrahim (a.s.): 10 Sahife

Bu sahifelerin özü; Tevhid (Allah’ı birleme), ahiretin bekası ve vaaz-u nasihattır. İmam Gazali’nin ifadesiyle, suhuflar kalbin pasını silen ilk fırça darbeleridir.

Dört Büyük Kitap: Evrensel Mesajlar

Sahifelere göre daha hacimli, şeriat içeren ve evrensel mesajlar taşıyan dört büyük kitap, peygamberler zincirinin köşe taşlarıdır:

Tevrat

Hz. Musa’ya indirilen, İbranice “kanun” anlamına gelen kitaptır. Maide Suresi 44. ayette belirtildiği üzere içinde “hidayet ve nur” vardır. Ancak zamanla Yahudi bilginler tarafından tahrif edilmiş, asliyetini koruyamamıştır. Bir Müslüman için Tevrat’ın aslına inanmak imanın gereğidir.

Zebur

Hz. Davud’a indirilen Zebur, ilahi kitapların en küçüğüdür. Yeni bir dini hüküm getirmemekle birlikte, içinde Allah’a hamd, tesbih ve hikmetli nasihatler yer alır. İsra Suresi 55. ayet, bu kitabın Hz. Davud’a verilişini müjdeler.

İncil

Hz. İsa’ya indirilen, “müjde” anlamına gelen mukaddes kitaptır. Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gelmiş, sakınanlar için bir hidayet rehberi olmuştur. Maide Suresi 46. ayet bu gerçeği teyit eder. Ne var ki İncil de zamanla beşer eliyle değişikliğe uğratılmıştır.

Kur’an-ı Kerim

Vahiy binasının son taşı, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v) indirilen Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an; tevatür yoluyla (hiçbir şüpheye yer bırakmadan) bize ulaşmış, okunmasıyla ibadet edilen ebedi bir mucizedir.

  • Eşsizdir: İnsanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı bir belağat zirvesidir.
  • Korunmuştur: Diğer kitapların aksine, kıyamete kadar bizzat Allah’ın koruması altındadır.
  • Evrenseldir: Sadece bir kavme değil, tüm zamanlara ve mekanlara hitap eder.

Haris el-Muhasibi der ki: “Kur’an’ı sadece dille okuyan mealini anlar, kalp ile okuyan ise Sahibi ile konuşur.” Kur’an tercümeleri onun anlamını kavramak için önemli olsa da, namazda aslının okunması ibadetin bir gereğidir.

Sadi Şirazi, Gülistan’da der ki: “Okumaktan murat, amel etmektir.” Şimdi kendine sorman gereken:

Son kitap Kur’an elimizdeyken, ne kadar bağlıyız ve amel ediyoruz?

  • İlahi kitapların özü olan “ahireti dünyaya tercih etme” düsturu hayatımızın neresinde?

Kur’an-ı Kerim, batmayan bir güneş gibi her devri aydınlatmaya devam etmiştir ve etmeye de devam etmektedir. Vahyin bu muazzam silsilesine iman etmek, ruhun köklerini gökyüzüne bağlamaktır.

Bugün Kur’an’dan bir ayeti hayatına rehber edinerek, vahyin o kesilmeyen nurundan nasiplenmeye ne dersin?

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir