İnsanların büyük bir kısmı akli yeti ve fıtri sezgileriyle birlikte hareket ettikleri sürece, ayetlerin ifade ettiği bu kaçınılmaz sonuçlara kesin olarak inanırlar. Fakat bir kısım insanlar da, buna inanmayı reddederek bu dünyadaki hayatlarını kör bir tesadüfün eseri olarak görüyorlar ve varacakları sonda, meçhul veya helak olacağını zannediyorlar.
Böylesi kimselerin düşüncelerine saygı duymak elbette ki hatadır. Mütefekkirlerin büyük bir kısmının inançsız oldukları söylentisi çok yaygındır, Oysa ki bu tamamen yalandır. Prof. Dr. M. Abbas el-Akkad da “Akaidül-Müfekkirin” isimli eserinde, aydınların çoğunluğunun inançlı kimseler olduğu-nu ispatlamıştır.
Allah (c.c.)’ı inkar, bir realitedir. Ne var ki bu inançsızlık, İlmi bir gerekçeye kesinlikle dayandırılamaz. Zira Allah (c.c.)’ı inkar etmenin temelinde ya köklü bir cahillik ya hesapta bir yanlışlık ya da her tarafı kaplayan şehvet ve kör bir gurur vardır.
Şurası bir gerçek ki, şeytan Allah (c.c.)’a karşı isyan bayrağını kaldırdığı ve O (c.c.)’na düşman olarak yeryüzüne gönderildiği zaman, Allah (c.c.)’ın hak ve gerçek olduğunu biliyordu. Şu ayetler, küfrün çeşitlerini açıklamaya başlıyor:
“İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, sırf Allah yolundan saptırmak için kibir ve gurur içinde Allah hakkında tartışmaya kalkışır… (Hac Suresi 89)“
Kafır bir kimse, tabiatında var olan fıtrí sözleşmesine ihånet eden ve hatırlayıp gözetmesi için kendisine gönderilen vahye aykırı davranan kişidir. İşte böyle bir kimseden daha hakir ve daha zelil kimse göremiyorum.
Bir başka çeşit kâfir de vardır ki, imanını kendisine gelecek menfaatlere bağlar. Şayet mutlu, müreffeh ve bolluk içindeyse inanır, yok eğer sıkıntı ve darlık içindeyse hemen isyanım oracıkta ilan ediverir.
“İnsanlardan kimi Allah’a yalnız bir yönden kulluk eder; kendisine bir iyilik dokunursa buna çok sevinir, ama bir de musibete uğrarsa çehresi değişir/dinden yüz çevirir. O, dünyasını da âhiretini de kaybetmiştir. İşte bu apaçık hüsrandır (Hac Suresi 11)“
Kaynak: Muhammed Gazali / Kur’an’ın Konulu Tefsiri / bkz: 429-430
