1. Anasayfa
  2. Uncategorized

İnsanın Kendisiyle Buluşması & Auggie Pullman’ın Hayat Hikayesi


Her sabah uyandığımda hayata karışmak için özel bir çaba sarf ediyorum. Yüzüme taktığım maske mi gerçek, yoksa altında saklı olan ve benim ben demekten çekinmediğim varlık mı?

Her şey sahte, gerçekten nasıl güldüğümü bile hatırlamıyorum. Yüzüm, gülüşüm, bakışlarım önceden tasarlanmış, dış dünyadan korunmak için bir kabuk gibi kullanıyorum onları diyor Ingmar Bergman.

Güne maskesini seçerek ve bin bir hesapla başlayan insanoğlunun halini seriyor önümüze. Sahi maske nedir? Duruşumuz, bakışımız, ahlakımız, diplomamız, işimiz mi ya da şöhretten bir duvar mı? Belki de saklamak istediğimiz bir yaranın perdesi sadece.

Kiminin yarası bir makyaj darbesiyle kapanacak kadar yüzeysel kimininki görünmeyecek kadar derin. R. J. Palacio’nun romanından uyarlanarak senaryolaştırılan, Stephen Chbosky tarafından yönetilen ismi ile müsemma film;

“Mucize” (Wonder) tam da bu noktada kendimizi, yargılarımızı, yaralarımızı ve şekilciliğimizi sorgulamak için yansır beyaz perdeye. Auggie Pullman’nın hikayesi, maskelerle dolu bir dünyaya gözlerini açmasıyla başlar. Treacher Collins sendromu ile doğan, yüzündeki anomali sebebiyle çevresinden soyut bir yaşam süren Auggie’nin (Jacob Tramblay) herkes gibi olmadığını önce ailesi sonra ayna ile buluşan gözleri öğrenir.

Daha normal ya da başka bir deyişle diğerleri gibi görünebilme çabasından ziyade duyu organlarının bir makinaya gereksinim duymaksızın çalışabilmesidir geçirdiği 27 ameliyatın ardındaki gaye.

Ailesinin, doğumundan itibaren her konuda destekçisi olması acıma duygusundan beslenmemiştir. Aksine onu gerçekle barıştırmaya çalışarak toplumun olası acımasız bakışlarına karşı bir zırh kuşanmasını sağlamaya çalışmaktadırlar.

Çocukluğunun büyük bölümü hastanelerde geçen Auggie sosyal çevresi kısıtlı olsa da neşeli, bilime ve uzaya ilgi duyan, zihinsel gelişimi yüksek bir çocuktur. Dış görünüşünden ötürü kendi deyimiyle ucube muamelesi gören Auggie, astronot olma hayalini pekiştirmek ve yüzündeki izlerin kendisinde bıraktığı psikolojik etkiyi hafifletmek amacıyla ablasının arkadaşı Miranda tarafından kendisine hediye edilen astronot kaskı ile sokağa çıkmaktadır.

En sevdiği eğlence maskeli kutlamalardır. Toplum içinde sıradan olmanın eşitleyici paydası olarak ancak bunu görebilir. Aynaları görmediği sürece mutlu, hayattan keyif almasını bilen Auggie’nin en büyük destekçisi ailesidir.

Kariyerini oğlunun gelişimi ve eğitimi için yarıda bırakan anne Isabel (Julia Roberts), her şartta gülümseyebilmesi ve sorun çözme becerisi ile her zaman oğlunun yanında olan baba Nate (Owen Wilson) ve kardeşinin özel durumunu kabullenmiş kızları Via (Izabela Vidovic) özel bir çocuk olan Auggie’nin hayata sıkıca sarılabilmesi için büyük bir çaba ortaya koyarlar.

Ruhen ve bedenen hayata hazırlanan Auggie’nin eğitimi de evde yürütülür. Bu durum ortaya koyulan emeğin, ilginin sosyal hayatın dışında yetersiz kalacağını düşünen annesinin 5. sınıf için bir okul ile görüşmesine kadar sürer. Auggie’nin okul bahçesine adım atarken babasının rıcası üzerine çıkardığı astronot kaskı aslında hikayedeki diğer karakterlerin kendilerini tekrar bulmaları yolunda bir kapı aralar. Bu, tabii ki özellikle Auggie için kolay olmayacaktır.

İnsanların güzellik ve fiziksel standart beklentileri, akran zorbalıkları, gruplaşmalar onun mücadelesindeki başlıca sorunlardır.

Filmin bize okul olarak çizdiği sınırlar aslında hayatın kendisi olur. Zekası ve bilgisi ile fark edilen Auggie’nin eğitimciler tarafından destek görmesiyle okula alışma süreci hızlanır. Öğreticilerin onun kendini en doğru biçimde ifade edebilmesi için sağlıklı bir zemin oluşturmaya çalışması, bu çabanın aslında birey ve aile ile sınırlı olmadığını net bir biçimde ortaya koyar.

Auggie, görüntüsünü değiştiremese de öğrenciler kendi bakış açılarını değiştirmeye başlamışlardır bile. Auggie’nin okul deneyimi, kendi olmaktan hiç vazgeçmeyerek sürdürdüğü duruşu, edindiği arkadaşlıklar, önce kırılmaya uğrayan ardından pekişen dostluklarla devam ederken anne ve babasının geç de olsa fark ettikleri bir gerçek vardır.

Auggie’nin doğumundan itibaren istemsizce ihmal ettikleri kızları Via, artık kendini ve beklentilerini ifade edecek zaman ve zemin bulmuştur. Kardeşini hep çok seven ve ondan ilgisini esirgemeyen Via, küçüklüğünden beri farkında olmadan evin ikinci annesi sorumluluğunu taşımıştır.

Auggie’nin bir güneş, diğer aile bireylerinin gezegenler olarak onun etrafında dönüyor olmasına ve evrenin bu düzenini bu haliyle kabul etmişliklerine rağmen kendi içlerindeki eksikleri tamamlamanın ve yaraları tedavi etmenin artık zamanı gelmiştir.

Film; bu serüveni dramın merkezine özneyi koymadan, duygu sınırlarını zorlamadan ve yormadan, tüm karakterler üzerinden empati yaptırarak izleyiciye aktarmayı başarıyor. Yaş sınırı olmaksızın izlenebilecek filmler arasına adını yazdırıyor.

Eda Saklı Köksal

Kaynak: Diyanet Aile Dergisi / Haziran 2018 / bkz: 48-49

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir