Yüce dinimiz İslam, emir ve yasaklarıyla fert ve toplumun dünyevi ve uhrevi huzur ve saadetini hedeflemiş, bu amaçla hırsızlığı, yalan söylemeyi, hile yapmayı, ticaret ve alışverişte eksik ölçme ve eksik tartmayı haram kılmıştır.
Bu hususta Cenab-ı Hak, Mutaffifin süresinde şöyle buyurmaktadır: Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar, insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar. Onlar büyük bir gün, insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı? (Mutaffifin Süresi 6)
Mümin; kazancının helal olmasına, kazanırken de başkasının hakkına tecavüz etmemeye özen göstermeli, yaptığı işi, ibadet şuuru içinde dürüstçe yapmalı, aldığı ücretin helal olmasına dikkat etmelidir.
Sevgili Peygamberimiz, ticaret ahlakı ile ilgili prensipleri ortaya koyarken; Ticarette haksız rekabeti, satışı kızıştırmak için alıcıymış gibi davranmayı, hileli artırımda bulunmayı yasaklamış; gerçeği gizleyip yalan söyleyerek yapılan alışverişin bereketini, Allah-u Teala’nın yok edeceğini bildirmiştir.
Yine Peygamberimiz, doğru sozlu ve güvenilir tuccarı, “Doğru ve güvenilir tacir (ahirette), peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir hadisiyle övmüş, müşterinin gafletinden veya bilgisizliğinden faydalanıp, onu aldatanı da şiddetle ikaz etmiştir.
Nitekim bir gün pazarı dolaşırken bir yiyecek yığınına elini daldırmış, eline ıslaklık gelince; “Nedir bu?” diye sormuş, bunun üzerine satıcı, “yağmur yağmıştı, ondan dolayı ıslandı” diye cevap verince Peygamberimiz, “Niçin o ıslak tarafı halkın görebilmesi için üste getirmedin?” diye mukabelede bulunduktan sonra; “Bizi aldatan bizden değildir buyurmuşlardır.
Öyleyse dünya hırsına kapılmadan, helalinden kazanıp çoluk çocuğumuza temiz rızık, helal lokma yedirelim. Özümüz, sözümüz, ticaretimiz, sanatımız, ortaklığımız, dostluğumuz, arkadaşlığımız hep dürüstçe olsun. Dünyamız da, ahiretimiz de mamur olsun.
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı / Minberden Öğütler / bkz: 252-254
