1. Anasayfa
  2. İSLAM İLMİHALİ

İslam’da Çıkan İlk Bid’at Nedir?


Terk Edilen Bir Sünnet: Camiye Erken Gitmeyi Geciktirmek

İbadet, sadece bir görev değil, aynı zamanda ruhun en derin arzularına cevap veren bir koşudur. Asr-ı Saadet (Mutluluk Çağı) devrinin toplumsal manzarasını hayal ettiğimizde, gördüğümüz tablo, bugünkü dünyamız için büyük bir manevi ibret taşır:

Asr-ı Saadet’te seher vakti, sokaklar insanlarla doluydu ve kalabalıklar camiye doğru coşkuyla ilerlerdi. Bugün sadece bayram sabahlarında şahit olduğumuz bu manzaralar, o dönemde her Cuma günü tekrarlanırdı. Ancak zamanla bu güzel adet, ihmal edilmeye, körelmeye ve maalesef terk edilmeye başlandı.

Camiye erken gitme alışkanlığının körelmesi, Müslüman toplumlar için sadece bir zaman kaybı değil, aynı zamanda büyük bir manevi kazançtan mahrum kalma durumudur.

  • Hristiyanlar, Pazar günü kiliselerine bizden daha erken saatte giderken, Müslümanlar olarak kendimizi ne kadar sorguluyoruz?
  • Onların inançlarına gösterdiği bu bağlılık ve öncelik, bizim kendi mukaddes mekanlarımıza olan ilgisizliğimizle nasıl kıyaslanabilir?

Cami avlusunda erkenden yerini alan yiyecek satıcılarına baktığımızda dahi düşünmemiz gerekir: Bu insanları oraya çeken sebep dünyalık kazanç, rızık arayışıdır. Eğer geçici dünya için bu denli bir acele ve rekabet varsa, ebedi ahiret kazancı peşinde koşması gereken Müslümanların onlardan daha erken, daha istekli ve daha hevesli olmaları gerekmez mi?

İmanlı bir Müslümanın hayat felsefesi, dünyalık kazançlarda değil, Rabbin rızasına ulaşma yarışında öne geçmek üzerine kurulu olmalıdır. Maddi kazanç için erken kalkan bir satıcıyla rekabet etmekten dahi utanmamız gerekir.

  • Rablerinin rızasına yakın olmak, O’nun rahmetine ve bereketine ilk kavuşanlardan olmak için, dünyalık işler için acele edenlerden daha önde olmamız gerekmez mi?

Erken saatte camiye gitme arzusu, kalbimizin manevi önceliklerini gösterir. Bu, Allah’a olan sevgi ve saygının, maddi kaygıların önüne geçtiğini gösteren güçlü bir irade beyanıdır.

Bu manzaradan almamız gereken ders açıktır: Asr-ı Saadet’teki coşku ve disiplini yeniden canlandırmak, kişisel manevi hayatımızın kalitesini yükseltecektir.

Gecikmek, sadece bir saati kaçırmak değil, aynı zamanda manevi bir fırsatı, Rabbimizin bize sunduğu bereket kapısını kaçırmaktır. Gelin, manevi yarışta öne geçelim; Rabbin rızasına yakın olmak için acele edip, seher vaktinin bereketini evine taşıyan, koşar adımlarla huzura yürüyenlerden olalım. Bu, bizim için bir sorumluluktan öte, ruhumuzun özlediği bir diriliş çağrısıdır.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir