İslam’da evlilikte denklik (kefaet), huzurlu ve sağlam bir aile yapısının korunması açısından temel prensiplerden biridir. Denklik, eşler arasında din, ahlak ve sosyal uyumun gözetilmesini ifade eder. Bu ilke, yalnızca bireysel mutluluğu değil, aynı zamanda toplumda fitne ve fesadın önlenmesini de hedefler.
Denklikte Din Birliği ve Takva
Din birliği ve takvada denklik şartı konusunda İslam âlimleri arasında icma vardır. Zira Ebu Hüreyre (r.a)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Size dini ve ahlakı hoşunuza giden biri geldiğinde onu evlendirin. Eğer bunu yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat ortaya çıkar.”
Yine başka bir meşhur hadiste Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Kadın dört şey için nikahlanır: Malı için, soyu için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı tercih et ki hayır ve bereket bulasın.
Bu hadis, evlilikte asıl hedefin din ve takva olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu sebeple Müslüman bir kadının, Müslüman olmayan bir erkekle evlenmesi helal değildir.
Mezheplere Göre Denklik Anlayışı
İmam Mâlik (rh.a)’e göre denklik yalnızca dindedir; bunun dışında soy, meslek veya mal gibi unsurlar aranmaz. Ona göre bütün Müslümanlar birbirlerinin dengidir ve Arap olmayan birinin Kureyşli bir kadınla evlenmesi de câizdir.
Hanefî mezhebine göre ise denklik şu unsurlarda aranır:
- Din ve takva
- Soy
- Meslek
- Mal (ekonomik durum)
- Hürriyet
Denklikle İlgili Genel Hadis
Denklik hususunda rivayet edilen hadisler arasında en kuvvetlilerinden biri Hz. Ali (r.a.)’nin rivayet ettiği şu hadistir: Ey Ali! Üç şeyi geciktirme: Vakti geldiğinde namazı, ölüm gerçekleştiğinde cenazeyi ve dengi bulunduğunda bekârı.”
Kadın, dengi olmayan bir erkekle evlenirse, velisi bu evliliğin feshi için mahkemeye başvurabilir. Hakim tarafından feshedilmedikçe nikâh geçerliliğini korur. Hakimin yaptığı fesih, talak sayılmaz; çünkü talak, kocanın iradesiyle yapılan bir tasarruftur.
- Zifaftan önce fesih gerçekleşirse kadın mehir alamaz.
- Zifaftan sonra fesih olursa kadın belirlenen mehri alır ve iddet bekler.
- Sahih akit ve zifaf gerçekleştiği için iddet nafakası da ödenir.
Velinin Rızası ve İtiraz Hakkı
Velinin mehri alması, çeyiz hazırlaması veya damattan nafaka talep etmesi, nikâha rıza gösterdiği anlamına gelir. Bu durumda artık itiraz hakkı düşer. Ancak veli uzun süre sessiz kalsa bile bu rıza sayılmaz. Fakat kadının çocuk doğurması halinde rıza gerçekleşmiş kabul edilir.
Velilerden biri razı olursa, aynı veya daha alt derecedeki velilerin itiraz hakkı yoktur. Daha yakın derecedeki velinin itiraz hakkı ise, Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre vardır. Ebû Yûsuf’a göre ise diğer velilerin itiraz hakkı devam eder.
Mehr-i Misil Meselesi
Kadın, mehr-i mislinden daha azına razı olarak kendini evlendirmişse, velilerin bu evliliği feshetme veya mehri mehr-i misle tamamlama hakları vardır. Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’a göre bunda bir sakınca yoktur. İmam Muhammed’in ilk görüşüne göre ise nikah velinin izni olmadan geçerli değildir.
