1. Anasayfa
  2. BİLGİBANK

İslam’da Haram Kılınmış Büyük Bir Günah Olarak; Gıybet

Gıybet, sadece sözle yapılan bir eylem değil, kalbe ve topluma yayılan bir yangındır. İnsan onurunu ve itibarını hedef alan bu büyük günah, hem dünyada hem ahirette ciddi sonuçlar doğurur. Bu makalede gıybetin tanımı, zararları ve korunma yolları detaylı şekilde ele alınmıştır.


Gıybet, İslam’da haram kılınan büyük günahlardan biridir ve önemi asla küçümsenemeyecek kadar büyüktür.

Sevgili Peygamberimiz bu konuda ne kadar net ve kesin bir uyarıda bulunur: “Her Müslümanın diğer Müslümanlar üzerinde canı, malı, ırzı haramdır.” Yani bir Müslümanın canına kıymak nasıl haramsa, malını gasp etmek nasıl haramsa, onun ırzını, yani şeref ve haysiyetini hedef almak da aynı şekilde haramdır. Allah katında bu üçü de aynı değere sahiptir. Çünkü insan sadece bedeniyle değil, onuruyla da insandır.

İşte gıybet, tam olarak bu ırzı hedef alır. Bir insanın arkasından konuşmak, onun şerefiyle oynamak, haysiyetini rencide etmek, aslında ona canından daha değerli olan itibarını hedef almaktır. Bu yüzden gıybetin vebali çok büyüktür.

Sevgili Peygamberimiz, gıybetin zinadan daha kötü olduğunu söyleyerek aslında ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu gösterir. “Gıybetten sakının, çünkü gıybet zinadan daha kötüdür. Zina eden sonradan tövbekar olur. Allah da onu affeder. Fakat gıybet böyle değildir. Gıybet edilen kimse, affedinceye kadar, gıybet eden affa uğramaz.”

Bu hadis ne kadar düşündürücüdür. Zina gibi büyük bir günah, Allah ile kul arasında iken, tövbe ile affedilebilir. Ama gıybet, kul hakkına girdiği için, affı ancak gıybet edilen kişinin helalliğine bağlıdır.

Peki gıybet konuşulan bir mecliste bulunan kimse ne yapmalıdır?

  • İşte burada büyük bir sorumluluk vardır. Bir Müslüman, gıybet yapılan bir ortamda bulunuyorsa, önce eliyle, yani fiili olarak buna mani olmalıdır. “Bu konuşulanlar doğru değil, gıybet oluyor” diyerek söze karışmalı, konuşmayı durdurmalıdır.
  • Eğer buna gücü yetmezse, diliyle mani olmalı, yani sözle uyarmalı, konuşulanların yanlış olduğunu ifade etmelidir.
  • Eğer buna da gücü yetmezse, o zaman orayı terk etmeli, o meclisten uzaklaşmalıdır. Çünkü gıybete sessiz kalmak, ona ortak olmaktır.

İmam Gazali bu konuda şöyle der: “Gıybet meclisinde bulunan kimse, ya sözü değiştirmeli, ya mani olmalı, ya da oradan kalkıp gitmelidir. Aksi takdirde gıybet edenle birlikte günaha girer. Sessiz kalmak, rıza göstermektir. Rıza göstermek ise, fiilen yapmak gibidir.”

Ne kadar ağır bir sorumluluk! Sadece konuşan değil, dinleyen de gıybet günahına ortak oluyor. Sadece dinlemekle kalmayıp, sessiz kalmak, onaylamak anlamına geliyor.

Peygamberimiz bir başka hadisinde şöyle buyurur: “Ey dili ile iman eden, fakat kalpleri ile inanmayanlar; Müslümanların gizli hallerini araştırıp çekiştirmeyin. Müslüman kardeşinin gizli hallerini araştıran kimsenin kusurlarını da Allah araştırır. Allah, gizli hallerini araştırdığı kimseyi evinde bile olsa rezil eder. Gizliliklerini ortaya çıkarır.”

Bu hadis, gıybetin sadece dünyevi değil, uhrevi sonuçlarına da işaret eder. Kim Müslüman kardeşinin ayıbını araştırır, gizli hallerini ifşa ederse, Allah da onun ayıplarını araştırır ve herkesin içinde rezil eder.

Allah, bizim sayısız kusurumuzu örtüyor, görmezden geliyor, affediyor. Peki biz, bir kardeşimizin bir kusurunu neden bu kadar büyütüp ortalığa saçıyoruz?

Gıybetin en tehlikeli yanlarından biri de, insanın bunu alışkanlık haline getirmesidir. Öyle bir noktaya gelir ki, insan farkında olmadan her mecliste birinin arkasından konuşur hale gelir. Dedikodu, sohbetin vazgeçilmez unsuru olur. Oysa bu, manevi bir hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekir.

“Gıybet, bir bahçedeki gizli bir ateştir. Dumanı yoktur ama kökleri yakar. Öyle bir ateş ki, farkında olmadan bütün iyiliklerini kül eder.” Gerçekten de gıybet, sessiz bir yangındır. Dumanı çıkmaz ama içten içe bütün sevapları yakar bitirir.

Günümüzde gıybet o kadar normalleşti ki, neredeyse her meclisin vazgeçilmezi haline geldi. Sabah kahvaltılarında, öğle yemeklerinde, akşam çaylarında, sosyal medyada, WhatsApp gruplarında, her yerde gıybet var. İnsanlar farkında bile değil, nasıl bir günahın içinde yuvarlandıklarının.

Oysa unutmayalım ki, bir Müslümanın en değerli varlığı, onurudur, haysiyetidir, şerefidir. Ona yapılacak en büyük kötülük, arkasından konuşmak, onu çekiştirmek, dedikodusunu yapmaktır. Bu, malını çalmaktan, hatta canına kastetmekten daha ağır olabilir. Çünkü mal geri gelir, can cennettir belki, ama itibar lekelendikten sonra kolay kolay temizlenmez.

Gıybet ne demek?

  • Gıybet, bir kişinin arkasından, onun hoşlanmayacağı bir kusurunu başka birine anlatmaktır. Bu kusur fiziksel, ahlaki, sosyal veya dini olabilir.

Başkasının arkasından konuşmak günah mıdır?

  • Evet, gıybet İslam’da haram kılınmış büyük bir günahtır. Sadece sözle değil, dinleyerek veya sessiz kalarak da ortak olmak mümkündür.

Doğru olan bir şeyi söylemek gıybet sayılır mı?

  • Evet. Kişi doğruyu söylese bile, eğer bu söz kişinin hoşuna gitmeyecekse gıybet olur. Önemli olan doğru söylemek değil, kardeşinin itibarını korumaktır.

Gıybet neden haramdır?

  • Gıybet, insanın şerefini ve itibarını hedef alır. Allah katında can, mal ve ırz kadar değerli kabul edilen onuru zedelemek, büyük günah kapsamındadır.

Gıybetten nasıl korunabiliriz?

  • Konuşmadan önce düşünmek, başkalarının yerinde kendimizi hayal etmek ve kendimiz için istemediğimizi başkaları için de yapmamak gerekir. Gıybet edilen kişiden helallik almak, dua ve iyiliklerde bulunmak da korunmayı sağlar.

İnternet dünyasındaki bilgi kirliliğine ve kopyala-yapıştır mantığına bir dur demek amacıyla yola çıktığımız bu platformda, yer alan tüm bilgiler titiz bir akıl süzgecinden geçtikten sonra yayına alınmaktadır. Temel gayemiz; modern çağın hızı içerisinde sosyal medya, TV ve internet gibi araçlarla yaratılış gayesini ve manevi sorumluluklarını unutma tehlikesiyle karşı karşıya kalan günümüz insanına, karınca kararınca bir kulluk bilinci ve şuuru aşılamaktır. Sitemizdeki tüm içerikler Ayet, Hadis ve Dua ekseninde, yani Kur’an ve Sünnet bütünlüğü içerisinde kaleme alınırken; alışılmışın dışındaki özgün yorumlarımızla manevi meseleleri modern dünyanın diliyle harmanlayarak bir farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz. Sahih kaynaklara dayanan, samimi ve insanı yeniden özüne, maneviyata yönlendiren bir rehber olma vizyonuyla, bilgi kirliliğinden arınmış güvenilir bir liman sunuyoruz.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir