1. Anasayfa
  2. CİNSEL YAŞAM

İslam’ın Cinselik Anlayışı ve Empati


Cinsel Yaşamda Empati ve Hoşgörü

Aile hukukunun ve toplum ahlakının korunması adına kadına yüklenen bazı sorumlulukların, onun mağduriyeti anlamına gelmediği açıktır. İslam, hiçbir hükmüyle taraflardan birini ezmeyi değil; dengeyi, huzuru ve karşılıklı sorumluluğu hedefler.

Eğer bu sorumluluklar mağduriyet olarak yorumlanacak olursa, aynı mantıkla; arzuları karşılanmadığı için tedirgin edilen, psikolojik olarak yıpratılan ve zinaya sürüklenme tehlikesi yaşayan erkeğin mağduriyetini de kabul etmek gerekir. Oysa İslam’ın ortaya koyduğu çerçevede, ortada tek taraflı bir mağduriyet değil; karşılıklı hak ve görev dengesi vardır.

Cinsellik Sürekli ve Kontrolsüz Bir Hak Değildir

İnsan, her an cinsel ilişkide bulunabilen bir varlık değildir. Bu sebeple İslam, cinselliği başıboş bir tatmin alanı olarak değil; zamanı, zemini ve adabı olan bir ihtiyaç olarak düzenlemiştir.

Tatlı sözlerle iltifat gören, sevildiğini hisseden ve gönlü okşanan bir kadının; kocasının arzularına karşılık verirken zorunlu olarak mağdur olacağı iddiası, hayatın ve insan fıtratının gerçekleriyle örtüşmez.

Cinsel ilişkiye başlama zamanının, kadının onayı alınmaksızın ve iradesi dışında belirlenmesi; bazı kadınlarda içsel bir burukluğa yol açabilir. Bu ihtimal, İslam’ın göz ardı ettiği bir durum değildir. Ancak burada belirleyici olan; ısrarla arzulanmanın, sevilmenin ve tercih edilmenin verdiği onur duygusudur. Bu duygu, oluşabilecek geçici kırgınlıkları çoğu zaman giderecek bir güce sahiptir.

İslam’da erkeğin dindarlığı, sadece taleplerini dile getirmesiyle değil; eşinin ruh halini, yorgunluğunu ve arzulu zamanlarını gözetmesiyle ölçülür. Bu sebeple eşinin uygun zamanlarını kollamak, onu incitmeden yaklaşmak ve sevgi dilini öncelemek; Müslüman erkek için bir nezaket değil, bir iman sorumluluğudur.

Evlilikte Huzur, Zorlama ile Değil Denge ile Kurulur

Evlilikte huzur, taraflardan birinin susmasıyla değil; anlaşılmasıyla inşa edilir. İslam’ın cinsellik anlayışı, ne kadını susturan ne de erkeği sınırsız kılan bir yapıya sahiptir. Bu anlayışta esas olan; arzu ile merhametin, hak ile edebin, talep ile sorumluluğun aynı çizgide buluşmasıdır. İşte bu denge sağlandığında, evlilik ne mağdur üretir ne de vicdan yaralar.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir