Kur’an’da Yetim Hakkının Dokunulmazlığı
İsra Suresi 34. ayet Meali: Rüşdüne erinceye kadar yetimin malına, onun yararına olmadıkça el sürmeyin. Ahde vefa gösterin; çünkü ahid sorumluluk doğurur.
Kur’an-ı Kerim, toplumun en savunmasız fertlerinden biri olan yetimi özel bir ilahî koruma altına almıştır. Yetimin malı, yalnızca maddî bir emanet değil; aynı zamanda imanın, adaletin ve vicdanın imtihan alanıdır. Bu sebeple Allah Teala, yetimin malına keyfî şekilde yaklaşmayı kesin bir dille yasaklamış, bu emanete ancak saf niyet, adalet ve erdemle yaklaşılabileceğini bildirmiştir.
Yetimin malına en güzel şekilde yaklaşmak, onu tüketmek ya da sahiplenmek değil; bilakis korumak, çoğaltmak, işletmek ve yetimin menfaatine olacak şekilde gözetmektir. Bu yaklaşım, sadece hukuki bir sorumluluk değil, ahlâkî ve imanî bir duruştur. Yetimin hakkına bakan göz, aynı zamanda Allah’ın huzurunda hesaba çekileceğini bilen bir bilinçle bakmalıdır.
Rüşd ve Temyiz Çağına Ulaşan Yetim
Kur’an, yetimin malının kendisine hemen teslim edilmesini değil; rüşd çağına ulaşmasını, yani lehine ve aleyhine olanı ayırt edebilecek olgunluğa erişmesini şart koşar. Yetimi korumakla yükümlü olan kimseler, onun bu ehliyete ulaşıp ulaşmadığını birkaç kez imtihan ederek gözlemlemekle sorumludur.
Bu denemeler, şeklen değil; gerçekten bir emanet bilinciyle yapılmalıdır. Yetim, artık kendi malını idare edebilecek seviyeye ulaştığında, emaneti geciktirmeden ve eksiltmeden kendisine teslim etmek, ilahî bir emirdir.
İsra Suresi 34. ayet, yalnızca yetim malını değil; bütün sözleşme ve taahhütleri kapsayan evrensel bir ilkeyi de hatırlatır: Ahde vefa. İster Allah ile yapılan bir söz olsun, ister insanlar arasında verilen bir taahhüt; her ahit, sahibini sorumlu kılar.
Muvahhid bir mü’min için söz, rastgele söylenen bir ifade değil; hesabı olan bir yükümlülüktür. Bu sebeple Kur’an, verilen sözlerin eksiksiz ve samimiyetle yerine getirilmesini emreder.
Ayetin hatırlattığı en sarsıcı gerçek şudur: Ahitler, ahirette sorgulanacaktır. Sözünü yerine getirmeyen kimse kınama ve hesaba maruz kalacak; emanete sadık kalan ise ecir ve mükâfatla karşılık görecektir.
Yetimin malını korumak, verilen sözlere sadık kalmak ve emanete ihanet etmemek; yalnızca toplumsal bir erdem değil, ahireti belirleyen temel bir iman göstergesidir.
