1. Anasayfa
  2. Uncategorized

İşte Onlar; Hidayete Karşılık Dalaleti Satın Alanlardır. Yani Bile Bile Allah’ın Azabını Sayın Almışlardır


“Andolsun biz insanı, (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık (1)” ve size “size bir ecel, bir ömür süresi tayin (2) etti. En muazzam kusursuz ve en güzel surette yarattığı insanı, mutlaka bir takım sorumluluklar, bir takım görevler ve bir takım yükümlülükler bekleyecektir.

Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Bu kainatı yaratması sizden hanginizin daha güzel iş yapacağını ortaya koymak içindir (3)”. Yoksa bir takım aklı noksanların dediği gibi dünyaya geldiysem, yer, içer, yatar, kalkar ve sonunda ölürüm. Her şeyin ölümle son bulacağını ve bu dünyanın yaratılışının bir amaç ve bir gaye için olmadığını ileri sürerler ve üzerlerine yüklenilen yükümlülüklerden ve sorumluluklardan kaçmak için mazeretlerin arkasına gizlenirler. Ancak bilmiyorlar mı ki Allah Teala şöyle buyurmuştur; “Elbette Biz göğü, yeri ve aralarında olan varlıkları oyun ve eğlence olsun diye yaratmadı (4)”.

Yüce Allah’ın insanlar üzerine yüklediği yükümlülük ve sorumluluklardan birisi de edeb, avret yerlerini örtmeleri, saklamaları, kimseye göstermemeleri, açıp saçmamaları konusunda kullarını uyarmıştır. “Mümin erkeklere bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve zinadan korumalarını söyle! (5)” ve kıyamete kadar kendilerine düşman olan iblisi, şeytanı kendilerine dost edinmemelerini bildirmiştir ve kullarını bu konular üzerinde de uyarmıştır.

Yüce Allah buyurdu ki;”Ey insanlar! Yeryüzünde olan bütün nimetlerimden helâl hoş olmak şartı ile yeyiniz; Fakat şeytanın peşinden gitmeyiniz. Çünkü o sizin besbelli düşmanınızdır (6)”.Ama bizler neler yaptık neler…!!!.

“Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve günahtan korumalarını söyle! Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler. (7)”.

Artık insanlar kendilerince, Allah’ın koymuş olduğu ölçüyü kaldırdı, yerine kendi belirlemiş olduğu ölçüyü koydular Allah’ın koyduğu ölçüyü aşağı, kendi belirledikleri ölçüyü yükseltme çabasına giriştiler. Nitekim zahiri olsa da (3-4-10-30…50) sene için bunu başardılar ancak ebedi bir hayatı hiçe sayarak kendi kendilerine azap ettiler.

Hak Teala dedi ki, başınızı örtün bizimkiler yok çok sıcak, yok farz değil, yok saçlarım dökülüyor, yok başım ağrıyor vs vs gibi mazeretler arkasına gizlendiler. Buna da örtünme denirse. Allah rızası için değil güzel görünmek için örtünenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur ne acıdır ki. Hak Teala zinetlerinin görünen kısımları müstesna olmak üzere diye buyurdu, bizimkileri kabak çekirdeği gibi açılıp saçıldılar.

Daha zinetin ne olduğunu, zinet denirken hangi bölümlerin bu kapsama girdiğini bilmedikleri için, gereksiz işlerden ve uğraşlardan başlarını kaldırmayıp, müzik, televizyon, internette boğuldukları için kendilerine takıp takıştırıp, zinet diye açıldı saçıldılar.

“Zinet takılan yerlerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar (köleler), erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyaç duymayan hizmetçileri veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocukları dışında kimseye göstermesinler. (8)” diye buyrulmuşken bizim akıllılar, elaleme sergi mahiyetinde gösteriş yaptılar. Ama iş sizin sandığınızı kadar basit değil.

Allah Resulü Hz Muhammed (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde; “Allah Teala öncekileri ve sonrakileri malum günde topladığı zaman en uzaktakinin de, en yakınındakinin de işitebileceği bir sesle şöyle nida edecektir:

‘Ey insanlar,

Sizi yarattığımdan şu güne kadar hep Ben sizi dinledim. Bugün de siz Beni dinleyin. Bugün size sadece yaptığınız ameller geri verilecektir. Ben sizler için bir ölçü koydum, Sizde bir ölçü koydunuz ve Benim ölçümü kaldırarak kendi ölçünüzü yükselttiniz. Ben dedim ki; Allah katında en değerliniz, takva bakımından en ileri olanınızdır. Siz ise, bunu kabul etmeyerek ‘falan oğlu falan, falandan daha zengindir’ dediniz. Ben de bugün sizin ölçünüzü kaldırıyor ve kendi ölçümü yükseltiyorum: Takva sahipleri neredeler? Bunun üzerine takva sahibi muttakiler için bir sancak dikilir ve takva ehli bu sancağın altına giderler. Allah Teala’da hiç hesaba çekmeksizin onları cennetteki makamlarına gönderir” buyurmuştur.

Şimdi kişi kendine sorsun isterse; Allah’ın koyduğu ölçüyü mü dikkate aldı, yoksa kendisinin yada kulun koyduğu ölçüyü mü? Hakk’ın sözüne mi değer verdi, yoksa halkın sözüne mi? vs vs. Bunların cevaplarını herkes kendisine sorsun ve bulduğu cevaba göre cennete mi giderim yoksa cehenneme mi giderim kendini hesaba çeksin. Yoksa öldükten sonra verecek çok hesabı olur insanın.

“…ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar var ya, işte Allah onlara mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır (9)”

“Gerçek, mümînler kurtuluşa ermişlerdir, çünkü onlar huşu ve huzur içinde namaz kılarlar. Onların kalbleri daima Allah’a karşı korku içindedir, onlar, boş sözlerden ve faydasız işlerden yüz çeviricidirler, onlar, zekatlarını da verirler ve onlar ırzlarını korurlar. Aile ve cariyelerinin dışında başka kimseyle münasebette bulunmazlar ve bu hususta da kınanmazlar. Ailesini ve cariyesini bırakarak başka kadınlarla ilişki kuranlar, Allah’ın kanına tecavüz etmiş olurlar. O müminler ki, emanetlere ihanet etmez, verdikleri sözü de yerine getirirler. Namazlarını vaktinde kılarlar. İşte, bütün bu vasıfları toplayanlar, ebediyen sonsuzluğa dek içinde kalacakları Firdevs cennetinin mirasçılarıdır (10)”

İstek ve irade kuvveti göstermek kuldan, muvaffakiyet yani sonuç ise Allah’tan dır. Kişi eğer irade kuvveti gösterip Rabbine yönelecek olursa eğer, Rabbi yani Yüce Allah o kula karşı bihaber, sessiz kalmaz. Her kim olursa olsun, eğer kişi Allah’a yardım ederse (yardımdan maksat kulluk görevleri),Yüce Allah’da o kula karşı yardımcı olur. Allah cümlemizi bu kullardan eylesin İnşallah…!!!

Zaman değişiyor ne acıdır ki. Doğruyla-yanlış, yalanla-gerçek vs hepsi artık karmakarışık oldu. Kimin eli kimin cebinde, kim nerde ne yapacağını, nasıl hareket edeceğini, hangi üslup ve tarzda giyim kuşamına dikkat edeceğini şaşırdı. Neden mi;

Kur’an*ı Kerim’den, Yüce Allah’ın dediklerinden, O’nun kelamından, emir ve yasaklarından ayrılacak olursak eğer , bunlar daha iyi günlerimiz. Kişi ya da kişiler; zaman ne kadar değişirse değişsin, ortam ne kadar bozulacak olursa bozulsun, Allah’ın kanunu, emir ve yasakları, belirttikleri bakidir. Bunları değiştirmeye hiç kimsenin gücü yetmez . İnsanları Allah’ın yoluna getirebilmen, öğütlemen çok güzeldir ancak bunu başaramayacak bile olsan, en azından kendin bunu başarabilirsin. Kendin Hak yola girip ,o yolda sabır gösterip, kulluk görevlerini bilip, yerine getirerek, şeytanın fısıldamalarına kulak vermeyerek İnşallah bu imtihan ortamından belki başarı ile çıkabilirsin. Her şeyi en iyi ve en doğru şekilde ancak Allah bilir.

Yüce Allah buyuruyor ki;

  • Ey Adem’in evlatları! Bakın size edep yerlerinizi örteceğiniz giysi, süsleneceğiniz elbise indirdik. Fakat unutmayın ki en güzel elbise, takva elbisesidir. İşte bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Olur ki insanlar düşünür de ders alırlar (11)
  • Kim Allah’tan korkarsa,(Allah) ona bir çıkış yolu gösterir ve onu hesaba katmadığı bir yönden de rızıklandırır. Kim de Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter (12)

Selam hak edenlerin üzerine olsun vesselam….

İsmail Ekinci

(1-Hicr Süresi’26) (2-En’am Süresi’2) (3-Hud Süresi’7) (4-Enbiya Süresi’16) (5-Nur Süresi’30) (6-Bakara Süresi’168) (7-Nur Süresi’31) (8-Nur Süresi’31) (9-Ahzab Süresi’35) (10-Mü’minin suresi’1-11) (11-A’raf Süresi’26) (12-Talak Süresi’2-3)

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir