Muhkem ve Müteşabih Ayetler ile Kadere İman
1. MESELE: Yüce Allah buyurdu ki: “Sana Kitabı indiren O’dur. Onun (Kur’an’ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitabın esasıdır. Diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise, ‘ona inandık, hepsi Rabbimiz tarafındandır’ derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlarlar (1)”
İşte insanlarında düştüğü yanlış şudur ki; kendisine yüklenen emir ve yasaklara uyup, üzerine yüklenen farzları ifa etmek yerine, kaderimdir deyip, aslında Allah’ın takdir etmediği ancak kendi hatanızı ve yanlışınızı Allah’ın takdirine bağlayarak günah işlemekten geri durmadınız ve buna da kaderim dediniz.
İyilik ve Kötülük Kader Değil Kulun Tercihidir
2. MESELE: Yüce Allah iyiliği de yaratmıştır, kötülüğü de yaratmıştır. Ancak kötülüyü kerih görerekten buna razı olmamıştır. Kullarına bir akıl ve irade vererek bu ikisi arasında bir tercih yapmasını istemiş; iyiliğe, iyi olana yönelecek olursa kendisini mükafatlandıracağını, kötülüğe ve kötü olana ısrarla devam edecek olanı da cezalandıracağını bildirmiştir.
Bu durumda tercih kula kalmıştır. Bir şeyi bilmek farklıdır, müdahale farklıdır. Yüce Allah’ın biliyor olması, senin bilmediğin için bildirdiğine göre hareket etme zorunluluğun var. Bu durumda ya iyi olanı seçer mükafatlanırsın yada kötü olanda ısrarla devam edecek olursan cezalandırılırsın.
Allah Dilerse, Allah İsterse, Allah İsterse ve Kader İlişkisi
3. MESELE: Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet-i celile de Allah dilerse, Allah isterse, Allah izin verirse vb ifadeler geçmektedir. Ancak biraz eğer dikkatle inceleyecek olursak eğer, acaba bu ifadelerin hangi olayların akabinde inzal edildiğine bakacak olursak eğer belki kaderimdir deyip de kaderinizin arkasına saklanmaktan vazgeçersiniz.
Mesela yüce Allah: “Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Şüphesiz Allah iyi bilendir, hikmet sahibidir (2)”.
Yoksulluğun olmasından değil yoksulluktan korkulması durumunda bir anlam vardır. Başka bir ayet-i celile de ise yüce Allah:
“O gah gündüzü kısaltarak geceyi uzatır, gah geceyi kısaltarak gündüzü uzatır. Güneş ve ayı emri altında hizmete koşturan da O’dur. Bunlardan her biri belirlenmiş bir vadeye kadar akıp gider. İşte bütün bunları yapan, Rabbiniz olan Allah’dır. Hakimiyet O’nundur. Ey müşrikler Sizin O’ndan başka yalvardığınız putlar ise bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. Şayet siz onlara seslenirseniz çağrınızı işitemezler, eğer işitseler bile icabet edemez, size cevap veremezler. Kıyamet günü ise sizin kendilerini, ibadette Allah’a ortak saymanızı reddedeceklerdir. Hiç kimse sana, her şeyi bilen Allah’ın gerçekleri bildirmesi gibi haber veremez. Ey insanlar! Siz hepiniz Allah’a muhtaçsınız. Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her türlü övgülere ve hamdlere layık olan ise ancak Allah’dır.Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir (3)”.
Görüldüğü üzere herkesin O’na (Allah’a) muhtaç olduğunu ve kendisinden başkasına ibadet edilmemesini istemiş ve günahlarınız da, yaptığınız yanlışlarda devam edecek olursanız, dilerse sizi yok edip yerinize yeni bir halk getireceğini beyan buyurmuştur ki; Allah’ın dilemesi yine bir olay akabinde zikredilmiştir.
Kaderi Mazeret Olarak Öne Sürerek Kötülük İşlemek
4. MESELE: Allah dilerse, Allah isterse, Allah izin verirse vb ifadelerden bir diğer kasıt da şu olabilir ki; aciz olmanıza rağmen kendinize güvenerekten gerek Allah’a karşı gerekse Allah’ın yarattıklarına karşı böbürlenmemeniz, üstünlük taslamamanız, kendinizi başkasından yüksekte görmemeniz için bir uyarıdır, bir ikazdır.
Aslında bu insanlara bir ikramdır. Çünkü kendisini başkasından yüksekte görürse, kendisini beğenip kibirlenecek olursa bu sefer günaha girecektir ki; kibir ve kendini beğenme vb günahlarda kişiyi helak edici unsurlardandır.
Şayet ayet-i celileleri biraz tefekkür ederek okuyup düşünecek olursanız, kaderin arkasına saklanmak yerine, gayba dair konular hakkında konuşmak yerine, alenen açık olan Kur’an-ı Kerim’le amel edersin ve o zaman da bu benim kaderim dersin
5. MESELE: Her nedense insanoğlu kötü, kerih bir iş yaptığı zaman kaderinin arkasına saklanıyor, kaderim diyerekten kötülüğe meyletmekten, günah işlemekten geri durmuyor; ama hayra yönelmek yada hayra vesile olacak bir husus, amel konusunda kaderim diyerekten ona yönelmiyor. Sizin kaderiniz her nedense kötülüğe çalışıyor. Hayra ve hayra giden yola girebilmek için aklınıza bile gelmiyor. Bu çelişkiye bir cevap verebilecek olan varsa eğer buyursun versin…!!!
Selam hak edenlerin üzerine olsun vesselam…
İsmail Ekinci
(1-Al’i İmran Süresi 7) (2-Tevbe Süresi 28) (3-Fatır Süresi 13-16)
