İslam’da örtünme yalnızca yabancı erkeklerle sınırlı bir mesele değildir; kadınların kendi aralarındaki ve mahremleriyle olan sınırları da ilahî ölçülerle belirlenmiştir. Müslüman kadının kadına ve mahremine karşı avreti konusu, hem fıkhî hem ahlakî yönüyle iffet ve haya merkezli bir anlayış ortaya koyar. Bu sınırlar, keyfî yorumlara değil, Kur’an, Sünnet ve sahabenin uygulamalarına dayanmaktadır.
Müslüman Kadınların Birbirleri Yanındaki Avreti
Kur’an ve Sünnet’in ortaya koyduğu ölçülere göre, ergin Müslüman kızların ve kadınların ahlakı düzgün Müslüman kadınlar yanında örtüp korumaları gereken avret bölgeleri; göbek ile diz kapakları arasıdır. Diz kapakları da bu sınıra dahildir.
Bu ölçü, büyük müctehidlerin çoğunluğunca benimsenmiş ve asırlardır İslam ümmetinin genel uygulaması olmuştur. İmam Gazalî’nin ifadesiyle, haya duygusu korunmadığında bedenin sınırları da kolayca ihlal edilir.
Mayolu ve Kısa Şortlu Bulunmanın Hükmü
Bu ölçüden açıkça anlaşılacağı üzere, Müslüman kızların ve kadınların diğer Müslüman kadınlar yanında uylukları görünecek şekilde mayolu veya kısa şortlu bulunmaları çıplaklık kapsamına girer. Bu tür bir çıplaklık ise dinen haramdır.
İbn Cevzî, “Haram bazen yabancıdan değil, alışkanlıktan gelir,” diyerek insanın sınırları gevşetme tehlikesine dikkat çeker. Kadının kadına karşı avreti meselesi de bu ihmal alanlarından biridir.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus şudur: Yanında soyunulan kadının Müslüman olup olmamasından ziyade, iffetli ve ahlaklı olup olmaması önemlidir. Zira Kur’an’a göre bir kadın Müslüman olduğu hâlde zinakar olabilir; buna karşılık gayrimüslim olduğu halde iffetli ve namuslu da olabilir. Ancak Hz. Ömer (r.a) ve bazı sahabiler, kendi dönem şartlarını ve toplumsal etkileri dikkate alarak gayrimüslim kadınları, yanlarında soyunulamayacak kadınlar kapsamında değerlendirmişlerdir.
Hz. Ömer’in (r.a), Ebu Ubeyde’ye gönderdiği genelge bu hassasiyetin açık bir örneğidir: “Müslüman kadınların hamamlara giderek Hıristiyan kadınların yanında soyunmuş olarak yıkandıklarını duymuş bulunuyorum. Hiçbir Müslüman kadının gayr-i müslim kadınlar yanında soyunması caiz değildir.”
Bu yaklaşım, fitnenin önünü daha baştan kesme anlayışının sahabe pratiğindeki yansımasıdır.
Mahremler Yanında Kadınların Avreti ve Sınırı
Kadının kendileriyle ebediyen evlenmesi haram olan kimseler; baba, kardeş, amca, dayı, kardeş çocukları, kayınpeder, süt kardeş ve benzeri yakınlardır. Bu kimseler mahrem olarak adlandırılır.
Hür veya cariye olsun, ergin Müslüman kızların ve kadınların mahremleri yanında örtmeleri gereken avret bölgeleri; göbekle diz kapakları arası, ayrıca karın ve sırttır. Bu ölçüye göre Müslüman kızlar ve kadınlar, babaları ve kardeşleri yanında dahi bikinili, mayolu veya kısa şortlu şekilde bulunamazlar. Çünkü bu hal, İslam’ın yasakladığı türden bir çıplaklıktır.
Hz. Osman’ın (r.a) hayası, meleklerin bile kendisinden haya ettiği bir ölçü olarak anlatılır. Bu haya anlayışı, yalnız yabancılarla değil, en yakınlarla olan sınırları da kapsar.
İbn Kayyım’ın ifadesiyle, “Haya imanın süsüdür; süs sökülürse iman zayıflar.” Mahremiyet sınırları ihmal edildiğinde, aile içi edep ve saygı da zedelenir.
Kadının Kadına Avreti Meselesinin Ana Teması
Kadının kadına ve mahremlerine karşı avreti meselesi, yalnızca fıkhî bir hüküm değil; iffet, edep ve toplum ahlâkını koruyan temel bir ilkedir. Bu sınırlar korunduğunda, aile yapısı güçlenir; sınırlar gevşetildiğinde ise haya duvarları yıkılmaya başlar.
