Kaf Suresi 6-7-8. Ayetin Meali: Üstlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Hiçbir kusuru olmaksızın onu nasıl kurduk, nasıl süsledik. Yeryüzünü de düzledik, üzerine sarsılmaz dağlar yerleştirdik, orada her türden güzel bitkiler yetiştirdik; Bize yönelen her kula aydınlatıcı ve hatırlatıcı olsun diye.
Bazen günlük hayatın telaşı ve karmaşası içinde, etrafımızı saran muhteşem düzeni gözden kaçırırız. Kuran-ı Kerim, bizi durmaya ve gökyüzüne bakmaya davet eder; bu, sadece bir seyir değil, aynı zamanda bir sorgulama davetidir.
Yüce Allah, evrendeki yaratılışın ihtişamını ve kusursuzluğunu şu ifadelerle anlatır: “O, yedi göğü tabakalar halinde yarattı. Sen, Rahman’ın yaratmasında herhangi bir düzensizlik göremezsin!”
Bu, yalnızca bir iddia değil, insana meydan okuyan bir davettir. Evren, yedi katman halinde öyle bir düzenle kurulmuştur ki, en derin incelemeye bile dayanır. .
Şimdi gözünüzü çevirin ve bu muazzam sahneyi inceleyin:
- Bir galaksinin dönüş hızı ile atomun çekirdeği arasındaki uyumu,
- Milyarlarca yıldızın birbirine çarpmadan, tam yörüngelerinde ilerlemesini,
- Dünyamızın Güneş’e olan mesafesinin, hayatın sürmesi için gereken o ince ayarı…
Size deniyor ki: “Herhangi bir çatlak görebiliyor musun?”
Bu, fiziksel bir çatlak arayışı değil, tasarımda bir hata, bir aksaklık, bir uyumsuzluk arayışıdır. İnsanın en gelişmiş teleskopları, matematik ve fizik yasaları bile bu muhteşem senfonide bir nota kaçağı bulamaz.
İsteniyor ki, gözünüzü tekrar, ikinci defa çevirip bakın. Bu ikinci bakış, daha derin, daha eleştirel bir inceleme gayretidir.
Sonuç ne olacaktır?
- “İmkanı yok, gözün sana umudunu kesmiş, yorgun ve bitkin halde dönecektir.”
Göz, aradığı kusuru bulmaktan umudunu kesmiş bir şekilde geri döner. Bu bitkinlik, bedensel bir yorgunluktan ziyade, entelektüel bir teslimiyettir. İnsan aklı, bu muazzam, sonsuz ve hatasız düzene baktığında, bu yapının kendiliğinden oluşamayacağını anlar ve yaratıcının kudreti karşısında acizliğini kabul eder.
Bu bize şunu öğretir: İman, temelsiz bir inanç değil, gözlemlenebilir bir hakikatin zorunlu sonucudur. Evrene samimiyetle bakan her göz, O’nun Rahman (Sınırsız Merhamet Sahibi) olduğunu, bu mükemmel düzeni boş yere değil, bize bir ikram olarak kurduğunu anlar.
