Kafirun Suresi Mekki bir süredir ve ayettir. Kur’an’a göre (109.) suredir.
Kureyşliler, tehdit ve zor kullanma yöntemlerinin yanı sıra, dünyevi nimetlerle Hz. Peygamber’i (s.a.v.) davasından döndüremeyeceklerini anladılar. İslam’a girenlerin sayısının artmasından endişe duyarak, Allah’ın Elçisi’ne uzlaşma teklifinde bulunmaya karar verdiler.
Kureyş’ten gelen bir topluluk, Hz. Peygamber’e şu teklifi götürdü: “Muhammed, sen bizim dinimize uy, biz de senin dinine uyalım. Bir yıl sen bizim tanrılarımıza ibadet et, bir yıl da biz senin tanrına ibadet edelim. Şayet senin getirdiğin yeni din bizimkinden daha iyiyse, biz de nasibimizi almış oluruz. Eğer bizim dinimiz daha iyiyse, sen de bizimle birlikte payını almış olursun.”
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bu teklife cevabı çok açık ve net idi: “Böyle bir şeyi yapmaktan Allah’a sığınırım.”
Allah katında geçerli olan yegâne din İslam’dır (Al-i İmran 19). İslam ise inkardan, şirkten, nifaktan, fısktan ve şüpheden uzak kalarak, kayıtsız şartsız sadece Allah’a boyun eğmek ve O’nun emir ve yasaklarına itaat etmek demektir.
Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed, toplumsal ve dünyevi bazı konularda uzlaşabilirdi. Ancak İslam’dan sapma veya kısmen de olsa şirke yönelme konusu, ne Resulullah’ın ne de herhangi bir müminin uzlaşma konusu olamazdı.
Karşı taraf, İslam’ın temelini veya iman esaslarından bir kısmını dahi inkar ediyorsa, din hususunda inkarlarına rağmen onları hoş görmek ve uzlaşılacak bir ortak nokta tespit etmek mümkün değildir.
Yüce Allah, Ehl-i Kitap (Kitap Ehli) ile uzlaşma konusunda dahi bu sınırı netleştirmiştir: “Zalimleri hariç, Ehl-i Kitap ile en güzelinden başkasıyla tartışmayın ve deyin ki: ‘Biz, bize indirilene de size indirilene de iman ettik. Bizim İlahımız da sizin İlahınız da aynıdır. Biz O’na boyun eğmekteyiz.’ (Ankebut 46)”
Bu uzlaşma, sadece tevhidin (Allah’ın birliğinin) kabul edildiği ortak noktalarda geçerlidir. Ancak durum, tevhidden sapan, Allah’a ortak koşan, O’na oğul isnat eden veya peygamberler/ilahi kitaplar arasında ayrım gözetip bir kısmını inkar eden “zalimleri” kapsadığında, onlara söylenecek söz açık ve nettir:
- “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.”
