Tevhidin maksadının işaretlerinin yanı sıra, Allah’ta fsni olmanın ve onun bakası ile baki olmanın yollarının alametlerine de vakıf olup, bu hususta da kısmeti olanlara şu gerçek gizli kalmaz: Allah’a ulaştıran yollar farklı farklı ve onun katına götüren vasıtalar çeşit çeşittir, zira her yöne yönelten, her yönün sahibi odur. Yolların en mükemmeli, en kapsamlısı, en güvenlisi ise şüphesiz ki, peygamberliğe ait hatemlik ve hatimlik makamının üzerine tesis edildiği yoldur.
Yani Hz. Peygamber’in yoludur. Çünkü onun yolu, tevhid-i sıfat ve tevhid-i efale de şamil olan tevhid-i zati üzerine kurulu olması hasebiyle bütün yolları ve usulleri içermektedir. Halktan hiç kimse Hak canibinden cezbedilmediği ve kendisine onun katından bir muvaffakiyet bahşedilmediği surece, kendi başına hidayeti kesinlikle bulamaz. Hak canibinden desteklenmeyen, inayet-i ilahiyyeye nail olmayan hiç kimse, Hakk’a giden doğru yolu bulmaya asla erişemez.
İşte bundan dolayıdır ki; kafirlerin, Vahid ve Ehad olan, kendisine tapılmayı ve saygı duyulmayı gerçek anlamda hak eden Allah’a bir sene tapmalarına mukabil olarak, kendi batıl ilahlarına tapmasını Hz. Peygamber’e teklif etmeleri üzerine, Cenab-ı Hak, bu sürede, güzel ismini zikrettikten sonra, habibine kafirlerin saçma ve gerçek dışı sözlerine iltifat etmemesini şu şekilde emretmektedir:
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:VI / bkz: 559
