Ariflerden birine; Kalp secde eder mi? diye sorulmuş, o da şu cevabı vermiştir: “Evet, kıyamete kadar başını secdeden kaldırmayan bir kimsenin secdesi gibi secde eder.
İşte kalbin secdesi onun bu kırık ve mahzun halidir. Böylece bu halde bulunmayan kalp kendisinden istenen secdeyi yapmamış olur. Kalp Allah’a bu būyük secdeyi ettiği zaman, onunla beraber bütün uzuvlar secdeye varır. Yüz o zaman Hayy ve Kayyum olan Allah’a yönelir. Ses ve bütün uzuvlar sükunet bulur. Kul boyun eğip teslim olur. Yüzünü kulluk eşiğine koyar.
Kalp gözüyle Rabbi ve Melikine, zelil bir insanın aziz ve rahim olan bir zata bakışı gibi bakar. O daima Rabbine karşı tevazu halinde, O’na karşı taat içinde görülür. Daima O’nun lütuf ve rahmetini umar.Her an muhtaç olduğu efendisini, Rabbini, sevgilisini haddinden fazla seven bir aşık gibi razı etmeye çalışır. Onun Allah’ın rıza ve lütfunu kazanmaktan başka bir düşüncesi yoktur. Çünkü o, ancak O’na yakın olmakla, O’nu sevip O’nun rızasını kazanmakla hayat bulabilir, kurtulabilir.
O şöyle der: “Ben hayatımın, rızasına bağlı olduğu birini nasıl kızdırırım? Saadetimin, kurtuluşumun kendisine yakın olmak, O’nu sevmek ve zikretmeye bağlı olduğu birinden nasıl yüz çeviririm?
Kaynak: İbn Kayyım El-Cevziyye / Medaricu’s Salikin / bkz: 388
