İslam inancına göre dünya hayatı, her bir zerresi hesap edilecek hassas bir imtihan meydanıdır. Ahiret yurdunda ise bu imtihanın neticesi, sadece amellerimizle değil, kalbimizde taşıdığımız imanın kalitesi ve ağırlığıyla şekillenir. “Zerre kadar imanı olanın cehennemden çıkacağı” müjdesi, ilahi rahmetin kuşatıcılığını gösterirken; imanın dereceleri arasındaki farklar, cennetin bitmek bilmeyen makamlarını müjdeler. Peki, kalpteki o gizli cevher; bir dinar, bir miskal ya da bir zerre ağırlığında olduğunda ebedi yolculuğumuz nasıl değişir?
İmanın Ağırlığı ve İlahi Adalet
Ahiret günü melekler, ilahi bir hassasiyetle kalplerdeki imanı tartar; onu zerre, miskal ve dinar ağırlıklarına göre birbirinden ayırırlar. İslam alimlerinin hadisler ışığında belirttiği üzere, kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan bir kimse, günahlarının cezasını çekmek üzere cehenneme girse bile, orada ebedi kalmayacaktır. Ancak imanı, bu en küçük birimden (zerreden) daha hafif olanlar veya kalbinde nifak gizleyenler için durum çok daha çetindir.
İnfitar Suresi’nde Rabbimiz, “Günahkarlar kesinlikle cehennemdedirler” buyurarak adaletin tecellisini haber verir. Ancak kalbindeki iman nuru belirli bir seviyenin (dinar ağırlığının) üzerinde olan müminler için ateşin bir yakıcılığı olmayacaktır. Bu kimseler, günah kirlerinden arınmış veya sevapları ağır basmış “iyiler” zümresinde yer alarak, cehennem azabına uğramadan doğrudan esenlik yurduna ulaşacaklardır.
Cennet, tek tip bir mekan değil; her müminin imanı ve Allah’a dair marifeti (ilmi) nispetinde yükseldiği uçsuz bucaksız makamlar bütünüdür. İmanı miskal ağırlığından fazla olanlar, “İlliyyun” denilen en yüce katların da üzerinde yerleşeceklerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu yüksek derece sahiplerinin, dünyadan gökyüzündeki parlak yıldızlara bakıldığı gibi, aşağı mertebelerden hayranlıkla izleneceğini haber vermiştir.
İslam dini, sadece zahiri bir teslimiyetten ibaret değildir. Hadis-i şeriflerde vurgulandığı üzere; şüphelerden arınmış, “yakîn” derecesine ulaşmış bir müminin kalbi, bin Müslümanın kalbinden daha hayırlı olabilir. Çünkü onun kalbindeki Allah korkusu ve sevgisi, sıradan bir imandan katbekat daha köklü ve tesirlidir. İman, taklit seviyesinden tahkik ve marifet seviyesine çıktıkça, ahiretteki makam da yerden göğe kadar yükselir.
