Kamer Suresi Hakkında Temel Bilgiler
Kamer Suresi 55 ayettir ve Kur’an-ı Kerim’de ki sıralamaya göre 54. suredir. Mekki bir sure olan Kamer suresi; adını birinci ayette ki ay anlamına gelen kamer kelimesinden almıştır.
Ön yargılı inkarcıların tavrı şudur: Evrenin en büyük olayını, Ay ve Güneş’in yörüngelerinden çıkıp parçalanmaya başladığını bile görseler, bunu bir mucize olarak değil, bir yanılsama olarak yorumlarlar: “Böyle bir şey olmaz; galiba gözlerimiz büyülendi.”
Bu, sadece Mekkeli kodamanların değil, hakikati reddetmeye kararlı her devirdeki insanın tavrıdır. Onlar için sorun, gördükleri değil, görmek istemedikleridir. Hakikatin getirdiği sorumluluktan kaçmak için, gözlerini kendi elleriyle kör etmeyi tercih ederler.
Kuran, bizi uyarılara kulak asmayan kibirli insanlara odaklanırken, aynı zamanda tarihin hafızasına dikkat çekmektedir. Geçmiş kavimlerin kıssaları, birer masal değil, tekerrür etmeye hazır ibret dersleridir:
- Nuh’un Kavmi: Kabaran sularla istila edildi.
- Ad ve Semud: Kasırga ve korkunç seslerle helak oldu.
- Lut’un Kavmi: Deprem ve dehşet verici felaketlerle cezalandırıldı.
- Firavun’un Kavmi: Sudan boğuldu.
Bu kavimler, tıpkı günümüzdeki inkarcılar gibi, peygamberleri ciddiye almadılar. Onlar, geçici dünya güçlerine güvendiler, uyarıları küçümsediler. Sonuç, dünya hayatında dehşet verici bir felaket ve ahirette ebedi bir cezalandırma oldu.
Bütün bu açık delillere ve defalarca yapılan hatırlatmalara rağmen, insanın hala anlamayışta diretmesi, akıl sınırlarını zorlar:
- Bu insanlara ne oluyor da ikazdan anlamıyorlar?
- Akıllarını kullanmıyorlar?
- Gerçeklere kulak tıkıyorlar?
Yoksa onlar, önceki kavimlerden daha mı güçlüler ki Allah onlara güç yetiremeyecek? Ya da önceki kitaplarda onlara cezalandırılmayacaklarına dair özel bir söz mü verildi?
Cevap, elbette hayırdır. İnsanın vurdumduymazlık ve gafleti, insanı kendi felaketine sürükler.
Yüce Allah, merhametinin bir gereği olarak, öğüt alınması için Kur’an’ı kolaylaştırmıştır. Herkesin anlayabileceği, düşünebileceği şekilde sunulmuştur. Bu kolaylığa rağmen halen düşünüp öğüt almamak, büyük bir sorumluluktur.
- Unutulmamalıdır ki, insanın yaptığı hiçbir şey göz ardı edilmez:
- İnsanın bütün yaptıkları, “büyük” ya da “küçük” denilmeyip, hepsi yazılmaktadır.
Sonuçta:;
- İnkarcılar, uyarılara kulak asmayıp kibirde direttikleri için, cehennemde ıstıraplar içinde kıvranacaktır.
- Muttakiler (Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle hareket edenler) ise, cennetlerde nehirlerin kenarlarında, Muktedir Melik’in (Kudretli Hükümdarın) katında, doğruluk makamında sonsuz refah ve mutluluk içerisinde gerçek manada yaşayacaklardır.
O zaman herkes kendine şu soruyu sormalı;
- Ben hangi tarafın davetine kulak veriyorum?
