Size verilen geyler dünya hayatının geçim kaynağı ve süsüdür. Halbuki bu dünya hayatında size verilmiş olanlar, ihtiyaçlarınızı gidermek için verilmiş ufak şeylerdir. Geçici şeylerdir, kalıcı şeyler değildir. Allah katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcı şeylerdir. Anlamı- yor musunuz? (Kasas Süresi 60. ayet)
Yüksek dereceler elde etmiş, ince merhaleler katetmiş ve beşeri hüviyetinin gereklerinden soyutlandıktan sonra, Hakka yöneldikten sonra yüksek makamlara ulaşmış olanlar için Allah katındaki marifetler, hakikatler, mükaşefeler ve müşahedeler daha hayırlıdır.
Allah katında olan şeyler arasında bir eksiklik yoktur, hiçbir şey ona zarar veremez. Allah katında olan şeyler daima var olacaktır. Onların yok olması ve eksilmesi de olmaz.
Ey ahmaklar, siz en aşağı, en adi olanı en yüce ve sonsuz olan ile değiştiriyor musunuz? Siz cismani lezzetleri ruhani lezzetlere tercih mi ediyorsunuz? Sizin için en uygun olanı ve size en yakışanı belirlemek gayesiyle size verilmiş olan akıllarınızı kullanmaz mısınız?
Kime güzel bir vaatte bulunduysak almıştır. Onun durumu, kendisine dünya nimetleri verdiğimiz ve kıyamet gününde huzurumuza hesap vermeye getirilecek olan kişi gibi midir? (Kasas Süresi 61. ayet)
Her ikisi de tarafımızdan verilmiş olmakla birlikte, her ikisi de gücümüz ve kudretimize bağlı olarak verilmiş olmakla birlikte siz sonsuza kadar olacak olanı, hemen verilen geçici ve fani şeylerle bir mi görüyorsunuz?
Biz kime, içinde güzellik ve lütuf bulunan bir söz verdi isek o kimse verilen vaatlere nail olmuştur. Çünkü bizde, vaatlerden caymak yoktur.
Ey cahiller siz, bizim kendisine sunduğumuz bu mutlu neticeye kavuşan bahtiyar kişilerin durumunun, kendisine kirli dünyanın nimetlerini verdiğimiz kişilerin durumu ile aynı olduğunu mu sanıyorsunuz? Her türlü kirlerle kirlenmiş olan, acı ve kederlerle uğursuzlaşmış bulunan ve pisliklere bulanmış olan bu dünya hayatı bittikten sonra onlar hesap vermek üzere huzurumuza getirileceklerdir. Onlar dünyada elde ettiklerinin karşılığını bulacaklardır
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: IV / bkz: 186-187
