Kasas Süresi Abdülkadir Geylani Meali ve Tefsiri
Kasas Süresi Meali ve Tefsiri: Aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar şöyle diyeceklerdir. Haklarında Allah’ın hükmü kesinleşip de soru sorduğu şeytanlar, Allah’a yalvararak, kendilerini yerlere atarak şöyle diyeceklerdir:
Ey Rabbimiz, işte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Ey bizi tevhit fıtratı üzere yaratan Rabbimiz, biz nasıl cüret ettik bilmiyoruz ama azgınlık ve sapıklık bataklığına saplanarak helak olan şu insanları doğru yoldan biz çıkardık. Onları çeşitli hilelerle önümüzde diz çöktürdük, kendimize bağladık, kendimize itaat ve ibadet ettirdik. Böylece onlar kendi boş ve asılsız arzularına göre davrandılar.
Halbuki bizler, onların arzu ettikleri iyi şeyleri, nefislerinin çektiği güzellikleri onlara temin etmeye gücümüz yetmediği için bu ibadete ve itaate müstahak değil idik. Kendimiz nasıl azmışsak onları da öyle azdırdık. Yine biz çeşitli gururlarla ve sapkınlıklarla onları azdırdık, onlar da bize ibadet etmek ve bize itaat etmek suretiyle bizi azdırdılar. Onların bizi azdırmaları ile bizim onları azdırmamız karşı karşıya gelmişti. Şimdi hakikat ortaya çıkınca ikisi de bitti.
Şimdi Suçsuz olduğumuzu sana arz ediyoruz. Zaten onlar bize tapmıyorlardı, dediler. (Kasas Süresi 63. ayet) Biz onlardan ve onların ibadetlerinden sorumlu değiliz. Tövbe ederek, pişman olarak sana sığınıyoruz. Üstelik onlar, bize kulluk ettiklerini iddia ettikleri zaman bize tapmıyorlardı, onlar kendi nefis ve arzularına tapıyorlardı. Onlar kendi kalplerindeki arzularının kulları idiler. O arzuların gerçekleşmesi için bize sarıldılar, derler. Kulların da mabutlarından sorumlu olmadıkları daha kat’idir.. Yani mabutlarının yaptıklarında da kulların suçu yoktur.
Onlara ortaklarınızı çağırın denildi, onlar da çağırırdılar, hiç kimse onların çağrısına icabet etmedi. O zaman Allah tarafından müşriklere, inandığınız ve size şefaat etmesini beklediğiniz ortaklarınızı çağırın bakalım, denilir. Onlar da perişan halde bağırarak ortaklarına seslenirler. Fakat Allah’a ortak koşulan ve tanrı kabul edilen kimseler kendi başlarına gelenlerden kurtulmada çok aciz kalmalarından ötürü, kendi şaşkınlıkları içinde oldukları sebepten dolayı bunlara cevap bile veremezler.
Azabı görürler. Müstahak olanlar için indirilen azabı görürler ve Keşke doğru yolu bulsalardı, derler (Kasas Süresi 64. ayet) Onlar bu azabı gördükten sonra, pişmanlık duyarak ve üzülerek, keşke onlar dünyada iken doğru yolu bulsalardı da bugün kendilerini azaptan kurtarsalardı. Biz kendimizi bile kurtaramazken onları nasıl kurtaralım, derler.
Allah o gün onları çağırdığında Peygamberlere ne cevap vermiştiniz? diyecektir (Kasas Süresi 65. ayet)
Allah onları şirklerinden dolayı sorguya çektikten sonra, peygamberlerini yalanlamalarından da sorguya çekecektir. Ey peygamberlerin en mükemmeli bunu onlara anlat. Allah onları çağırdığı zaman, onları azarlayacak ve peygamberler sizi iman etmeye, tevhide gelmeye, amel-i salih işlemeye, sakıncalı şeyleri yapmaktan kaçınmaya, kötülükleri yapmayı terk etmeye çağırdıkları zaman onlara ne cevap vermiştiniz, söyleyin diyecektir.
O gün, onlar için bütün haberler körleşmiştir. Birbirlerine de soramayacaklardır (Kasas Süresi 66. ayet) 0 gün çok şaşkınlaşacakları için, ne dediklerini bilemez olacakları için bütün konuşma yolları kendilerine kapanmış olacaktır, ne diyeceklerini
Şaşıracaklardır, cevap veremeyeceklerdir, kesinlikle bir şey söyleyemeyeceklerdir. Sarhoş gibi olup ne diyeceklerini bilemez olduklarından dolayı birbirleri ile de konuşamayacaklar, kimse bir birine bir şey söyleyemeyecek ve o gün herkes şaşkın, dolaşık, ne yaptığını bilmez halde olacaktır. Her biri bir tarafa dağılacak, sesleri çıkmayacak, hiç birinin bir şey yapması veya bir şey anlaması beklenmez olacaktır.
Fakat, tövbe edip iman eden ve iyi işler yapan kimselere gelince, inşallah onlar kurtulanlardan olurlar (Kasas Süresi 67. ayet)
İşlemiş olduğu günahlardan dönerek, peygamberlerin lisanlarıyla indirilen emirlere uygun olarak Allah’a iman eden ve kitaplarla peygamberlerin söylediklerini tutarak salih ameller yapan kimsenin durumu farklıdır. O insanlar inşallah kurtuluşa eren mutlu insanlardan olurlar. O insanlar Allah katından en büyük sevapları, en yüce mevkileri kazanırlar. Allah’a mülaki olma şerefini ve dar-ı bekayı kazanacakları müjdelenen insanlardan olurlar
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: IV / bkz: 1868-190
