Yedi sebepte ilim ve amel ile kibrin iyileştirilmesi yollarını arayalım ve açıklayalım;
Soyu İle Övünmek: Bu bakımdan kibirlenen kimse, iki şeyi bilmeli ve kendini tedavi etmelidir.
Başkasının Olgunluğu İle Övünmek Bilgisizliktir: Şair diyor ki; Ataların şerefli olanları ile övünürsün ve bunda haklısın .Fakat yetiştirdikleri evlatlara ne dersin?
Soyu ile övünen kimse eğer hasis ise, başkasının olgunluğu ile kendi alçaklığını kapatabilir mi? Eğer övündüğü kimse sağ olsa ona şöyle diyebilir;
Evet ben şerefli insanım, ama sana ne oluyor? Sen benim katımdan ortaya çıkan bir haşere gibisin. İnsan idrarından meydana gelen böcek ile hayvan idrarından meydana gelen böcek arasında fark olur mu? Aradaki fark şereftedir, asalettedir, ondan bundan doğma da değildir.
Gerçek Soyunu Bilmektir: Çünkü onun temeli meni, onun doğacağı şey ise topraktır. Yüce Allah buyuruyor ki; Yarattığı her şeyi güzel yaratan odur. O insanı başlangıçta çamurdan yarattı. Sonra insanın soyunu, bir nutfeden (erkek ve dişi hücreden) bayağı bir sudan yarattı. Sonra Allah onu (şeklini) düzeltip tamamladı ve kendi kudretinden ona ruh koydu (Secde Süresi 7-8-9)
Temeli ayaklar altına alınan, sonra çamuru yoğrulup balçık haline gelen kimse nasıl kibirlenebilir? Çünkü bağlı olduğu şey bütün eşyanın hasisidir.
Ey topraktan adi, leşten daha fena kokulu ve ey balgamdan iğrenç adam denmesinin sebebi bundandır. Eğer uzakla değil, yakın ile övünüyor diyecek olursa cevabım şudur: En yakını olan babası değil midir? Bu sebeple insanın övünmekten yana kendini horlaması icab eder.
Biri toprak biri meni. Asaletin en büyük alçaklığı budur. Aslı ayaklar altında çiğnenirken faslından ancak yıkanmakla temizlenebiliyor. İnsanın asıl soyu işte budur. Soyunun böyle olduğunu öğrenen kimse soyu ile övünemez, hele bu anlatılanları öğrendikten sonra, kibre kesin olarak yaklaşamaz.
Kibir bir tarafa kendini insanların en aşağısı olarak görür. Devamlı olarak kendi adiliğini görür. Basiret sahibi olan aşağısı olanı görür. Devamlı olarak kendi adiliğini görür. Basiret sahibi olan ve aslını toprak olduğunu bilen ve sonradan meniden yaratıldığını bilen kimse katiyyen kibirlenemez.
Güzelliği İle Övünmektir ki bunun iyileştirilmesi de sığır gibi görünüşüne değil, akıllı insan gibi iç durumuna ve ruhuna bakmaktır. İnsan gizli durumlarını araştırdığı zaman kendi güzelliğini gölgeleyecek ve övünmesini def edecek bazı hallerle ve çirkinliklerle karşılaşır. Organlarının her birinde çeşitli pislikler bulunur.
Bağırsaklarında pislik, cinsiyet organında idrar, burnunda sümük, ağız kısmında balgam, kulaklarında kir, damarlarında kan, ayalarında cerahat (irin), koltuklarında ve kasıklarında kıllar vardır. Günde en az iki defa tuvalete gider ve pisliğini kendi eliyle yıkar. Bu haller hepsi hayatında yani yaradılışının ortasında cereyan eder.
Yaradılışı çok daha kötü, idrar yolundan gelen nutfe ve hayız kanı, önce babasının belinden kopup aynı yoldan hayız kanı akıtan rahmine çıkar. Daha sonra dünyaya gelişi de yine aynen sidik yolundandır.
İslam büyüklerinden Enes diyor ki; Ebu Bekir bize hutbe okurken, bizi horlar ve iki defa sidik yolundan çıktınız derdi.
Tavus Halife olmadan önce sallana sallana ve yalpalayarak yürüyen Ömer b.Abdülaziz’i görünce şöyle dedi;
Bu içi pislik dolu olan kimsenin yürüyüşü değildir. İşte insanın önceki hali ve orta hali böyledir. Eğer bir gün kendine bakmayacak olsa, çeşitli yerlerinden pislikler akar ve kokmaya başlar. Hatta kötülükte hayvanları bile geçerdi.
Böyle bir pislikten yaratıldığını, pislikte bulunduğunu, sonunda da bütün leşlerden daha kötü bir şekilde kokacağını düşünen kimse, tabii olarak güzelliği ile övünemez. Onun güzelliği pislikte büyüyen gül gibidir. Bir bakarsın ki rüzgar onu almış götürmüştür. Güzelliği daim olsa ve bu kusurlardan beri olsa, yine de güzelliği ile övünmemesi gerekir. Çünkü çirkin, çirkinliğini giderebilse giderir.
Güzelliğin güzelliği de kendinden değildir. O zaman neden övünsün? Sonra güzelliğin devamı için garanti de yoktur. Hastalık, yara ve buna benzer sebeplerle güzelliği her an kaybolabilir. Öyle güzeller var ki, bazı arız olan şeyler yüzünden çirkinleşmiştir.
Bu hususların bilinmesi, güzelliği sebebiyle kalbe yerleşen övünme hissini söker atar.
Kaynak: İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C: III / bkz: 995-997
