1. Anasayfa
  2. AHİRET HAYATINA İNANMAK

Kimileri Sevinçle, Kimileri Zorla Allah’ın huzuruna Getirilecek. Peki Ya Sen?

İnsan hayatı bir yolculuktur; bu yolculuğun sonunda herkes Allah’ın huzuruna varacaktır. Kimi, dünyada O’nu tanıyıp seven, kulluğunu bilinçle yaşayan bir kalple… Kimi ise yüzleşmekten kaçtığı hakikatle ansızın karşılaşarak. Sevinçle varmak; imanla, samimiyetle ve güzel amellerle mümkündür. Zorla varmak ise ihmallerin, ertelemelerin ve kalbi katılaştıran tercihlerinin sonucudur.


İnsanoğlu için en büyük an, Rabbine kavuştuğu andır. O an, dünya hayatının perdesinin kalktığı, bütün gizliliklerin açığa çıktığı, herkesin gerçek yüzüyle yüzleştiği andır. Peki bu an nasıl yaşanır? Kimileri için tarifsiz bir sevinç, kimileri için ise dayanılmaz bir azap olur.

İşte bu farkı anlamak için Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize ne güzel bir benzetme yapar: Allah sevgisiyle ölenler, efendilerini özleyen bir köle gibi huzura getirilir. Onlar için huzura varmak, en büyük mutluluktur. Ama Allah’a muhalefet içinde ölenler, efendisinden kaçmış bir köle gibi zorla, istemeye istemeye huzura getirilir. Ve onlar için huzura varmak, en büyük azaptır.

Allah Sevgisiyle Ölenlerin Hali

Düşünün bir köle düşünün. Yıllarca efendisine hizmet etmiş, onun her emrini canla başla yerine getirmiş, onun rızasını kazanmak için gece gündüz demeden çalışmış. Ama bir gün efendisi onu yanına çağırmış. Köle, efendisinin huzuruna çıkacak olmanın heyecanıyla titriyor. O huzura varmak, o yüzü görmek, o sesi duymak için sabırsızlanıyor. Ve nihayet, huzura getirildiğinde, efendisi ona bir ödül verecek mi vermeyecek mi, onu düşünmüyor bile. Sadece orada olmak, sadece onun huzurunda bulunmak ona yetiyor, onu mutlu ediyor, onu mest ediyor.

İşte Allah sevgisiyle ölenler de böyledir. Onlar, dünyada iken Allah’a ibadet etmekten lezzet almışlar, O’nu anmaktan zevk duymuşlar, O’nun rızasını kazanmak için gece gündüz çalışmışlar. Onlar için ölüm, sevgiliye kavuşma vaktidir. Onlar için kabir, O’na yaklaşma basamağıdır. Onlar için ahiret, O’nun cemalini görme mevsimidir.

Kur’an-ı Kerim’de bu kullar şöyle müjdelenir: “Onlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Rad Suresi, 28) İşte bu huzurla yaşayanlar, bu huzurla ölürler ve bu huzurla Rablerine kavuşurlar. Onlar için cennet, sadece bir ödül değil, aynı zamanda O’na yakın olmanın mekanıdır.

Mevlana ne güzel söylemiş: “Seven için ayrılık azaptır, kavuşmak bayram. Öyleyse sen de Allah’ı sev ki, ölümün sana bayram olsun.”

Allah’a Muhalefetle Ölenlerin Hali

Şimdi de başka bir köle düşünelim. Bu köle, efendisinden kaçmış, onun emirlerine karşı gelmiş, onun kurallarını tanımamış, onun yolundan ayrılmış. Ama bir gün yakalanmış ve zorla efendisinin huzuruna getiriliyor. Onun yüzüne bakmaya utanan, onun karşısında duramayan, onun huzurunda titreyen bir köle. İşte onun için huzura varmak, en büyük azaptır. Onun için efendisini görmek, en büyük işkencedir.

İşte Allah’a muhalefet içinde ölenler, emir ve yasaklarını kulak ardı edenler, bu zamanda mı hadi canım sende diyenler bu haldedir. Onlar, dünyada iken Allah’ın emirlerine karşı gelmişler, O’nun yasaklarını çiğnemişler, O’nun yolundan yüz çevirmişler. Ama şimdi, ister istemez, zorla, kaçınılmaz bir şekilde O’nun huzuruna getiriliyorlar. Ve o huzur, onlar için cehennem azabından daha beter. Çünkü sevilmeyen bir efendinin huzurunda olmak, en büyük işkencedir.

Kur’an-ı Kerim’de bu kişiler şöyle tasvir edilir “O gün onlar, ateşe sürüklendikçe sürüklenecekler. İşte bu, yalanlamakta olduğunuz cehennemdir.” Yani onlar, ateşe girmeden önce bile azap çekerler. Çünkü Allah’ın huzurunda olmak, O’nun gazabına uğramak, O’nun sevgisinden mahrum kalmak, ateşten daha yakıcıdır.

İşte bu iki son arasında gidip gelen müminin kalbi, tıpkı fırtınalı bir denizdeki gemi gibidir. Bazen sakin sular, bazen dev dalgalar. Bazen huzur, bazen korku. Bazen yakınlık, bazen uzaklık. Bazen iman, bazen gaflet. Bu dalgalanmalar, müminin kalbini sürekli hareket halinde tutar.

Hadis-i şerifte buyrulduğu gibi: “Müminin kalbi, Rahman’ın iki parmağı arasındadır, onu dilediği gibi çevirir.” (Müslim) Yani kalpler, Allah’ın elindedir. O, dilediği zaman çevirir, dilediği zaman döndürür, dilediği zaman saptırır, dilediği zaman hidayet verir. Bu yüzden mümin, her an kalbinin halini kontrol etmeli, her an Allah’tan kalbini sabit kılmasını istemeli, her an “Ya Rabbi, kalbimi dinin üzere sabit kıl” diye dua etmelidir.

“Gemi, denizde ne kadar sallanırsa, müminin kalbi de o kadar sallanır. Ama geminin kaptanı fırtınada direksiyonu sıkı tutarsa, mümin de kalbini sıkı tutmalı, gaflet rüzgarlarına kapılmamalı, şehvet dalgalarına direnmelidir.”

Düşünce ve fitne dalgalarının tokadı, deniz dalgalarından daha güçlüdür. Çünkü deniz dalgası bedeni sarsar, ama düşünce dalgası ruhu sarsar. Fitne dalgası imanı sarsar, itikadı sarsar, kalbi sarsar. İşte bu yüzden mümin, her an uyanık olmalı, her an tetikte olmalı, her an Allah’a sığınmalıdır.

1-) Allah’a kavuşmak ne demektir?

  • Allah’a kavuşmak; ölümle birlikte başlayan ve ahirette kulun Rabbi huzurunda hesaba çekilmesiyle devam eden süreci ifade eder. Bu kavram, Kur’an’da “Rabbine dönüş” ve “Allah’a mülâkî olma” anlamlarında geçer.

2-) Herkes Allah’a kavuşacak mı?

  • Evet. İman eden de inkâr eden de sonunda Allah’ın huzuruna çıkarılacaktır. Bu, ilahi adaletin ve hesap gününün gereğidir. Fark, kavuşmanın şekli ve neticesindedir.

3-) Müminler Allah’a nasıl kavuşur?

  • Hadislerde bildirildiğine göre, mümin kul ölüm anında ilahi rahmet ve müjdeyle karşılaşır. Hz. Muhammed’in aktardığı bir hadiste, “Kim Allah’a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever” buyurulmuştur. Bu, iman ve salih amel sahibi kimselerin kavuşmayı bir müjde olarak yaşayacağını gösterir.

4-) İnkâr edenler için kavuşma nasıl olur?

  • İnkâr ve isyan içinde yaşayan kimseler için kavuşma sevinç değil, pişmanlık ve korku anlamı taşır. Kur’an’da onların hesaba zorla getirileceği, mazeretlerinin kabul edilmeyeceği bildirilir. Bu durum, “zorla getiriliş” ifadesiyle anlatılır.

5-) Allah’a kavuşmayı sevmek ne anlama gelir?

Bu ifade ölümü istemek anlamına gelmez. Asıl anlamı; Allah’ın rızasına uygun bir hayat sürmek, O’nun huzuruna yüz akıyla çıkmayı arzu etmektir. Yani kişi dünyada yaşarken ahiret bilinciyle hareket eder.

6-) Allah’a kavuşmanın sevinçle olması için ne yapılmalı?

  • İman, ihlas ve istikrar temel şarttır. Salih amellerle desteklenen bir iman, kulun Rabbine güven ve umutla yönelmesini sağlar. Bu da kavuşmayı korku değil, vuslat haline getirir.

İbnü’l Cevzi’nin Minhacü’l Kasıdin ve Müfidü’s Sadıkin adlı eserinden derlenerek hazırlanmıştır

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir