Peygamber Efendimiz bu hususla ilgili olarak şöyle buyurmuştur; Kendini beğenip giydiği elbisenin içinde bir sağa, bir sola doğru sallanarak yürüyen kimseyi Allah yerin dibine batırır. Kıyamete kadar orada çırpınır durur. Allah, kibirlenip büyüklenerek sürüte sürüte yürüyen kimseye kıyamet günü bakmaz
Resulüllah bir gün tükürdü ve eliyle tükürdüğünü işaret ederek buyurdu ki; Allah buyuruyor ki;
Ey Ademoğlu, sen beni aciz bırakmak için mi çabalıyordun? Seni ben tükürüğe benzer bir şeyden halkettim. İnsan olduktan sonra iki elbiseme sarındın ve kibirlenmeye başladın.
Şüphesiz sende yerin ağırlığı mevcuttur. Mal kazandın Allah için harcamadın, can boğazına gelince biraz da sadaka vereyim dedin. Halbuki sadaka vermenin zamanı çoktan geçti.
Ümmetim kibirlenerek yürüyüp, Fars ve Rum’u fethettikten sonra aldıkları esirleri kendi hizmetlerinde kullandıktan zaman, Allah onları birbirine düşürür.
Kendi kendine kibirlenerek yürüyen kimse, kıyamette Allah’ın öfkesini kazanmış bir halde onun huzuruna çıkar.
İbn Ethem bir gün süslenmiş bir kıyafetle Hasan-ı Basri’nin yanından geçerken, Hasan-ı Basri onu çağırdı ve şöyle dedi: Ey Ademoğlu! Sanki kabrini geride bırakmış, amelinin karşılığını almış gibi gençliğine kibirleniyor, şekil ve görünüşünle seviniyorsun. Bu tehlikelerin hepsi önündedir.
Kalbine bak! Kalbini düzene koyup temizle. Allah insanların bedenlerine değil, kalplerini düzenlemelerini istiyor
Kaynak: İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C: III / bkz: 941-943
