Nankörlükte ve azgınlıkta ısrar eden insan, yükümlülüğü bildirildikten sonra kendisinin başıboş bırakılacağını, hesaba çekilmeyeceğini ve fiillerinden dolayı cezalandırılmayacağını mı zanneder (Kıyamet Süresi 36. ayet). İşte o böyle sandığından, küfür ve nankörlüğünde ısrar ederek dirilişi ve cezayı inkar etmiş ve kendisine imtihan yurdunda bildirilen emir ve yasaklara uymamıştır.
Kim oluyor da kulluk dairesinden çıkıyor? O değersiz olan rahme dökülen meniden hasıl olan değersiz bir su değil miydi? (Kıyamet Süresi 37. ayet). Sonra o, diğer atıklar gibi bir “asılı” atık oldu. Derken Allah onu yarattı, organlarını şekillendirdi ve ardından onu kuvveti düzeltti (Kıyamet Süresi 38. ayet)
Böylece his ve hareketi olan bir ceset oldu. Sonra ona kuvvet verip ayağa kaldırdı. Ondan da, yani insanın suyundan da kudretinin kemali, hikmetinin ve yaratışının sağlamlığı ile üreyip çoğalmayı sağlamak için erkek ve dişi iki eşi var etti (Kıyamet Süresi 39. ayet). Böylece insanla ilgili olarak tam ve sağlam hikmetini tamamladı.
Sonra Allah Teala yerme ve azarlama yollu olarak insanın nankörlüğünün ve ölülerin diriltileceğini inkardaki ısrarının anlamsızlığına ve anlaşılmazlığına işaret etmek için şöyle buyurur: Şimdi bunları yapan, yani şu değersiz ve pis suretleri yaratmaya ve değiştirmeye gücü yeten, onları mükemmel, harikulade ve türlü kemalleri alıp kabul etmeye kabiliyetli ve ilahi halifeliğe layık hale getiren Allah, diriltmek yaratmaktan kolay iken ölüleri tekrar ve tekrar diriltmeye güç yetiremez mi? (Kıyamet Süresi 40. ayet)
- Evet, ilk olarak yaratmak ve yeniden yaratmak Senin içindir ey eşyayı yaratmaya gücü yeten Allah’ım. Sen dilediğini yapar, istediğine hükmeder, yaptığından sorguya çekilemezsin. Sen övgüye layıksın.
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: VI / bkz: 265-266
