1. Anasayfa
  2. KADINLAR KULÜBÜ

Kızların Sünnet Edilmesi Hakkında


Kız sünneti meselesi, tarih boyunca dinî, kültürel ve toplumsal bağlamlarda tartışılagelmiş; modern dönemde ise insan hakları, tıp etiği ve kadın sağlığı ekseninde yoğun eleştirilere konu olmuştur. Bu makalede, kız sünnetiyle ilgili ileri sürülen dinî rivayetler, tarihsel uygulama örnekleri ve çağdaş bilimsel bulgular mukayeseli biçimde ele alınarak, İslam’ın temel ilkeleri olan adalet, zarar vermeme ve insan onurunun korunması çerçevesinde değerlendirme yapılmaktadır.

Kız Sünneti Konusunda Tarihi Süreç

Kız sünnetiyle ilgili Kur’an-i bir hüküm olmadığı gibi bu konuda görev yükleyici sahih bir hadis de yoktur. Kız sünneti uygulamasının kökeni, İslam öncesi toplumlara kadar uzanmakta olup, farklı coğrafyalarda kültürel bir gelenek olarak varlık göstermiştir. Bu uygulama, bazı bölgelerde dinî bir emir gibi algılansa da tarihsel veriler, kız sünnetinin evrensel ve zorunlu bir dinî uygulama olmadığını ortaya koymaktadır.

Kız sünnetiyle ilişkilendirilen rivayetler, hadis usulü açısından sıhhat ve bağlayıcılık bakımından tartışmalıdır. İslam fıkhında temel prensip, insana zarar veren uygulamaların meşru kabul edilemeyeceğidir. Bu nedenle birçok İslam alimi, kız sünnetinin dinî bir vecibe olmadığı görüşünü benimsemiştir.

Kadın bedeninde klitorisin varlığı, biyolojik olarak cinsel haz ve tatminle ilişkilidir. İslam düşüncesinde evlilik içi cinsellik, karşılıklı huzur ve tatmin temelinde değerlendirilir. Kadının cinsel mutluluğunu ortadan kaldıran ya da zarar veren her türlü müdahale, yaratılış hikmetiyle bağdaşmaz.

Modern Tıp Verileri Işığında Kız Sünneti

Günümüz tıbbı, kız sünnetinin tıbbi bir faydasını ortaya koyamamış; aksine fiziksel ve psikolojik zararlarına dikkat çekmiştir. Bu bağlamda, modern tıp literatürü kız sünnetini gerekli bir sağlık uygulaması olarak değerlendirmemektedir.

Mısır, Sudan ve bazı Arap toplumlarında görülen kız sünneti uygulamaları, çoğunlukla yerel geleneklerin bir sonucu olup, İslam’ın evrensel ilkeleriyle doğrudan ilişkilendirilemez. Kültürel pratiklerin dinî hüküm gibi sunulması, yanlış algılara yol açmaktadır.

İslam hukukunun temel kaidelerinden biri olan “zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur” ilkesi gereğince, bedene kalıcı zarar veren uygulamalar meşru kabul edilemez. Eğer bir uygulama kadının fiziksel ya da ruhsal sağlığını olumsuz etkiliyorsa, bu durum zulüm olarak değerlendirilir.

Kız sünneti meselesi, ne mutlak şekilde dinî bir emir olarak sunulmalı ne de tarihsel bağlamı göz ardı edilerek savunulmalıdır. Bilimsel veriler, etik ilkeler ve İslam’ın temel değerleri birlikte değerlendirildiğinde, kadının onurunu ve sağlığını koruyan bir yaklaşım esas alınmalıdır.

Not: Böyle bir işlemi yaptıracak olan anne ve babalar; kaş yapayım derken göz çıakrtmayın. Zaruri birşey olmadığım gibi sünnet olan bir uygulamada değil. İlla da ben yaptıracam diyorsanız eğer bunun doktor gözetiminde, işinin ehline yaptırmalısınız. Aksine kalıcı zararlar vererek kızın hayatını karartabilirsiniz. İşinin ehline yaptırmayacak olursanız eğer size diyeceğim;

  • Yarım doktor candan;
  • Yarım hocada dinden eder

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir