Kadın bedenine yönelik estetik müdahaleler, modern tıbbın gelişmesiyle birlikte daha fazla tartışılır hale gelmiştir. Klitoropeksi adı verilen cerrahi işlem de bu müdahalelerden biridir. Tıbbî gerekçeler, cinsel işlev problemleri ve estetik kaygılarla yapılan bu tür uygulamalar, insanın yaratılışı, fıtratı ve beden üzerindeki tasarruf hakkı gibi derin soruları da beraberinde getirmektedir. Bu yazıda klitoropeksi operasyonu, tıbbî yönüyle ele alınırken; ahlaki, insani ve tefekküre dayalı bir bakış açısıyla da değerlendirilecektir.
Kadın Anatomisi ve Yaratılıştaki Farklılıklar
Her kadında klitorisin boyutu, şekli ve onu çevreleyen deri yapısı yaratılıştan itibaren farklılık gösterebilir. Bu farklılıklar, tıpkı yüz hatları, ses tonu veya beden ölçülerinde olduğu gibi insan fıtratının bir parçasıdır. Ancak bazı kadınlarda klitorisi çevreleyen derinin yapısı, hem estetik kaygılara hem de cinsel uyarılmanın yeterince sağlanamamasına yol açabilmektedir.
Modern dünyada beden algısının giderek kusursuzluk takıntısına dönüşmesi, bu farklılıkların doğal kabul edilmesini zorlaştırmıştır. İmam Gazâlî’nin ifadesiyle, insan çoğu zaman kendisine verileni değil, başkasında gördüğünü arzuladığı için huzursuz olur. Bu huzursuzluk, bazen bedeni değiştirme isteğine kadar uzanabilmektedir.
Klitoropeksi Nedir?
Klitoropeksi, klitorisin üzerini örten derinin, klitorisi yeterince uyaramadığı durumlarda cerrahi olarak kısaltılması veya alınması işlemidir. Bu operasyonla amaç, klitorisin daha açık hâle gelmesi ve cinsel ilişki sırasında doğrudan uyarılmasının sağlanmasıdır. Özellikle orgazm olamama şikâyetiyle başvuran bazı kadınlara bu işlem, uzman doktorlar tarafından önerilmektedir.
Tıbbî açıdan bakıldığında klitoropeksi, fonksiyonel bir problemi gidermeye yönelik bir müdahale olarak sunulmaktadır. Bazı hekimler bu işlemi, erkeklerde yapılan sünnet uygulamasıyla benzer bir çerçevede değerlendirmektedir. Nitekim modern tıpta benzeri cerrahilerin belirli endikasyonlar altında uygulanması, bu işlemin tıbbî literatürde yer aldığını göstermektedir.
İnsan bedeni, emanet bilinciyle ele alınması gereken bir varlıktır. İbn Kayyım’ın da vurguladığı gibi, beden insanın mülkü değil, kendisine emanet edilmiştir. Bu nedenle bedene yapılan her müdahale, niyet, ihtiyaç ve sonuç bakımından dikkatle değerlendirilmelidir.
Gerçek bir sağlık problemi, kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir durum söz konusu olduğunda yapılan müdahaleler ile; yalnızca estetik beklentiler veya psikolojik yönlendirmelerle yapılan işlemler arasında ahlaki bir fark bulunmaktadır. Hasan-ı Basrî’nin şu uyarısı bu noktada düşündürücüdür: “Dünya seni süsler, ama seni düzeltmez.” Bedenin süslenmesi, kalbin ve aklın ihmal edilmesine sebep olmamalıdır.
Orgazm Problemi ve Psikolojik Boyut
Orgazm olamama problemi her zaman anatomik bir sebepten kaynaklanmaz. Psikolojik faktörler, eşler arası iletişim, mahremiyet algısı ve bilinçaltı kaygılar da bu süreçte belirleyici olabilir. Bu nedenle cerrahi müdahaleler, tek başına mucizevi bir çözüm olarak görülmemeli; kişinin ruhsal, psikolojik ve sosyal durumu da dikkate alınmalıdır. Aksi hâlde beden üzerinde yapılan değişiklik, beklenen huzuru getirmeyebilir.
İslam düşüncesinde beden, Allah’ın insana verdiği bir nimettir. Hz. Ali’nin ifade ettiği gibi, “İnsan kendini küçük görür ama içinde büyük âlemler taşır.” Bedeni yalnızca fiziksel bir varlık olarak görmek, insanın bu derin boyutunu göz ardı etmek olur.
Zaruret, tedavi ve açık bir fayda söz konusu olduğunda yapılan tıbbî müdahaleler ile; sırf beğeni, kıyas ve tatminsizlik kaynaklı değişiklikler aynı kefede değerlendirilmez.
Klitoropeksi gibi cerrahi işlemler, bazı durumlarda tıbbî gerekçelerle uygulanabilir. Ancak bu tür müdahaleler düşünülmeden, aceleyle ve yalnızca modern beden algısının dayatmalarıyla yapılmamalıdır.
