Kabir Konuşur mu? Mümin ve Facire Verdiği Cevaplar
Bu okuyacağınız yazı rüyada ölüyle konuşmak değil, yalan değil, uydurma değil. Bizzat salih kulların, alimlerin görüşü ile kişi öldüğü zaman nelerle karşılaşacağına dair Peygamber Efendimizin hadisleri ve kabir hakkında verdiği gerçekler ile ilgilidir
Ebu Said el-Hudri (r.anh) şöyle anlatıyor: Bir keresinde Resulüllah (s.a.v) namaz kılmak üzere mescide girdiğinde insanların, dişleri görünecek şekilde gülüştüklerini görünce şöyle buyurdu: Eğer sizler zevkleri yarıda kesen ölümü çok hatırlamış olsaydınız bu gördüğüm şeyi yapmanıza engel olurdu. O halde zevkleri yarıda kesen ölümü çokça hatırlayıp anın! Çünkü bir kişi kabre geldiği zaman;
Kabir ona der ki; ben gurbet eviyim, ben yalnızlık eviyim, ben toprak eviyim, ben kurtların eviyim! Mümin kul kabre gömüldüğü zaman kabir ona der ki merhaba, hoş geldin! Benim üzerimde yürüyenler arasında en sevdiğim kimselerdendin. Bugün senden sorumlu kılındığımda ve sen bana geldiğinde sana ne yapacağımı göreceksin!
Sonra kabir onun için gözünün alabildiğine genişler ve kendisine cennetten bir kapı açılır. Facir veya kafir bir kul kabre gömüldüğünde kabir ona der ki; Merhaba yok sana, hoş gelmedin! Üzerimde yürüyenler arasında en sevmediğim kimselerdendin. Bugün senden sorumlu kılındığımda sana ne yapacağımı göreceksin! Sonra kabir onu öyle bir sıkar ki kaburgaları birbirine geçer.
Kabirde Yılanlar, Akrepler ve Azap Simgeleri
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu söylerken parmaklarını birbirine geçirdi ve şöyle devam etti: Ona yetmiş büyük yılan musallat edilir. O yılanlardan birisi toprağa tükürmüş olsaydı dünya yerinde durduğu sürece hiçbir bitki bitirmezdi! Hesap gününe kadar yılanlar onu dişleyip parça parça ederler. Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur.
Belki yılanların sayısının yetmişle sınırlanmış olduğunu duyanlar buna şaşırabilirler. İsyankarlara musallat edilen azap verici şeylerin sayıları onun çirkin hasletlerinin sayısı kadar olur. Bazen bir hasletten kibir, haset, aldatma, riya ve benzeri başka hasletler türeyebilir. Bunların içindeki güçlü olan haslet büyük yılanın, zayıf olan ise akrebin sokması gibi sokar. Kuvvetli ile zayıf arasındaki hasletler ise normal yılanın verdiği eziyeti verirler.
Bize nakledildiğine göre Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Kabir, ölü içine konulduğunda şöyle der:
- Yazık sana ey insanoğlu, benim hakkımda seni aldatan nedir?
- Benim karanlığın, yalnızlığın, kurtların evi olduğumu bilmiyor muydun?
- Yanımdan çalımlı çalımlı yürüyerek geçerken bana karşı seni aldatan neydi?
Eğer ölü iyi biriyse onun yerine kabrin sual cevaplayıcısı cevap vererek derki, ya bu ölü iyiliği emredip kötülüğe engel olan biriyse! Bunun üzerine kabir der ki, o zaman ben onun için yemyeşil bir bahçeye dönüşürüm, cesedi nur olur ve ruhu yüce Allah’a yükselir.
Ubeyd b. Umeyr el-Leysî şöyle söylemiştir: Ölen herkese içinde defnedilmiş olduğu çukuru şöyle seslenir: Ben karanlığın ve yalnızlığın eviyim! Hayatında Allah’a itaatkar olduysan bugün sana rahmet olurum. Eğer hayatında isyankar olduysan bugün sana gazap olurum! Ben, içime itaatkar olarak girenin sevinçli olarak çıktığı, isyankar olarak girenin feryat ederek çıktığı yerim!
Kabirde Salih Amellerin Kişiyi Koruması
Ka’b şöyle demiştir: Salih kul kabrine konulduğunda namaz, oruç, hac, cihat ve sadaka gibi salih amelleri onun etrafını sararlar. Sonra ayakları tarafından azap melekleri gelir. O sırada kılmış olduğu namaz der ki ondan uzaklaşın, ona dokunamazsınız! Namaz kılarken bu ayaklarıyla Allah’ın huzurunda uzun uzun dururdu.
Bu kez azap melekleri ölüye başı tarafından gelirler. O sırada tutmuş olduğu oruç der ki, ona dokunamazsınız! Dünya yurdunda uzun süre Allah için susuz kalırdı. Bu kez azap melekleri gövdesi tarafından ona yaklaşırlar. O sırada yapmış olduğu hac ve cihat der ki, ondan uzak durun! Yüce Allah için canını yordu, bedenini bitkin düşürdü, haccetti, cihat etti, ona dokunamazsınız!
Bu kez elleri tarafından ona yaklaşırlar. O sırada vermiş olduğu sadaka der ki, arkadaşımdan el çekin! O’nun rızasını gözeterek bu ellerden nice sadaka çıkıp yüce Allah’ın eline geldi, ona dokunamazsınız! Sonra ölüye şöyle denilir:
Rahat bir şekilde uyu! Hayattayken de ölüyken de makbul oldun! Bundan sonra ölünün yanına rahmet melekleri gelerek onun için cennetten bir döşek ve yorgan sererler. Kabri gözünün alabildiği noktaya kadar genişletilir. Kendisine cennetten bir kandil getirilir ve yüce Allah onu kabrinden kaldırıncaya kadar onun ışığıyla aydınlanır.
Muhammed b. Sabîh şöyle anlatıyor: Bize nakledildiğine göre kişi kabrine konulup azap gördüğü ve hoşlanmadığı şeylerle karşılaştığı zaman yakınındaki ölüler ona seslenerek derler ki ey bazı dostlarını dünyada bırakan adam, bizim halimizden hiç ibret almadın mı? Bizim senden önce buraya gelmemiz hakkında düşünmedin mi? Sana mühlet verildiği halde bizim amellerimizin kesildiğini görmedin mi? Kardeşlerinin yapamadığı amelleri yapsaydın ya!
Sonra toprak ölüye seslenerek der ki ey dünyanın dış görünüşüne aldanan adam, senden önce dünyanın aldatmış olduğu, sonra da ecelinin kabre götürdüğü yakınlarından birinin toprağın içinde kaybolmasından ibret alsaydın ya! O yakınının omuzlar üzerinde taşınıp sevenleri tarafından kaçınılmaz olarak yerleşmesi gereken eve tevdi edildiğini gördüğün halde ibret almadın
Hasenü’l-Basrî şöyle derdi: İki gün ve gece vardır ki yaratılmışlar onlar gibisini asla işitmemişlerdir:
- Birinci gece kabirdekilerin yanında geçirdiğin gece olup ondan önce öyle bir gece geçirmedin.
- İkinci gece ise kıyamet sabahının gecesidir.
Birinci gün, yüce Allah tarafından cennete veya cehenneme gideceğine dair habercinin sana geldiği gündür.
İkinci gün ise kitabının sağından veya solundan verildiği gündür.
Kaynak: İbnü’l Cevzi / Minhacü’l Kasıdin ve Müfidü’s Sadıkin / C: 2 / bkz: 700-702
