1. Anasayfa
  2. Uncategorized
Trendlerdeki Yazı

Kula Kul Olan; Allah’a Nasıl Kul Olur?


Yüce Allah buyuruyor ki: “(Yerine göre) müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın! (1). Kim Resul’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik! (2).

Şüphesiz ayetlerimizi inkar edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız; onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe, derilerini başka derilerle değiştiririz ki acıyı duysunlar (3).

İnanıp, iyi işler yapanları da, içinde ebediyen kalmak üzere girecekleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onları koyu (tatlı) bir gölgeye koyarız (4)”

“Ve öyle bir günden sakının ki, hiç bir şahıs hiç bir şahıs için bir şey ödeyemez ve hiç bir şahıstan fidye de kabul edilmez. Ve ona şefaatte fayda vermez. Ve onlar yardım da olunmazlar (5).

Ey iman edenler!

Allah’a ve Resulüne itaat edin, işittiğiniz halde O’ndan yüz çevirmeyin (6)” ve “Ve Allah Teala’nın üzerinizde bulunan nimetini ve “işittik ve itaat ettik” dediğiniz vakit Cenab-ı Hak’kın sizi onunla bağladığı ahdini hatırlayınız ve Allah Teala’dan korkunuz (7)”

Yüce Allah: “Acaba siz, bizim sizi boşuna yarattığımızı ve sizin bize gerçekten döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz? (8)”. İbn Kesir bu ayetin tefsirini şöyle açıklamaktadır:

“Acaba siz bizim sizi boşuna yani maksatsız, sizden herhangi bir şey istemeksizin ve bizim bir hikmetimiz de bulunmaksızın yarattığımızı yani sizleri de mükafatı ve cezası olmayacak olan hayvanları yarattığımız gibi anlamsız işler yapmanız ya da oyun oynamanız için yarattığımızı mı sanıyorsunuz? Bizler sizleri ancak ibadet etmek için, aziz ve celil olan Allah’ın emirlerini dosdoğru uygulamak için yarattık ve sizin bize döndürülmeyeceğinizi mi ahiret yurduna dönmeyeceğinizi mi zannettiniz? Bu da yüce Allah’ın ‘İnsan kendisinin başıboş bırakılaverileceğini mi zanneder? (9)’ buyruğunu anlatmaktadır (10)”

Yüce Allah buyurdu ki; “Ey insanlar! Hem sizi, hem de sizden önceki insanları yaratan Rabbinize ibadet ediniz. Böyle yapmakla her türlü zarardan korunmayı ümit edebilirsiniz. (11)”.

“Ömer b. Abdülaziz son hutbesinde Allah’a hamdü sena da bulunduktan sonra şunları söyledi:

Şimdi ey insanlar! Gerçekten siz boşuna yaratılmadınız ve başıboş bırakılmadınız. Sizin ölümden sonra bir dirilişiniz ve dönüşünüz olacaktır. Allah o vakit aranızda hüküm vermek ve haklıyı haksızdan ayırmak için inecektir.

Allah’ın rahmeti dışında kalan, zarar etmiş, hüsrana uğramış, eni göklerle yer kadar olan cennetten de mahrum edilmiş olacaktır. Sizler bugünden çekinip, korkan ve peşini kalıcıyı almak karşılığında veren, çoğa mukabil azı veren, güvene karşı da korkuyu verenler dışında yarın hiç kimsenin güven altında olmayacağını bilmiyor musunuz?

Sizler ölmüş kimselerin soyundan geldiğinizi ve sizden sonrakilerin de kalacağını ve sonunda her şeyi miras alan en hayırlı mirasçıya döndürüleceğinizi bilmiyor musunuz? Hem sonra sizler her gün sabah akşam birilerini aziz ve celil olan Allah’a gönderiyorsunuz. O kişi artık maksadına erişmiş, onun eceli bitmiş oluyor ve nihayet onu yerde açtığınız bir yarığın içerisine gömüp üzerini kapatıyorsunuz.

O çukurda ne bir döşek var, ne de bir yastık. O kişi sevdiklerinden ayrılmış, artık toprağa yaslanmış, hesabıyla karşı karşıya gelmiş, amelinin rehini olarak alınmış, geriye bıraktıklarına ihtiyacı kalmamış ama dünyada iken önden gönderdiklerine muhtaç olarak gitmiş olacaktır. İşte ey Allah’ın kulları, artık onun ahd ve misakları bitmeden ve ölüm musibeti gelip sizi bulmadan önce Allah’tan korkun ve takvalı olun (12)”

“Gerçekten Allah, kendi içlerinden birini, onlara ayetlerini okuması, Onları her türlü kötülüklerden arındırması, Kendilerine kitap ve hikmeti öğretmesi için resul yapmakla, müminlere büyük bir lütuf ve inayette bulunmuştur (13)”.

Siz her şeyi bıraktınız, Allah’ın kitabını terkettiniz, Resulüllah’ın sünnetinden yüz çevirdiniz. Her şey açık açık ortadayken, yol gösterilmişken, yolun sonundaki menzil belli iken, hedef belli iken varacağınız yer cennet yada cehennem iken;

  • Nasıl olur da Allah’ın kitabından Resulüllah’ın sünnetinden yüz çevirirsiniz.

Nasıl olur da tüm bu söylenenlere karşı kulaklarınızı tıkayıp da gözlerinizi kapatırsınız şüpheniz mi var söylenenlerden ? Madem şüpheniz yok Allah Teala “Söz bakımından Allah’tan daha doğru kim vardır! (14) buyruğuna neden aykırı davranıyorsunuz? Sizin diliniz Allah’ı birlerken kalbiniz de onlarca taptığınız ilah var, sözünüz başka tarafa kendiniz başka tarafa gidiyor.

Nitekim Hz Ali diyor ki;

“Münezzeh olan Allah dünyayı, ondan sonrası için yaratmıştır. Hangisinin daha iyi amele sahip olduğunu öğrenmek için onun ehlini orada imtihan etmiştir. Biz dünya için yaratılmadık, onun için çabalamaya emredilmedik. Ona, onunla imtihan edilmek için yerleştirildik. Allah beni seninle, seni de benimle imtihan ediyor. Her birimizi diğerine karşı delil yaptı (15)”.

Nitekim Yüce Allah “Kendilerine kesin ve açık deliller gelmiş ve Resulün hak peygamber olduğuna şehadet etmiş iken, imanlarından sonra küfre sapan bir topluluğu hiç Allah hidayete erdirir mi? Yok, yok! Allah, zalimler güruhunu cennete giden yola koymaz, emellerine kavuşturmaz. Böylelerinin cezası, Allah’ın, meleklerinin ve bütün insanların lanetine uğramaktır (16)”

Geçmiş bölümlerde de anlatıldığı üzere Ebu Talib el-Mekki’nin dediği gibi; Kula kul olan insan nasıl Rabbine kul olsun ifadesi çok doğrudur.

Nitekim Yüce Allah “Allah’ın rıza yolunu tutmuş, o yolda koşan kimse, hiç Allah’ın hışmına uğrayan ve son durağı cehennem olan kimse gibi olur mu? Ne kötü bir yerdir o cehennem! (17)” buyurmaktadır.

Heva ve arzularının esiri olan, varını yoğunu dünya için harcayan, dünya malını toplamak için harcayan, bunu da çalışmak ibadettir gibi bir sözün arkasına saklanıp da yükümlü kılındığı farz görevlerinden sıyrılmak isteyen birisi ile kendini Allah yoluna adamış, varını yoğunu Allah için harcayan iki insanın bir olmayacağı aşikardır. Yüce Allah’ın şu buyruğu ise bunu anlatmaktadır:

“De ki: Murdar ile temiz eşit olmaz. İsterse murdarın çokluğu hoşuna gitsin (18)”. Nitekim Yüce Allah “Allah Teala, iman edip iyi amellerde bulunanlara vaat buyurmuştur ki onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat vardır (19)

Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tağuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürürler. İşte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devamlı kalırlar (20) kafir olanlar ve bizim ayetlerimizi inkar edenler ise onlar cehennem ashâbıdırlar (21)” buyurmaktadır..

“Allah Teala’ya itaat ediniz ve peygambere itaat ediniz ve muhalefetten sakınınız (22). Lakin Rabbine karşı gelmekten sakınanlara Allah tarafından bir ikram olarak içinden ırmaklar akan cennetler var. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah’ın yanında olan mükafatlar, elbette o hayırlı ve iyi insanlar için daha hayırlıdır (23)

Ve kim de Allah Teala’ya ve Peygamberine isyan eder, hududunu tecavüz eylerse onu da içinde ebedi kalmak üzere bir ateşe sokar ve onun için zillet verici bir azap vardır (24)” İşte öyle bir günden sakının ve öyle bir günün sıkıntısından korkun ki “Her ümmetten bir şahit getireceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit getireceğimiz zaman? (25) Allah peygamberleri bir araya toplayıp:

“Sizin tebliğleriniz ümmetleriniz tarafından nasıl karşılandı, nasıl bir cevap aldınız? (26)” buyurduğu zaman halin(m)iz ne olacak hiç düşündünüz mü?

Bölümü şu ayet-i celile ile sonlandırıyorum: “Eğer onlara azap edersen şüphe yok ki, onlar senin kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan yine şüphesiz ki, aziz olan, hakim olan ancak sensin (27). Bunlardan sonra Allah buyurur ki:

“Bu gün o gündür ki, doğruların doğruluğu kendilerine fayda verir. Onlara içinden ırmaklar akan cennetler var. Orada daimi kalırlar. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı ve mutluluk budur! (28)”

Selam hak edenlerin üzerine olsun vesselam…

İsmail Ekinci

(1-Nisa Süresi 165) (2-Nisa Süresi 80) (3-Nisa Süresi 56) (4-Nisa Süresi 57) (5-Bakara Süresi 123) (6-Enfal Süresi 20) (7-Maide Süresi 7) (8-Mü’minun Süresi 115) (9-Kıyame Süresi 36) (10-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:7 / bkz: 479) (11-Bakara Süresi 21) (12-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:7 / bkz: 480) (13-Al’i İmran Süresi 164 ;(14-Nisa Süresi 87) (15-eş-Şerif er-Radi / Nehcü’l Belağa) (16-Al’i İmran Süresi 86-87) (17-Al’i İmran Süresi 162) (18-Maide Süresi 100) (19-Maide Süresi 9) (20-Bakara Süresi 157) (21-Maide Süresi 86) (22-Maide Süresi 92) (23-Al’i İmran Süresi 198) (24-Nisa Süresi 14) (25-Nisa Süresi 41) (26-Maide Süresi 109) (27-Maide Süresi 118) (28-Maide Süresi 119)

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir