1. Anasayfa
  2. Uncategorized
Trendlerdeki Yazı

Kur’an Hakkında Önemli Notlar


Evet “Hamd O Allah’a mahsustur ki kuluna kitabı indirdi ve onun içine tutarsız hiçbir şey koymadı (1)” ve bu Kitap (Kur’an) “İyi davrananlar için hidayet rehberidir, rahmettir (2)” ve o Kitabı (Kur’an-ı) “insanların zihinlerine sindire sindire okuman için zaman zaman gelen Kur’an dersleri halinde indirdik (3)” ve “Biz gerçekten bu Kur’an’da insanlar için nice meseller getirdik (4)”.O zaman sen “Rabbinin yüce adını zikret, fanilere bel bağlamaktan kurtul ve bütün gönlünle yalnız O’na yönel (5)”.

Ve Rabbin yeminle diyor ki; “Hayır! Vakit vakit inen Kur’an’a yemin ederim ki, Eğer anlarsanız bu gerçekten büyük bir yemindir. Bu kitap, pek değerli, şerefli bir Kur’an’dır (6)”

Cevaben buna deriz ki; Ve Rabbin dedi ki “Kur’an okuyacağın zaman, o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın (7)”. Her ne kadar fıkıh ilminde Kur’an-ı Kerim’e abdestsiz dokunamazsın, abdestsiz Kur’an okuyamazsın dese de tefsir ilminde en azından son dönemlerdeki tefsir alimleri hariç geçmişte yaşamış tefsir alimleri bunun tam aksini söylemiştir ki bunlardan biriside İbn Kesir’dir Abdestli Kur’an okumak farz değil ancak sünnettir.

Cevaben buna deriz ki; Üstte de belirtildiği Yüce Allah Kur’an okuyacağın zaman abdest almanı değil Allah’a yani kendisine sığınmanı istiyor. Hayız hali de yüce Allah’ın kadınların fıtratına koymuş olduğu bir unsur ise, bunu bir mazeret olarak göremezsin ve engelleyemezsin.

Yine aynı şekilde hayız halinde olan bir kadını da neden adetlisin, neden kanaman oluyor diye dışlayamayacağın gibi o zaman neden Allah’ın yerleştirmiş olduğu bir fıtrattan, unsurdan dolayı hayız halinde olan bir hanım kardeşimiz Allah’ın kitabına dokunamasın ki?

Oysa maide süresi 6.ayet-i celile de namaz kılacağın zaman abdest almanı ve yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın! Başlarınızı meshedip topuklarınızla birlikte ayaklarınızı da yıkayın! Cünüp iseniz tastamam yıkanın buyurmaktadır. Ancak bu boy abdesti gerektiren durum keyfiyeten meydana gelmişse o zaman lafımız yok ve olamazda ama kendi iradesi ve isteği dışında gerçekleşen bir olaydan dolayı cereyan eden hadise içinde bir hanım kardeşimizi Allah’ın kitabına dokunmaktan, okumaktan alıkoymak sanırım yanlıştır.

Bu konuda daha detaylı bilgi için Ali Rıza Demircan İslam’a Göre Cinsel Hayat adlı kitabına bakabilirsiniz ki birçok konuda kafanıza takılan sorulara cevap bulabilirsiniz.

Bireysel anlamda şahsen ben de Kur’an okurken abdestsiz okuyamıyorum, okumuyorum. Ama abdest alarak Kur’an okursan sünnete göre hareket etmiş olursun. Şunu unutmayın: Kur’an okumak için gönderilmedi. Ama siz sadece okumaya odaklandınız. Abdestsiz Kur’an okunur mu diye sorgularken; namaz kılmayanlar, gıybet edenler, onun bunu hakkını yiyenler hakkında Kur’an ne diyor, toplumu ilgilendiren emir ve yasaklar nelerdir gibi konulara hiç değinmediniz. Çünkü işinize gelmediği için kolayına kaçıyorsunuz

Cevaben buna deriz ki: “Ariflerden bir zat şöyle demiştir: Kul, Kur’an da bütün aradığını bulamadıkça mürid olamaz.

Rivayete göre İbn Mesud (r.a) şöyle derdi: ‘Hiçbiriniz Kurandan başka bir şeyle kendini sorgulamamalıdır. Eğer Kur’an-ı seviyorsa Allah Teala’yıda seviyor demektir. Eğer Kur’an-ı sevmiyorsa Allah Teala’yıda sevmiyor demektir’.

Kur’an sevgisinin bir alameti de Kur’an ehlini sevmek, gecenin değişik vakitleriyle günün aralıklarında Kur’an tilavet etmektir. Sehl b. Abdullah şöyle demiştir:

Allah sevgisinin alameti Kur’an sevgisidir. Allah ve Kur’an sevgisinin alameti ise Allah Resulünü sevmektir. Allah Resulünü sevmenin alameti de sünneti sevmektir. Sünneti sevmenin alameti de ahireti sevmektir. Ahiret sevgisinin alameti de dünyaya buğzetmektir. Dünyaya buğzetmenin alameti de ondan ancak yeteri kadarını ve ahirete ulaştıracak olanı almaktır (8)”

Cevaben buna deriz ki; Anladığına iman edip uygulaman gerektiği gibi, anlamını anlamadığın kapalı olan ayetler hakkında da iman edeceksin ama üzerinde fazla durmayacaksın. Misal Nisa Süresi 34. ayet. Nitekim Resulüllah (s.a.v); Dolayısıyla ondan (Kur’an’dan) bildiğinizle amel edin, bilmediğinizi ise bilenine götürün buyurmuştur.

Fudayl bin İyad demiştir ki: ‘Kim bildikleriyle amel ederse / bildiklerini hayatta uygularsa, Yüce Allah ona bilmediklerini öğretir / bilmedikleri şeyleri öğrenmekle meşgul eder’

.Zatın birisi: Kur’an’dan bir misal okuyup da anlamadığımda kendim için ağlardım. Çünkü yüce Allah:’ bu misalleri ancak bilenler düşünüp anlayabilir buyuruyor. Muhkem ve müteşabih ayetler hakkında daha detaylı bilgi için lütfen A’li İmran Süresi’7. Ayet tefsirine bakınız

Cevaben deriz ki; Bunun hiçbir geçerli tarafı yoktur. Çünkü yüce Allah “Ta ki insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir (Nisa’165).

Yani Allah, müjde ve uyarılarla kitaplarını ve peygamberlerini göndermiş, sevdiği ve hoşnut olduğu şeylerle sevmediği ve hoşnut olmadığı şeyleri açıklamıştır ki, mazeret öne sürmek isteyen hiç kimsenin böyle bir şey yapabilecek durumu kalmasın.

Nitekim yüce Allah şöyle buyurur: Eğer biz, bundan (Kur’an’dan) önce onları bir azapla helak etseydik, muhakkak ki şöyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Bize bir elçi gönderseydin de şu aşağılığa ve rüsvaylığa düşmeden önce ayetlerine uysaydık (Taha’154).

Yüce Allah yine şöyle buyurur: Yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı (Kasas’47) derler (9)”

Nitekim Resulüllah (s.a.v): “Kötülüğün işlenmesinden Allah’tan daha çok rahatsız olan yoktur. Nitekim açık ve gizli fuhşiyatı bu yüzden haram kılmıştır. Övülmeyi Allah’tan daha çok seven yoktur. Allah (c.c) kendisini bu yüzden övmüştür. Mazerete yer bırakmamayı ondan daha çok seven yoktur. Peygamberleri ve kitaplarını müjdeleyici ve uyarıcı olarak bu yüzden göndermiştir (10)”

Cevaben deriz ki; Resulüllah (s.a.v) bunu kesinlikle yasaklamıştır. Emirler bellidir, yasaklar bellidir, yapılması ve yapılmaması gerekenler belli iken ve ahlakınızı Kur’an ile şekillendirmeniz gerekiyorken daha neyin tartışmasını yapacak daha neyin tefsirini yada yorumunu yapacaksın. Üstelik o kadar gerçek alim tefsir etmiş iken. Tartışmak ile düşünmek arasında doğu ile batı kadar fark vardır. Bu ikisini karıştırmayın

Nitekim Resulüllah (s.a.v): Kur’an-ı kendisine göre yorumlayan cehennemdeki yerine hazırlansın buyurmuşken ve Resulüllah (s.a.v) bunu yasaklamışken daha neyin davasını yapıyorsunuz.

Kaldı ki münazaranın bunun ilmi yada başka bir şey olması farketmez birçok zararları varken, neden kendinizi böyle bir tehlikenin içine atıyorsunuz. Kaldı ki Münazaranın-tartışmanın- Zararları başlığında birçok konuyu ele almıştık.

Nitekim Abdülkadir Geylani el fethu’r-rabbani adlı eserinde şöyle söylediği rivayet edilmiştir:

Ey cemaat! Kur’an’dan; hakkında tartışarak değil amel ederek faydalanın. İtikat yalnızca bir kaç kelimedir, ameller ise çoktur. Ona iman edin, kalplerinizle doğrulayın, organlarınızla da uygulayın. Size yararı dokunacak şeylerle uğraşın, eksik ve işe yaramaz birtakım düşüncelere takılmayın.

Cevaben deriz ki; “Kur’an’ı tamamen kendi görüşüne göre dayanarak tefsir etmek haramdır. Zira Resulüllah (s.a.v): Her kim Kur’an hakkında kendi görüşüne göre veya bilgisi olmayan şeylerle konuşursa, cehennemdeki yerini hazırlasın buyurmaktadır.

Peki bu hadis ne demektir diye soracak olursanız eğer; Her im Allah’ın Kitabında kendi görüşüyle bir şey söylerse isabet etse bile hata etmiştir. Çünkü kendisini bilgisi olmayan bir şeyde zorlamış, emrolunmadığı bir yola girmiştir. Dolayısıyla haddi zatında doğruya denk gelse bile hata etmiş sayılır;

Çünkü ona kapısından girmemiştir. Bu,insanlar arasında bilgisizce hükmeden kimsenin verdiği hüküm vakıada doğru ola bile cehennemlik olması gibidir. Fakat günahı, hata etme durumundan daha az olur. doğrusunu en iyi Allah bilir.

Nitekim Allah (c.c) zina isnadında bulunanları yalancılar adıyla anmış ve şöyle buyurmuştur: ‘Madem ki şahitler getiremediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler (Nur’13)’.

Buna göre haddi zatında zina etmiş olsalar bile onlara zina isnadında bulunan kimse yalancıdır. Çünkü o, kendisi bilmiş olsa da söylemesi helal olmayan şeyi haber vermiştir. Zira bu,kişinin bilmediği bir konuya girmesidir. doğrusunu en iyi Allah bilir (11)”

Selam hak edenlerin üzerine olsun vesselam…

İsmail Ekinci

(1-Kehf’1) (2-Lokman’3) (3-İsra’106) (4-Rum Süresi’58) (5-Müzemmil’8) (6-Vakıa Süresi’75…77) (7-Nahl’98) (8-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı (Kutü’l-Kulub) / C:3 / bkz:179) (9-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim (İbn Kesir Tefsiri) / C:3 / bkz:392) (10-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim (İbn Kesir Tefsiri) / C:3 / bkz:392) (11-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim (İbn Kesir Tefsiri) / C:8 / bkz:27)

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir