Kur’an’dan Önce İndirilen İlahi Kitapların Bugünkü Durumu
Kur’an’dan önce indirilen Tevrat, Zebur ve İncil; Allah’ın peygamberlerine gönderdiği hak ve tevhid esaslı ilahi kitaplar idi. Ancak bugün elde bulunan nüshaların hiçbiri, bu kitapların aslı ve ilk indirildiği hali değildir. Tarihî süreç içerisinde bu kitapların asıl nüshaları kaybolmuş, insanlar tarafından yeniden yazılmış, yorumlanmış ve zamanla hurafe ile batıl inançlar içlerine karışmıştır.
İmam Gazalî bu hakikati şu manaya gelen sözlerle ifade eder: “Hak, muhafaza edilmezse batıl ona galip gelir.”
Tevrat’ın Tarihî Süreçte Muhafaza Edilemeyişi
Tevrat, Hz. Musa’dan (a.s) sonra uzun asırlar esaret, sürgün ve dağılma yaşayan Yahudiler tarafından muhafaza edilememiştir. Hatta bazı dönemlerde tevhid inancı zayıflamış, putperestliğe düşüldüğü tarih kitaplarında açıkça yer almıştır.
Bugün elde bulunan Tevrat’ın, Hz. Musa’dan çok sonra bazı din adamları tarafından kaleme alındığı; ancak aslıymış gibi din kitabı kabul edildiği bilinmektedir. Bugünki mevcut Tevrat’ta;
- Peygamberlere yakışmayan isnatlar
- Tevhid ruhuna aykırı hükümler
- Beşerî zaafları ilahi hakikat gibi sunan ifadeler yer almaktadır.
Hasan-ı Basrî’nin şu sözü bu durumu özetler niteliktedir: Kalp Allah’tan uzaklaşırsa, hakikat yerini zan alır.
Zebur’un da Aynı Akıbete Uğraması
Hz. Davud’a (a.s) indirilen Zebur da Tevrat gibi aynı tahrif sürecinden kurtulamamıştır. İlahi kelamın korunması için gereken ilahi teminat bulunmadığından, zamanla aslı kaybolmuş, insan eliyle şekillendirilmiştir.
İbn Kayyım der ki: “Allah’ın koruması olmayan her ilim, zamanla bozulmaya mahkumdur.”
İncil Neden Aslıyla Günümüze Ulaşamadı?
Hz. İsa (a.s), kendisine gelen vahiyleri yazdırmamıştır. Zira:
- 30 yaşında peygamber olmuş
- 33 yaşında peygamberlik vazifesi sona ermiş
- Sadece 3 yıl boyunca tebliğde bulunabilmiştir
Bu kısa süre zarfında köy köy, şehir şehir dolaşmış; son dönemlerinde ise Yahudilerin kışkırtmasıyla Romalı idarecilerin sürekli takibi altında yaşamıştır. Böyle bir ortamda İncil’i yazdırmaya ne zaman ne de imkan bulabilmiştir.
Bugün elde bulunan İnciller: Hz. İsa’ya indirilen vahyin metni değil, insan eliyle yazılmış (uydurulmuş) metinlerdir
Mevlana bu hakikati veciz bir şekilde şöyle ifade eder: Söz kaynaktan uzaklaşırsa, mana eksilir.
İznik Konsülü ve İncil’in Resmileştirilmesi
Bugün kabul edilen dört İncil, M.S. 325 yılında İznik’te toplanan ruhani konsülün kararıyla seçilmiştir. Yüzlerce İncil metni incelenmiş, Hz. İsa’nın (haşa) uluhiyetini savunan metinler tercih edilmiş, diğerleri imha edilmiştir.
Böylece Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu iddiası, Hz. İsa’dan yıllar sonra bir meclis kararıyla kabul edilmiştir. Bu durum, bugünkü İncillerin Hz. İsa’ya indirilen İncil ile yakından uzaktan alakası yoktur
Tahrif Edilen Kitaplara İman Nasıl Olur?
Bir Müslüman olarak biz:
- Tevrat, Zebur ve İncil’in aslen ilahi kitaplar olduğuna iman ederiz. Ancak bugünkü nüshalarının aslı olmadığını kabul ederiz
- Bununla beraber önceki ilahi kitaplara iman etmekle beraber, amel, emir ve yasaklar konusunda sadece semavi kitapların sonuncusu Kur’an-ı Kerim2e göre amel ederiz.
Bu kitaplarda:
- Kur’an’a uygun olan hükümleri vahiy kalıntısı kabul ederiz
- Kur’an’a zıt olanları sonradan eklenmiş sayarız
- Ne uygunluğu ne de zıtlığı belli olmayan konularda ise sükût ederiz
İbn Abbas’ın rivayet ettiği hadis bu ölçüyü netleştirir. Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Ehl-i kitabın sözlerini ne tasdik edin ne de tekzip edin…”
Kur’an’ın Nüzûlü ve Benzersiz Muhafazası
Kur’an, 23 yıl boyunca ayet ayet, sure sure indirilmiştir. Peygamber Efendimiz:
- Ayetleri sahabeye okumuş
- Sahabeler ezberlemiş
- Vahiy kâtipleri yazmıştır
Ayetlerin Kur’an’daki yeri bizzat Cebrail (a.s) tarafından bildirilmiştir. Her Ramazan Kur’an karşılıklı okunmuş, son Ramazan’da bu okuma iki kez yapılmıştır. Böylece Kur’an son şeklini almıştır.
Mushaf’ın Toplanması ve Tahriften Korunması
Hz. Ebu Bekir döneminde Zeyd bin Sabit başkanlığında kurulan komisyonla Kur’an tek cilt hâline getirilmiş, Hz. Osman döneminde çoğaltılarak İslam beldelerine gönderilmiştir.
Bugün yeryüzündeki tüm Kur’an’lar aynıdır. Milyonlarca hafızın kalbinde ezberlenmiş, milyonlarca dilde her gün okunmaktadır.
Ebu Talib el-Mekkî der ki: “Allah’ın koruduğu kelam, kıyamete kadar diri kalır.”
Kur’an’ın İlahi Teminatı ve korunması
Kur’an’ın korunmasının asıl sebebi, Allah’ın bizzat koruma vaadidir: “Şüphesiz bu Kur’an’ı biz indirdik ve onu mutlaka koruyacak olan da biziz (Hicr, 9)”
Kur’an, lafız ve mana bakımından kıyamete kadar mucize olarak kalacaktır. İşte bu yüzden, Allah’ın son kelamı olan Kur’an, insanlık için eşsiz, benzersiz ve vazgeçilmez bir ilahi rehberdir.
