1. Anasayfa
  2. KUTSAL KİTAPLARA İNANMAK

Kur’an Okumanın Manevi Yönleri


Kur’an-ı Kerim okumak, sadece dilin harfleri telaffuz etmesi değil, ruhun Kelam-ı Kadim ile buluşmasıdır. Bu buluşmanın, insan ruhuna hakim olması ve onu manen yüceltmesi için kalbin, aklın ve dilin uyum içinde çalışması gerekir.

Kur’an okurken manevi yükselişi sağlamak için dikkat edilmesi gereken on temel husus:

1. Ulviyeti Anlamak: Okuduğumuz kelamın azametini idrak etmekle başlamalıyız. Kur’an, öyle bir yüke sahiptir ki: “Eğer biz Kur’an’ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak o dağı, Allah korkusundan baş eğmiş ve parçalanmış görürdün…” (Haşr, 21). Allah, dağların bile çekemeyeceği bu yükü, insana verdiği kabiliyetle taşıtmaktadır.

2. Mütekellimi Tazim: Kur’an okuyan kişi, okuduklarının bir beşer sözü değil, alemlerin Rabbi olan Allah’ın kelamı olduğunu sürekli hatırlamalıdır. Bu bilinç, okuyuşa derin bir hürmet katar.

3. Kalp Huzuru: Kur’an’ı, nefsin dedikodularını ve dünya meşgalelerini terk ederek, kalp huzuru içinde okumak esastır.

4. Tedebbür (Düşünmek): Kur’an okumanın ana maksadı, ayetler üzerinde derinlemesine düşünmek, ders ve ibret almaktır. Hazret-i Ali’nin dediği gibi: “Anlamadan yapılan ibadette, düşüncesiz yapılan kırâette hayır yoktur.” Bu nedenle Kur’an’ı yavaş okumak (tertîl), düşünmeye imkan verdiği için sünnettir.

5. Tefehhüm (Anlamaya Çalışmak): Okunan kısmın manasını imkan nispetinde anlamaya çalışmak, okuyuşun temelidir. Anlamadan tefekkür (derin düşünme) gerçekleşemez.

6. Anlayışa Mani Olan Hallerden Uzaklaşmak: Kur’an’ın hakikatlerini görmeye perde olan manevi engelleri kaldırmak gerekir:

  • Bazı fikirlere körü körüne bağlanmak, Kur’an’daki inceliklerin keşfine mani olur.
  • Kibir, günahta ısrar etmek veya dünyanın geçici heveslerine dalmak, hakikatlerin kalbe inmesine engeldir.
  • Kur’an tercümelerini okuyup, bütün mananın o zahiri sözlerden ibaret olduğunu zannetmek, kalbi bozar ve Kur’an’a karşı hürmeti zedeler. Kur’an’ın gerçek manası, yalnızca tercümeyle sınırlı değildir.

7. Kendini Muhatap Etmek: Kur’an okuyan kişi, bütün hitaplarda kendinin kastedildiğini kabul etmeli, Kur’an’a nefsini muhatap ederek okumalıdır. “Ey İman Edenler!” denildiğinde, hitabın doğrudan size yapıldığını hissetmelisiniz.

8. Teessür (Duygulanmak): Kalbin, ayetlerin manasından derinlemesine duygulanıp müteessir olmasıdır:

  • Azap ayetlerini okurken, hemen ölecekmiş gibi korkudan küçülmeli ve ürpermelidir.
  • Rahmet ayetlerinde neşelenip, uçan kuş gibi sevinmelidir.
  • Allah’ın yüceliğini bildiren ayetlerde başını eğmeli ve azamet-i ilâhiyeyi düşünmelidir.
  • Kafirlerin iftiralarını okurken utanmalı ve o sözlerden dolayı içinden müteessir olmalıdır.
  • Tertîl ile harflerin hakkını vererek okumak.
  • Manaların tefsirini yapmak.
  • Okunanın etkisi altında kalarak kendine çeki düzen vermektir (ders almaktır).

9. Terakki (Yükseliş): Kur’an’ı, sanki onu Allah Teâlâ’dan dinliyormuşçasına ruhen yükselerek okumaktır. Bu, kul ile Yaratıcı arasındaki perdenin kalktığı anın hissini taşır.

10. Teberri (Nefsi Terk Etmek): Kendi güç ve kuvvetinden, nefsine olan itimattan ve iltifattan tamamen vazgeçmektir.

  • Salihler için olan müjde ayetlerini okuduğunda, kendini o salihler içinde görmemeli, ancak o nurlu kafileye katılması için Allah’a yalvarmalıdır.
  • Asi ve günahkârları yerdiği ayetleri okuduğunda ise, kendini de o âsi kullar içinde saymalı, korkarak Allah’ın rahmetine sığınmalı ve tövbe ile istiğfar etmelidir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir