Kur’an’da Toplumsal Helak ve Ferdî Sorumluluk
Zaman içerisinde devletler kurulur, devletler yıkılır. Yahudiler de yükselir ve çöker; tıpkı Kur’an’ın, surenin başında bu hususu açıkladığı gibi. Aynı şekilde dünya, Yahudiler’in dışındaki diğer insanlarla da döner. Ancak insan, kendinden öncelikli olarak sorumludur. Eğer düşünürse doğru bir yol tutar, yok eğer avare avare dolaşırsa, doğru yoldan sapar.
İsra Suresi’nin Uyarıları
“Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur ve kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiç-bir günahkar, başkasının günah yükünü üstlenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) ezâ edecek değiliz.” (İsra Suresi 15)
Zenginliğin Azgınlığa Dönüşmesi
Bu, hem fertler hem de toplumlar ve halklar için geçerli bir kanundur. Bununla birlikte Kur’an-ı Kerim burada, şu hususu da ortaya koymaktadır: Refah ve bolluk içinde olan varlıklı azgın bir kimse, bulunduğu toplum içerisinde fesatı, bozgunculuğu ve kaosu destekleyen ilk kimsedir. Refah ve bolluk içinde yaşayan varlıklı azgın kimseler, adetâ hastalık taşıyan ve yayan sivrisinekler gibidirler. Onlara itaat etmek ve boyun eğmek ise, cehenneme giden yolda atılan bir adımdır.
“Bir ülkeyi helak etmek istediğimizde, o ülkenin zenginlik sebebi ile şımarmış elebaşlarına (iyilikleri) emrederiz. Ama buna rağmen onlar orada kötülük işlerler. Böylece o ülke, helâke müstahak olur ve biz de orayı darmadağın ederiz. (İsra Suresi 16)
Kaynak: Muhammed Gazali Kur’an’ın Konulu Tefsiri / bkz: 356
