Livata Günahının Hükmü ve Tövbe Konusunda İki Görüş
Cennete Giremeyeceği Görüşünü Savunanların Dayanakları
Şeyhu’l İslam’dan aktarılan birinci görüş, livata fiilinde mefûl (pasif) konumda olan kişinin cennete girmekte zorlanacağını hatta giremeyeceğini savunur. Bu görüşün dayanakları, günahın sebep olduğu manevi kirliliğin ağırlığına odaklanır:
Peygamber (s.a.v)’in “Veled-i zina (zina ürünü çocuk) olan kimse cennete giremeyecektir” hadisine dayanılır (Bu hadisin sıhhati ve yorumu tartışmalıdır).
Veled-i zina, kendi suçu olmadığı hade pis bir nutfeden yaratıldığı için şerrin ve çirkefliğin mahalli olarak kabul edilir. Haram üzere yetişen bedenin Cehennem ateşine daha evla olduğu belirtilir.
Bu görüşü savunanlar, livata fiilinde mefûl konumunda olan kişinin, veled-i zinadan daha şerli, daha alçak, daha çirkef ve daha ahlaksız durumda olduğunu ileri sürerler. Böyle bir kimse için hiçbir hayırda muvaffak olmaması ve hayırla arasına engel konulması yakışık alan bir hâl olarak görülür.
Allah’ın Rahmeti ve Samimi Tövbe (Tahkik Görüşü)
İkinci ve daha kapsayıcı olan tahkik (inceleme/doğrulama) görüşü, Allah’ın rahmetinin genişliğine ve samimi tövbenin gücüne vurgu yapar.
Allah Teala, Zümer Suresi 53. ayette genel bir hükümle bütün günahları affedeceğini garanti etmiştir:
- “De ki: Ey kendilerinin aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer, 53)
Tövbe, şirk koşma, adam öldürme, sihir, küfür gibi en büyük günahları dahi silip yok ettiğine göre, zina veya livata günahını giderme konusunda da yetersiz kalmayacaktır.
Bu affa mazhar olmanın şartı, kişinin samimiyetle tövbe etmesidir. Kişi, livata imtihanına tabi tutulmuş olsa dahi:
- Tövbe eder ve içtenlikle Allah’a yönelirse.
- Samimiyetle tövbe eder ve salih amel işleme konusunda kararlılık gösterirse
- İşlediği kötülükleri iyiliklerle değiştirirse (günahı takip eden iyilikler).
- Üzerindeki utanç kirlerini itaat ve ibadetlerle arındırırsa, gözünü ve namusunu haramdan korursa.
Böyle bir kimse mağfirete mazhar olup cennetliklerden olur. Çünkü günahtan tövbe eden kimse adeta hiçbir günahı kalmamış gibidir.
Bu meseledeki tahkik, kişinin hayatının son anındaki haline bağlıdır:
- Kişi samimi tövbeye ve salih amele muvaffak olursa, kötülüklerini iyiliklerle değiştirebilirse, mağfirete mazhar olur.
- Eğer mefûl konumunda olan kimse, büyüklüğünde, küçüklüğünde olduğundan daha şerli bir durumdaysa (yani tövbe etmeye ve salih amel işlemeye muvaffak olamadıysa ve kötülükleri iyiliklerle değiştiremediyse), ölüm anında kendisini cennete sokacak bir sona erişmekten oldukça uzaktır. Çünkü Allah kötülüğü bir başka kötülük ile cezalandırır.
İlahi adalet ve hikmet, iyiliği başka bir iyilikle mükafatlandırdığı gibi, kötülüğün cezasının da katlanarak artmasına izin verir. Bu nedenle, samimi ve ihlaslı tövbe, her günah için yegane kurtuluş yoludur.
