Maun Suresi 2 ve 3. Ayetin Meali: Bu zat yetimi itip kakıyor; Ve yoksula yedirmeyi özendirmeyen!
Maun Suresi 2 ve 3. Ayetin Tefsiri: Arapça kökenli bir kelime olan yetim, sadece babası vefat etmiş bir çocuğu değil, aynı zamanda “emsalsiz ve tek olan inciyi” de ifade eder. İslam nazarında her yetim, topluma emanet edilmiş paha biçilemez bir değerdir. Ancak Maun Suresi’nde tarif edilen o “bedbaht” karakter;
- Yetimin korunmaya muhtaç kalbine şefkatle yaklaşmaz.
- Yetimi sadece ihmal etmekle kalmaz, onu itip kakar, azarlar ve en kötüsü onun maddi/manevi hukukunu çiğneyerek hakkını gasp eder.
Miskin ve Fakir Arasındaki Fark
İslami sosyal hukuk, ihtiyaç sahiplerini durumlarına göre ikiye ayırarak yardımın önceliğini belirler:
- Miskin: Temel ihtiyaçlarını karşılayacak hiçbir şeyi olmayan, çaresizliği nedeniyle “yerle bir olmuş” (sükûn bulmuş) yoksuldur.
- Fakir: Kıt kanaat de olsa bir geçimi olan ancak yine de desteğe ihtiyaç duyan kişidir.
Gerçek mümin, her ikisine karşı da sorumludur; ancak dini yalanlayan kişi, bu yoksulların doyurulması için kılığını kıpırdatmadığı gibi, başkalarını teşvik etme zahmetine de girmez.
İbadet ile ahlak arasındaki kopmaz bir bağ vardır. Eğer bir kişi;
- Din gününü (hesabı) ciddiye almıyorsa,
- Yetimin hakkını gasp ediyorsa,
- Yoksulun doyurulması için sosyal bir çaba içinde değilse;
Bu kişinin kıldığı namazın içini boşalttığı ve gerçek kulluktan uzaklaştığı vurgulanır. İslam’a göre namaz, kişiyi fahşadan (kötülükten) ve münkerden (fenalıktan) alıkoymak zorundadır. Yetimi itip kakan bir elin, namazda Allah’ın huzuruna kalkması büyük bir çelişkidir.
Ayet, sadece “doyurmamayı” değil, “doyurmaya teşvik etmemeyi” de yerer. Bu, sosyal bir duyarlılık çağrısıdır. Bir mümin sadece bireysel olarak iyi olmakla yetinemez; toplumdaki adaletsizlikleri gidermek için bir örgütleyici, bir teşvikçi ve bir vicdan sesi olmak zorundadır.
Maun Suresi bize şunu haykırır: Yetimin feryadını duymayan bir kulak, ilahi seslenişi de doğru anlayamaz.
