Maun Suresi Mekki bir suredir. 7 ayettir. Adını son ayetindeki, maun kelimesinden almıştır. Kur’an’a göre (107.) suredir.
Metinde işaret edilen kişinin dini (ceza/hesap gününü) yalanlayan bir zat olması sebebiyle, onun mümin veya münafık olma ihtimali yoktur. Bu kişinin kıldığı namazın içeriği şöyledir:
- Bu namaz, kişiyi öldükten sonra tekrar dirilmeyi inkâr etmekten, ahiret gününü yalanlamaktan, kul hakkı yemekten ve özellikle yetimleri azarlamaktan alıkoymuyor.
- En ufak bir iyilik (maun) yapacak kadar dahi olsa, kalbini yumuşatmıyor.
Bu durum, namazın, sahibinin aşırılıklarına ve kötülüklerine engel olma (Kur’an’ın ifadesiyle kötülükten alıkoyma) gibi önemli bir fonksiyonunu yerine getirmediğini açıkça göstermektedir. Ancak samimiyetle, yalnızca Allah için kılınan namazın, kılan kişiyi bütün aşırılıklardan ve kötülüklerden uzaklaştırmak gibi hayati bir fonksiyonu vardır.
Anlaşılıyor ki, Allah’a kulluk bağlamında eda edilmesi gereken namaz, gaflet içerisinde ve gösteriş maksadıyla tekrarlanan, muhtevasız ve etkisiz hareketler mecmuası değildir. Hem namaz kılıp hem de namazın amacına tamamen aykırı olarak gayr-i ahlaki davranışlarda bulunmak (zulüm, kul hakkı, cimrilik), kişiyi sadece Allah’tan uzaklaştırır.
Dinî inanç ve uygulamalar, birbirinden ayrılmaz bir bütündür.
- Dinin bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr eden kişi, Allah’a iman etmiş sayılmaz. İmansız İslam (itaat) veya İslamsız İman (ibadetsiz inanç) düşünülemez.
Allah katında makbul ve sahibine yarar sağlayacak ibadetler şunlardır:
- Allah’a, Peygamberlere ve ahiret gününe iman eden kimselerin, samimiyetle, takva bilinci ile ve sadece Allah’a boyun eğerek yaptıkları ibadetlerdir.
