Günahların Sonucu: Duadan Mahrum Kalmak
Günahların insan üzerindeki etkileri her zaman hemen fark edilmez. Bazı sonuçlar vardır ki, maddî bir iz bırakmaz; fakat manevî hayatta derin boşluklar oluşturur. Bunlardan biri de, Resûlullah’ın (s.a.v) ve meleklerin duasından mahrum kalmaktır.
Oysa dua, mümin için yalnızca bir istek değil; ilahî rahmetle bağ kurmanın en güçlü yollarından biridir. Bu bağ zayıfladığında, kalpte bir yalnızlık ve uzaklık hissi oluşur.
Peygamber Efendimizin ve Meleklerin Müminler İçin Ettiği Dua
Yüce Allah, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v), mümin erkekler ve mümin kadınlar için mağfiret dilemesini emretmiştir. Bu, Allah katında iman ehlinin ne kadar değerli olduğunun açık bir göstergesidir.
Aynı şekilde Kur’an-ı Kerîm’de, Arş’ı taşıyan ve onun çevresinde bulunan meleklerin de iman edenler için sürekli dua ettikleri bildirilir. Bu dua, yalnızca sözden ibaret değil; ilahî rahmetin harekete geçmesine vesile olan büyük bir lütuftur.
Kur’an’da bildirilen bu duada melekler şöyle niyaz ederler: “Arşı yüklenenler ile onun çevresinde bulunanlar rablerini hamd ile tesbih ederler, O’na iman ederler ve müminlerin bağışlanmasını dilerler: “Ey rabbimiz! Sen, rahmetin ve ilminle her şeyi kuşattın. Tövbe edenleri ve yolundan gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru (Mü’min Suresi 7. ayet)”
Bu dua, samimiyetle tövbe eden, Allah’ın kitabına ve Resûlü’nün sünnetine yönelen müminler içindir. Ardından melekler, yalnızca bireyi değil; ailesini, neslini ve sevdiklerini de kuşatan bir rahmet talebinde bulunurlar. Bu, imanın insanı sadece kendisi için değil, çevresi için de sorumluluk sahibi kıldığını gösterir.
Kimler Bu Duanın Dışında Kalır?
Ne var ki bu ilahî duanın muhatabı olabilmek için bazı temel nitelikler gerekir. Tövbeden uzak duran, ilahî rehberliği önemsemeyen ve kendi yolunu yeterli gören kimseler, bu rahmet çağrısının dışında kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Böylesi bir mahrumiyet, çoğu zaman fark edilmez; çünkü kişi dua beklemeyi de istemez hale gelir. Kalbin en tehlikeli hastalıklarından biri de işte budur: Rahmete ihtiyaç hissetmemek.
İlahi Rahmete Mazhar Olmak
Kişinin kötü akıbetten korunması, Allah’ın rahmetine eriştiğinin en açık göstergesidir. Ve bu, gerçek kurtuluştur. Bu yüzden mümin, yalnızca günahlardan sakınmakla yetinmez; aynı zamanda rahmete layık bir kul olmanın yollarını arar. Tövbe, istikamet ve samimiyet bu yolun en temel taşlarıdır.
Bu ayetler bize şunu hatırlatır: Allah’ın rahmeti geniştir; fakat bu rahmete yönelmek kulun iradesini ve yönelişini gerektirir. Meleklerin duasına dahil olmak, bir ayrıcalık değil; bilinçli bir kulluğun doğal sonucudur.
Rabbimiz bizleri, duası edilenlerden eylesin; duadan mahrum kalanlardan değil. Yardım ve hidayet yalnız O’ndandır.
