Kulağıma geldiğine göre Muaz b. Cebel, Resulüllah zamanında bir şeytan yakalamış. Kendisine giderek “Kulağıma gelmiştir ki sen Peygamber zamanında bir şeytan yakalamışsın” dedim.
Muaz şunları anlattı: “Evet, tuttum. Hz. Peygamber bana zekat hurmalarını teslim etmişti. Ben onu bir odam vardı, oraya koydum. Fakat her gün orada eksildiğini görüyordum. Bu durumu Allah’ın Resulüne arz ettim. Bana “O şeytanın işidir, onu gözle” dedi. Onu geceleyin bekledim.
Gecenin bir kısmı geçtikten sonra o bir fil suretinde geldi. Kapıya yaklaşınca başka bir şekle bürünerek kapının deliğinden geçti. Hurmaya yaklaşarak yemeye başladı. Elbisemi üzerine atarak onu yakaladım ve “Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yok, Muhammed Allah’ın kulu ve Resulüdür” dedim ve devamla;
“Ey Allah’ın düşmanı! Sen sadaka hurmalarına geldin, onu mu alıyorsun? Halbuki fakirler senden daha fazla hurmalara müstahaktır. Kesinlikle seni Resulüllah’a götüreceğim. o da seni rezil edecektir” dedim. Bunun üzerine o bana bir daha gelmeyeceğine dair söz verdi.
Sabahleyin Rasûlullah’a gittim. Bana “Esirini ne yaptın?” diye sordu. Ben de “Bana söz verdi, gelmeyecektir” dedim. Hz. Peygamber “O gelecektir, bekle onu!” dedi. İkinci gece yine onu bekledim. Aynen geldi. Ben de onu, aynı şekilde yakaladım. Bana bir daha gelmeyeceğine söz verdi. Ben de onu bıraktım.
Sonra Resulüllah’a gittim, baktım ki birisi “Muaz nerede?” diye bağırıyor. Hz. Peygamber’in yanına varınca “Ey Muaz! Esiri ne yaptın?” dedi. Ona durumu anlattım. Yine Resulüllah bana “O gelecektir, kendisini gözetle” dedi. Üçüncü gece onu bekledim. Yine geldi, tekrar yakaladım ve “Ey Allah’ın düşmanı! Bana iki defa söz verdin. Bu üçüncüsü oluyor. Kesinlikle seni Resulüllah’a götürüyorum. O seni rezil edecektir” dedim.
Bana “Ben çoluk çocuk sahibi bir şeytanım. Nusaybin’den buraya geldim. Eğer oradan buraya kadar bir şey bulsaydım sana gelmezdim. Biz. arkadaşın peygamber oluncaya kadar bu şehirdeydik. Peygamber’e inen iki ayet bizi buradan kaçırttı. Biz Nusaybin’e gitmek zorunda kaldık. O iki ayet nerede okunursa şeytanlar oraya giremezler. Eğer beni bırakırsan sana o iki ayeti öğretirim” dedi.
Ben de “Tamam” dedim. “O ayetler, Ayete’l-Kürsi ile Bakara suresinin sonu olan Amenerrasulu ayetleridir” dedi. Bunun üzerine onun yakasını bıraktım. Sonra olanları Hz. Peygamber’e anlatmak için gittim.
Hz. Peygamber’in münadisi “Muaz b. Cebel nerede?” diye bağırıyordu. Hz. Peygamber beni görünce “Esirini ne yaptın?” dedi. Ben de “Ey Allah’ın Resulü bana şu şu ayetleri öğrettiği için onu bıraktım” dedim. Hz. Peygamber “Habis doğru söylemiş” dedi. Ondan sonra bu iki ayeti okumaya devam ettim. Hurmalar bir daha eksilmedi
Kaynak: Muhammed Yusuf Kandehlevi / Hayatü’s Sahabe / C: IV / bkz: 342-343
